MİRZA: Fidan kilerde çırpınıyordu. Dışarıda bir alay haysiyetsiz orospu çocuğu toplanmıştı ve hepsinin ortak bir çıkarı vardı: Benim ölmem. Eğer ben ölürsem Narin Fırat’a kalırdı, Fidan da Berkan’a. Temiz plan… Fidan’ı kucakladım, boş kilerin kenarına getirdim. Dışarı çıkıp kapıyı kilitlediğimde, Fidan, çığlık çığlığa bağırıp kapıyı yumruklarken tek duam vardı: Allah’ım benim ömrüm şimdi bittiyse eğer, yalvarırım onu koru, kimsenin eline bırakma.” Fidan’ın kapının arkasından gelen boğuk çığlıklarını duymazdan gelmeye çalışarak, ağır adımlarla kapıya yaklaştım. Fırat olacak adi şerefsizin sesi gecenin içinde yankılanıyordu:” Mirza Kutlubey! Azıcık şerefin varsa dışarı çıkarsın!” Sesi havayı yırtan kurşun sesi noktalıyordu. Kapıyı açtım. Dışarı çıktım. Fırat bağırıp çağırıp ortalığı yırtar

