Duş alıp dinlendikten sonra salona geçmiştik. Akşamın laciverti, pencereden yavaş yavaş içeri sızıyor, odanın içindeki sıcak ışığı yumuşatıyordu. Atahan ile kanepede oturmuş, sessizce bir film izliyor, onun kolunun ağırlığını omzumda, tenimin sıcaklığını tenimde hissediyordum. Bu anlar, benim için en değerli hazinelerdi. Dışarıdaki tüm tehlikeler, tüm belirsizlikler, bu dört duvarın arasında eriyip gidiyordu. Elimi, onun göğsündeki o bildik sert, ama bir o kadar da güven verici dövmesinin üzerinde gezdiriyordum. Her şey mükemmeldi. Ta ki cep telefonumun keskin zili bu huzur dolu sessizliği paramparça edene kadar. Çekinerek elimi çektim ve çantamdan telefonumu çıkardım. Ekranda okul müdürümüzün ismini görünce içimi hafif bir sıkıntı kapladı. Bu saatte araması pek hayra alamet değildi.

