Arabada geçen yolculuk çok sessizdi. Atahan'ın yanında, camdan dışarıyı izliyordum. Tişörtümün altındaki cihaz soğukluğunu hâlâ hissettiriyordu. Park ettik. Atahan, öpecekmiş gibi yaptı ama son anda geri çekildi. Sadece elimi tuttu, sıktı. "Dikkat et," dedi, sesi gergin. "Dikkat edeceğim," diye fısıldadım, elimi çektim. Kapıyı açıp dışarı adım attım. Soğuk hava yüzüme çarptı. Kafeye girdim. Hüseyin köşede oturuyordu. Gerçekten değişmişti. Sakallarını uzatmış, gözlerinin altı morarmıştı. Hafifçe ayağa kalktı, sonra oturdu. Ben de karşısına oturdum. "Merhaba," dedim, soğukça. "Merhaba Yaren. Geldiğin için teşekkürler." "Buyur. Benimle konuşmak istediğin şey ne Hüseyin? Telefonda Melis'ten bahsetmiştin. Korkuyormuşsun." Hüseyin derin bir nefes aldı, ellerini masaya koydu. "Aslında seni

