Sabahın serinliğini üzerimde hâlâ hissediyordum. İnce, krem rengi bir hırka aldım sırtım üşümesin diye. Lojmanın içi dardı, kalabalıktı ve bu kalabalığın içinde nefes almak gitgide zorlaşıyordu. Kahvemi alıp balkona çıktım. Gökyüzü pusluydu ama güneş inatla aradan kendini göstermeye çalışıyordu. Lojmanların arasında, karşı cephede biri yürüyordu. Elindeki telefonla meşguldü. Üniforması rüzgârda hafifçe savruluyordu. Tanımam uzun sürmedi. O yüzü, o duruşu bir kez görmüş biri kolay kolay unutamazdı. Yüzbaşı Atahan’dı. Onu orada öyle görünce içimde bir dürtü belirdi. Sebebini açıklayamazdım. Ama o an, sadece yanına gitmek istedim. Bardaktan son yudumu aldım. Kupayı balkon korkuluğuna bırakıp hızlıca içeri geçtim. Merdivenleri inerken kalbimin sesini bastırmaya çalıştım. Bahçeyeçıktığımda o

