Arabadan aceleyle indim. Hava soğuktu, nefesim kesik kesik çıkıyordu. Ellerimi montumun cebine sokacak vaktim bile yoktu. Yağız arabanın kapısını açmaya çalışırken ona dönüp aceleyle söyledim. “Gitmem gerekiyor.” Kaşlarını kaldırıp şaşkın bir ifadeyle bana baktı. “Ne oluyor Yaren?” Başımı hızla iki yana salladım. Onun bilmesini istemiyordum. Çünkü telefonuma düşen mesaj hâlâ aklımda yankılanıyordu: ‘Arabadan in. Yoksa gelip o yanındaki herifin…’ Gerisini okumama bile gerek yoktu. Atahan’ın öfkesini bilirdim. Gözümün önünde canlanıyordu; direksiyon başında sıkılı yumruğu, yanaklarında belirginleşen sert çizgiler, bakışlarındaki ateş. Yağız’ın meraklı bakışlarından kaçtım. “Bir şey yok,” dedim hızlıca, sesi titrek ama kararlı çıkarmaya çalışarak. “Peki o zaman, ben de senden sonra oku

