“Merhaba,” dedi Yağız, gülümseyerek. Tam o anda Atahan, hiç uyarı vermeden elini belime koydu. Teninde bir sıcaklık vardı, parmakları önce hafifçe belimde gezinirken sonra kalçama doğru kaydı. Bir an nefesimi tuttum. Ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışırken, yüzüme doğru eğildi. “Merhaba,” dedi bu sefer Yağız’a, sesi belirgin şekilde soğuktu. “Merhaba,” dedim ben de, kısa ve nötr bir ses tonuyla. Yağız’ın gözleri önce bana sonra Atahan’a döndü. Bakışlarındaki şaşkınlık yerini sorgulayıcı bir ifadeye bıraktı. Atahan’ın yüzü ise sertleşmişti. Çenesini hafifçe sıktı, gözlerini Yağız’dan ayırmadan bir süre baktı. Sanki bir savaş alanındaydık ve Atahan gözleriyle rakibini tartıyordu. “Geçen gün bir kafede buluşmuştuk ya,” dedi Yağız biraz çekinerek. “Masada kolyeni düşürmüşsün, fark etti

