8. Bölüm

1316 Words
Keyifli okumalar Tarık Gürkan Efsun’un sesi çıkmıyordu. Acaba benimle evlenmek istemiyor mu? Kendi kendime düşünüyorum. Ceren yanıma geldiğinde bakışlarım ona dönmüştü. Derin bir nefes alırken ona durumu anlattım. "Enişte annem ve babam yanında değil biraz üzüldü." "Bende sandım ki benimle evlenmek istemiyor?" "Hayır istiyor tabii ki ama içi buruk biliyorsun." Ceren'in gidişinin ardından hemen telefonu alıp onu aradım. Ama meşgule atıyordu. Sanırım derste olduğu için açamıyordu. Hastaneden çıkınca ona sürpriz yapmak için hazırlık yaptım. Derin bir nefes alırken kuyumcuya giderek yüzük almıştım. Saate baktığımda çıkmasına az bir zaman kalmıştı. Ceren'i aradığımda durumu anlattım. O da mutlu olmuştu. Onun için herşeyi yapardım. Efsun bana merhem olmuştu. Bana acılarımı unutturdu. Okulun önünde durunca zil çalmıştı. Koşarak bana sarıldığında ona sürprizim olduğunu söyledim. "Sevgilim nereye gidiyoruz?" "Biraz sabret göreceksin zaten." "Ya ama bu haksızlık merak ediyorum." "Hayatım amaç o zaten merak etmeni istiyorum." Suratını astığında gülmemek için kendimi zor tutuyorum. Derin bir nefes alırken arabadan inerken gözlerini bağladım. elinden tutup yürümeye başladıktan sonra gözlerini açtığında şaşkınca bakıyordu. Masaya bakıp gülümsedi. Önce bir akşam yemeği yenecekti. Sandalyeyi çekerken oturmasını istedim. Gözlerime hala şaşkınca bakıyordu. Yemekleri sipariş verdikten sonra yemeye başladık derin bir nefes almıştı. Gözleri doldu. Bakışları bana dönerken yutkundu. "Evlilik hazırlığı yaparken anne ve babamın yanımda olmasını çok isterdim." "Biliyorum sevgilim anladım zaten dün gözlerin doldu." "Bu yüzden seni çok seviyorum beni anlıyorsun?" "Sevmek bazen anlamak demektir." "SEVGİLİM. BENİMLE BİR ÖMÜR BOYU MUTLU OLMAYA HAYAT ARKADAŞIM ÇOCUKLARIMIN ANNESİ OLUR MUSUN? BENİMLE EVLENİR MİSİN?" Yemekten sonra cebimdeki yüzüğü çıkarıp önünde diz çöküp evlenme teklifi etmiştim. Dolan gözleriyle bana bakarken yüzüğü parmağına taktım. " Evet sonsuza kadar evet seninle evlenirim. " Dudaklarını öperken onu kucağıma alıp döndürdüm. Gözyaşları akarken bana bakıyordu. Ellerinden tutup dansa kaldırdım. Belinden tutup kendime çekerken gözleri parlıyordu. Derin bir nefes aldım. Sevdiğim kadınla evleniyordum. Kaldığımız yer uzak olduğu için bir gece burada kalmıştık yıldızlar kendini ortaya çıkardı. Ay ışığında yerimizi yaparak birbirimize sarılıp hayallerimizi kurduktan sonra uyurken saçlarına öpücük kondurdum. Kokusu ilk baharın gelişi gibiydi. Gözlerimi huzurla kapatıp kendimi uykunun kollarına bıraktım. ... Sabah kuşların sesiyle uyanırken Efsun’un bedeni buz gibi olmuştu. Gözlerini açarak bana bakınca hapşırdı. Salak kafam onun çabuk hasta olacağını tahmin edemedim. Battaniyeyi ona sarıp ayağa kalkınca kucağıma almıştım. Ateşler içinde yanıyordu. "Üşüyorum." "Benim yüzümden sevgilim bilemedim." "Tarık üşüyorum." Arabanın ısıtıcısını açtığımda yavaştan ısınmaya başladı. Şuan fark ettiğim şey sesinin kısılması arabada her zaman antibiyotik vardı. Onu hemen verecektim ki aç karnına olmazdı. Bu saatte açık bir yer aradığım da bir lokantaya denk gelmiştim. Arabayı kenara çekip hemen inerken içeride bir ablaya durumu anlattım. Bir kaseye çorba koyarken şifalı olduğunu söylemişti. Ona teşekkür edip tekrar araca dönmüştüm. Derin nefes alarak Efsun’un içmesini sağladım. İlacı da içirince kendine gelmişti. "Her yerim ağrıyor romantiklik yapacaksın diye hasta ettin." "Aşkım tahmin edemedim." "Biliyorum üzme kendini hadi sende iç." Kendisini hasta olduğu halde beni düşünmesi ayrı güzeldi. Çorba gerçekten şifalıydı. Bana da İyi gelirken aracı çalıştırıp eve gitmeye karar vermiştik yol boyunca uyumuştu. Ceren beni arayıp ailemin geldiğini söylemişti. Evin önüne geldiğimde aracı park ederek inmiştik ki arkadan bir ses duydum. "Tarık." Annem bana doğru gelirken boynuma sarılmıştı. Efsun’un yüzüne bakarken endişeyle baktı. Yanına giderek ona sarılırken Efsun gülümsedi. Fakat bana da sen bittin bakışları atmıştı. "Anne oğlun beni hasta etti." "Tarık." Annemin bakışları aniden bana dönmüştü. Efsun’un kızaran yüzüne bakıp bana kızmıştı. Hemen koluna girip eve çıkardı. Ceren kapıyı açmasıyla ablasına bakmıştı. "Abla iyi misin?" "İyiyim birtanem korkma." Ceren'in bakışları bana dönerken içeri girdim. Derin bir nefes alırken ona durumu anlattım. Yengesi onu yatağa yatırıp çorba yaparken bende ailemle birlikte karşı daireye geçmiştim. Anneme zaten evlenme teklifi edeceğimi söyledim. Mutfakta yemek yaparken annem benim gidişimden sonra Özge'nin nasıl delirdiğini anlatıyordu. "Oğlum iyi ki kurtuldun bu manyak çıktı." "Anne konuyu kapatalım lütfen." Onun adını bile duymak istemiyorum. Bana yaşattıklarını hatırladıkça nefret etme isteği geliyordu. Yemekler pişerken kapının çalmasıyla bakmak için gitmiştim. Babamın bakışları bana döndü. Derin bir nefes çekti. İçeri girdiğinde poşetleri mutfağa koydum. "Hoşgeldin baba." "Hoşbulduk oğlum hayırlı haberini aldık çok mutlu oldum." Babama sarılırken annem bize ters ters baktı. Sanırım kendi oğlunu kocasından kıskanmıştı. Çocukluğumdan beri böyle uğraşırdı. Babam kahkahayı atarken anneme bakıyordu. "Hayırdır Hanım kıskanıyor musun?" "Seni ben doğurdum bana böyle sevgi göstermedin tüh sana." Annem her geçen gün beni şaşırtıyordu. Bana baktığında gülmeye başladı. Derin bir nefes alırken yanaklarımı öpmüştü. Annemin her zaman ki gibi şakaları bitmiyordu. Masaya geçerken babama durumu anlattım. " Kıza dokunmadın değil mi? " " Baba beni biliyorsun asla öyle bir şey söz konusu değil." Başını salladığında ayağa kalktığımda odama geçip üstümü değiştirdim. Babam beni fazla tanımıyordu. Bir baba oğlunu nasıl tanımazdı. Efsun’a bu kötülüğü yapacak kadar karaktersiz değildim. Odanın kapısını açan babam içeri girdi. " Oğlum gel hele erkek erkeğe konuşalım." "Olur." "Bak oğlum beni yanlış anlama seni iyi bilirim. Sen dokunamazsın ama bazen nefsin seni ele geçirir. Koca adamsın anlarsın zaten kırılma bana." "Haklısın baba doğru diyorsun. Nikah kıymadan öyle bir hata yapmam." Başını salladığında babamla bayağı dertleştik başıma ağrı girdiğinde o odadan çıktı. Bende kendimi yatağa atmıştım. Havalar soğudu aklıma Efsun gelirken telefonu elime aldım. Bir kaç çalışta açılırken sesinin kısıldığını fark ettim. " Güzelim nasıl oldun?" "Boğazım ağrıyor biraz iyiyim." "İlaçları kullan yemeğini ye." Telefonu kapatırken aklım onda kalmıştı. Umarım dediğimi yapar. Gözlerim kapanırken kendimi uykuya teslim etmiştim. Sabaha doğru bedenimde bir ağrı vardı. Sesim bile zor çıkarken annem odama girmişti. Perdeyi açarken bakışları bana dönmüştü. " Günaydın oğlum." "Günaydın anne." Sesim tamamen kısılmştı. Kış mevsiminde romantiklik yapacağım diye hasta olmuştum. Derin nefes alırken annem elini alnıma koymuştu. Üstümü açarken beni banyoya koydu. "Oğlum ateşler içinde yanıyorsun?" "Anne yanıyorum ama içim yanıyor." "Tarık çarpacam suratına ne diyorsun?" Hasta olduğum zaman saçma sapan şeyler söyleme bir huyum vardı. Babam geldiğinde endişeyle bakıyordu. Üstümü değiştirip hemen kahvaltı masasına geçerken annem çorba yapmaya başlamıştı. Babam başını salladığında ona baktım. " Romantiklik uğruna kızı da kendini de hasta ettin." "Baba kız kim?" "Oğlum sen iyi misin? Efsun'a evlenme teklifi ettin ya." Hastane olduğum zaman da hafızam gidiyordu. Neden böyle olduğunu bilmesem de elimden başka bir şey gelmiyordu. Annemin zoruyla yatağa dönerken kapının çalmasıyla babam kapıyı açtığında Ceren içeri girmişti. " Eniştem evde mi? " " Hasta yatakta uyuyor kızım." Telefonum çaldığında arayan Efsundu. Onun durumu İyi olurken benim daha ağır olmuştu. Bedenim yorgun ve ağrılıydı. Derin nefes verdiğimde annem telefona cevap vermişti. Annem ona hasta olduğumu söylediğinde hemen kapı zili çalmıştı. Annem baktığında bende kendimi yatağa bıraktım. Efsun’un sesini duyunca ona döndüm. "Tarık iyi misin?" "Değilim her yerim ağrıyor." "Ah sana ne diyeyim ki." "Efsun şuan bir şey duymak istemiyorum lütfen." Annem çorbayı bana içirip ilaçları verdiğinde gözlerim kapanmıştı. Bu bana ders olsun soğuk havalar da asla böyle sürpriz yapmayacaktım. Çorbayı içtikten sonra biraz daha iyi olmuştum. Efsun bana ıhlamur içirmişti. Elini tutup öpücük kondurdum. " Müstakbel eşim bana bakarmış da yerim seni ben." "Bakacağım tabii ki yoksa hastanedeki çiyan gelecek." "Sen kimden bahsediyorsun?" "Handan mıdır? Sana çorba falan yapmış bak bak." Bir kahkahayı atmıştım. Sevdiğin insanın kıskançlığı da ayrı bir güzel oluyordu. Odaya giren kadına bakmıştım. Hemen yanıma oturup Efsun’u da kenara itmişti. Efsun’un gözleri doldu. Bakışları bana dönerken ayağa kalktığında arkasına bakmadan çıktı. " Handan çık dışarı." "Neden ne yaptım ki onun da canı tatlıymış." "Onun canını sıkmaya çalışıyorsun. Ama benim gözüm ondan başkasını görmez sende boşuna heves etme." Ayağa kalktı. Ceren odaya girdiğinde gözleri bana bakınca öfkeyle bağırdı. Derin bir nefes alırken baldızım ona haddini bildirdi. Ayağa kalkarken hemen ceketimi giydim. Efsun’un yanına gitmek için çıkmıştım. Apartman arkasında oturacak yer vardı. Hemen asansöre bindim. Aşağı indiğinde arka tarafa doğru giderken ağladığını gördüm. "Efsun." Bakışları bana dönerken yanına giderek sarılmıştım. Hıçkırıkları artarken gözlerini silerek alnına öpücük kondurup kokusunu içime çekmiştim. Saçlarını okşadığım zaman elinden tutup bana bakmasını söyledim. "Sen bilmiyor musun? Benim gözüm senden başkasını görmüyor." "Biliyorum ama korkuyorum ya sende gidersen." "Gitmiyorum yarın hemen istemeye geliyoruz sonra nikah tarihi alacağız." Bana sarıldığında derin bir nefes almıştı. Gözlerindeki korku herşeyi belli ediyordu. Onun da canı yanmıştı. Ama ben ne olursa olsun sevdiğim kadından asla vazgeçmeyecektim. Dudaklarını öperken kiraz çiçeği gibi kokusu da beni etkisi altına alıyordu. Bölüm sonu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD