Şahika’ın, ilk defa sesi duyulmuştu, sanki Celal’in imdadına yetişmiş gibi, derinden ve sarsılmaz bir öfkeyle konuştu: “Utanmıyor musun Meral! Sanıyorsun ki ben bu hayatı keyfimden yaşıyorum? Neye katlanıyorsam, çocuklarım için.” Sözleri, adeta bir hançer gibi saplanmıştı. Ardından öldürücü bir darbe vurdu: “Tabii, sen anne olmadığın için bu yükün ne demek olduğunu bilemezsin.” Meral’in gözleri büyüdü, sanki neye uğradığını anlamamıştı. Sözler boğazına düğümlendi, ama öfkesini dizginleyemedi. Çığlık atar gibi haykırdı: “Senin ağzını yırtarım, şıllık! Rahimine mi güveniyorsun? Kim bilir onu kimler doldurdu!” Odada bir buz kütlesi gibi ağır bir sessizlik yayıldı. Meral’in sözleri, soğuk bir duş gibi herkesi sarstı. Bir an için herkes, nefesini tutmuş bekledi. Ama Şahika, geri adım atac

