Tenimi yalayıp geçen soğuk rüzgar dallarında karlar biriken yüklü ağaçları hafifçe sallıyor üzerindeki karları yere düşürüyordu... Sanki ağaçların yüklerini azaltmak isteyen haşarı ama merhametli bir çocuk gibi... Omuzlarımda rüzgarın gücünün yetemeyeceği ağır yüklerle sessizliğin çığlık attığı mezarlıktan içeri girdim. Herkesin yalnızca bayramdan bayrama uğradığı ama sonunda mahkum olduğu o yere... Yerde buz kesmiş karlar ayaklarımın altında çatırdarken yüzüme kondurduğum ifadesizlik maskesiyle adımlarımın beni götürdüğü yere, anneme yürüdüm. Üzerinde bir kartal misali kanat açmış dev çınar ağacının kurumuş kararmış yapraklarıyla sarmalanmıştı her yanı... Adımlarım mezar taşının hemen arkasında durduğunda ne ara aktığını fark etmediğim göz yaşlarım çenemde asılı kaldı. O an aslında

