Güneş, taş duvarlardan içeri sızarken, Şahbar Hanım odasına oğullarını çağırdı. Welat, Bawer ve Salih sırayla diz çöküp oturdu karşısına. Otururken başları eğikti. Çünkü analarının suskunluğu bile buyruğa dönüşürdü. Şahbar Hanım bastonunu dizine dayayıp gözlerini bir noktaya sabitledi. “Ben size bu toprakların sadece dağını değil, yükünü de öğrettim. Şimdi bana kulak verin.” “Bu evin içinde iki tane adam var. Biri benim kanımdan, diğeri onun günahından.” Salih başını kaldırmak ister gibi oldu, ama Şahbar Hanım sözünü kesti: “Onlara su verin, ama yumuşamayın. Yemeklerini verin, ama gözünüzü kaçırmayın. Kapılar kilitli olacak. Geceleri sırayla nöbet tutacaksınız. Ve hiçbir misafire bu odalardan bahsetmeyeceksiniz.” Welat sordu: “Ana, ne zamana kadar?” Şahbar Hanım gözlerini

