Tahir başını bile çevirmeden yola odaklanmıştı. Damarlı kalın kolları direksiyonu sımsıkı kavramış, çenesi gerilmişti. Ama Hatice'nin içi içini yiyordu. Kalbi göğsünde öyle hızlı atıyordu ki nefes alamıyordu. Şimdi bağırsa çağırsa, bu adam iyice delirecekti. Sonra geçen gün mutfakta olanları hatırladı. Tahir o gün Hatice'nin korkuyla ağlamasını görünce durulmuş ve geri çekilmişti. Demek ki bu adamın üstüne giderse, daha da kötüye dönecekti her şey. Öfkesi körüklenecek, daha da azgınlaşacaktı. Ama güçsüz görünürse, belki yumuşak karnına dokunurdu. Bu yüzden, bu sefer biraz daha farklı yaklaşmayı düşündü. Bakışlarını ürkek bir korkuyla ona çevirdi. Gözlerini hafifçe süzdü, "Arslanbey, bak yine hata yapıyorsun. Dul kadının evine girip gelemezsin, dul kadını köşelerde sıkıştıramazsın. Hele

