Hatice dağ evinde bir çıkış yolu aramaktan artık usanmıştı. Kapılar, pencereler, demirler… Hepsi aynı umutsuzlukla yüzüne kapanmıştı. En sonunda gücü tükenmiş gibi bir köşeye oturdu. Dizlerini karnına çekti, başını duvara yasladı. Tahir ise hiçbir şey olmamış gibi divanda uzanmaya devam ediyordu. Sanki burası bir dağ evi değil de kendi konağının baş köşesiydi. O derece rahattı adam. Hatice dişlerinin arasından homurdanmaya başladı. “Öküz herif… Yatıyor iki seksen.!” Tahir uyuyor gibi yapsa da kulağı Hatice'deydi.. Elbette duydu. Dudakları sinsi bir gülüşle kıvrıldı. Gözlerini açmadan mırıldandı: “Ben öküzsem sen de inatçı, mendebur bir keçisin!” Hatice burnundan soludu. “En azından eşkiyalık yapmıyorum, kadın kaçırmak ne!.” Tahir bu sefer güldü. Sessiz, boğuk bir kahkaha çıktı göğs

