'Gizem'li Gizem'
Tanıtım.
-Gizem Taş-
Ben Gizem; 24 yaşında 1.70 boylarında kahverengiye saçlı mavi gözlü bir kızım. Bu mahalle'nin gizemli kızıyım. Hem mahalledeki çoğu teyzelerde sevgilim Gökhan'da öyle der.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İç Mimarlık fakültesi'nden geçen sene derece ile mezun oldum. Çok sevdiğim Feridun Hocam, çok iyi bir şirketde bana referans oldu ve hemen mülakatları geçip işe başladım. Kariyerim için çok güzel bir başlangıç oldu.
Yatağımdan kalkıp mutfağa doğru gidip hemen kahvaltı için çayı koymaya başladım. Babaannem uyanınca en azından çay hazır olsun. Canımın içi, Gülseli sultanım. Bizi o büyütüp baktı. Hep benle kardeşim Özlem'in peşinde koşturdu. Yemedi yedirdi, giymedi giydirdi. Bir Anneden farksız ilgilendi bizimle. Hoş bir Anne çocuğuyla nasıl ilgilenir biz pek bilemedik. Bizi Babaannem ve Babam büyüttü.
Annem on sekiz yıl önce bizi bırakıp başka bir adamla gitmiş. Yani hep böyle söylenildi. Ben o küçük halimle hep böyle duydum. Başka adamla kaçmış, gitmiş ne demek ne anlama geliyor yaşım büyüdükçe anladım.
Kardeşim Özlem çok küçüktü o zamanlar daha iki yaşındaydı. O annemi hiç hatırlamıyor. Bakabileceği bir resim dahi bırakmadığı için babam evde, gösteripte bu Annemizdi diyemiyorum. Ben yine altı yaşındaydım. Hayal meyal Annemin yüzünü hatırlıyorum. Ama kardeşim hiç birşey hatırlamıyor. O Anne nedir bilmiyor bile. Babamada hak veriyorum çok haklı. İki tane küçük kız çocuğu ile tek başına kalmış. Babaannemi memleketten çağırmış buraya gelip bize baksın diye. Dedem zaten Annemi hiç istememiş. Benim Annemden olan Dedemle karısı zaten, Annemi evlilik dışı yapmışlar. Dedem bu yüzden annemle evlenmesini istememiş ama Babam karşı çıkıp evlenmiş. Çok seviyorum diyerek. Annem gidince dedemin çok ağır hitamlarına mahruz kaldık. Çocuk aklımla hatırlıyorumda şuan cidden içim kan ağlıyor. O orospunun çocuklarına benim karım bakamaz. Babaları da yine bir orospu getirsin baktırsın çocuklarına... gibi. Bunun gibi ne ağır laflar. Ama canım Babaannem dedeme bile rest çekip bize bakmaya geldi ve on sekiz yıldır yanımızda. Ona minnettarım. O benim herşeyim. Anamda o Babamda resmen.
Babam'ın da hakkını yiyemem. Yıllarca bize yetmek için çok çalıştı. Hafta sonu bile bilmeden ek işlere gitti. Benim okulum aşırı masraflı bir bölümdü ama hiç bir zaman yılmadan etmeden hep arkamda oldu.
Özlem'in de okumasını çok istedi ama anca liseyi bitirdi. Oda kendini geliştirdi ama asla başı boş davranmadı. İki yıldır canım sevgilim Gökhan'ın; ablasının diş hekimliği polikliniğinde asistanlık yapıyor. Gülsüm abla çok memnun onla çalışmaktan. Özlem'de gayet mutlu ve huzurlu orda onla çalışmaktan.
Mahalle'de bizi sevip destek olan kadar, köstek olanlarda vardı. Yıllarca mahalle'deki bazı koca kadınlarında ben ve kardeşimle ilgili ileri geri konuşmalarını duyduk. Arkamızdan neler söylediler.
Birgün hiç unutmuyorum; bir tane teyze ben lisedeyken, yüzüme baka baka 'Katranı kaynatsan olurmu şeker, cinsini sevdiğim cinsine çeker' diyip yüzüme alayla gülüp geçmişti. Ogün hayatımın en kötü günlerinden birini yaşadım diyebilirim. Bu sözün ne anlama geldiğini de o zamanlar araştırıp bakmıştım. Yine Annem üstünden maalesef insanlar bize hakaret ediyorlardı.
Özlem beş yaşında felan mahallede oynarken, yine o koca koca teyzelerin; kardeşimi kız küçük uruspi gel diyerek sevdiğini hatırlıyorum. Hoş bu gerçi sevmekmiydi yoksa bizleri derinden yaralamakmıydı hâlâ anlamıyorum.
Anneme bu yüzden çok kızgınım. Keşke Babamla normal bir şekilde anlaşamıyorum, diyerek ayrılıp gitseymiş. O zaman bizde böyle şeylere mahruz kalmazdık. Şimdi Annem olacak o kadın ne yapıyor öldümü kaldımı hiç haberimiz bile yok.
Bu kötü düşünen zihniyetin yanında tabiki bizi çok seven mahalleli de vardı. Bize çok emek veren komşularımız da oldu. Onların hakkını asla yiyemem.
Gökhan'ın ailesinin çok desteğini gördüm. Şenay teyze hep yanımızda oldu. Zaten Gökhan'ın kardeşi; Gönül'le birinci sınıftan beri aynı sınıftayız. Ortaokulu, lisesi, üniversitesi hep birlikte okuduk. İkimizde aynı iç mimarlık bölümünü bitirdik. Biz onla birbirinizin kankasıyız. Üç yıldır Gökhan'la yani abisiyle çıktığımı oda biliyor. En büyük ablaları Gülsüm ablada. Babaları Metin Amca'da beni ve Özlem'i çok sever. Hep bize karşı merhametli davrandı.
Ben Gökhan'a lise zamanımdan beri aşıktım. O benden üç yaş büyüktü. Gönülden dolayı banada abicim felan diyordu ama ben onu hiç abi olarak görmüyordum. Gerçi oda görmüyormuş bunu sevgili olunca anladım.
Üniversiteye başlayınca çok sık görüşmeye başladık Gökhan'la. Bizi sürekli arabasıyla o okula götürüyordu. Birlikte çok vakit geçirmeye başladık. Cafelere felan gidip oturdukça çok yakın olduk. Ben en son artık dayanamayıp itiraf edince, oda beni sevdiğini söyledi. Benim onu yanlış anlamamdan korktuğu için bana açılamamış. 'Ben sana abin gibi yaklaştım. Şimdi böyle birşey söylesem ne tepki vereceğini bilmediğim için hep geri durdum' demişti. Ama iyikide ben söylemişim. Sevgime karşılık buldum. Üç yıldır büyük bir aşkla birbirimizi seviyoruz. Ne ben onsuz, nede o bensiz olabilir bunun farkındayız. Bana çok değer veriyor. Her sabah beni o işe bırakıyor. Kendide ordan galeriye gidiyor. Gökhan, Metin Amca'nın iki tane galeri dükkanı var. Araba alım satım işiyle ilgileniyorlar. Bir şubeye o bakıyor. Üniversite de işletme okudu, direk kendi işlerinin başına geçti. Metin Amca'yla Şenay Teyze cidden çok güzel evlatlar yetiştirmişler. Üçünü de ayrı seviyorum. Gönül zaten canım ciğerim. Gökhan zaten sevdiğim aşık olduğum adam. Gülsüm ablayıda abla gibi seviyorum.
Metin Amca; bazen bana takılıyor seni oğluma alacam felan diye. Ama sonra şaka yapıyorum diyor. Gönül bana anlatıyor seni çok seviyor bazen söylüyor bizlere; İnşallah Gizem gibi biriyle evlenir oğlum diyormuş. Metin Amca'da bizi kardeş gibi gördüğü için sanırım bu konuda bişey diyemiyor.
Son zamanlarda Şenay teyzenin bana karşı Gökhan'la olan imaları değişti. Bizi bilmediğini bilmesem bilerek böyle konuşuyor diyeceğim. Sürekli yanımda Gökhan'a eli ayağı düzgün helal süt emmiş, düzgün ailesi olan birini bulsakta evlendirsek diyip duruyor. Bu bir değil, iki değil sürekli aynı konuşma. Hatta geçenlerde Gönül'e; Sizin okulda yok muydu abine yakışacak bir kız? diye sorunca beynimden vurulmuşa döndüm. Gönül'le birbirimize bakıp kaldık.
Bazen düşünüyorum eğer biz sevgili olduğumuzu söylersek, Şenay teyze beni kabul etmeyecekmi? Beni oğluna yakıştırmayacak mı? Gerçi Gökhan'a bazen sorduğumda ben istersem hiç biri karışamaz bana demişti. Çünkü Gökhan'ın lafı sözü evde çok geçer. Metin Amca özellikle Gökhan'ın fikirlerine çok önem verir.
Bunların yanı sıra; mahalle'de birde baş belam Cansu var. Oda yıllardır Gökhan'a aşık. Benimle çok uğraştı. Keza annesi Saadet teyzede öyle. Mahalle'de bize aşağılayıcı imalarda sürekli bulunan kişilerden biride oydu. Mahalle'de azıcık beni Gökhan'la yan yana görsün hemen laf ediyordu. Çok yükünü çektik biz, Annemin bizi bırakıp gitmesinin. Üzerimize damga gibi yapıştırdılar. Adımızı orospunun kızları koydular. Bunlarda yarın birgün birilerine kaçıp kocaya giderler diye çok arkamızdan söylediler. Bu söylenenleri o zaman aklım ermediği için gelip babama anlatırdım. Oda çok üzülürdü. Şimdiki aklım olsa asla Babama söylemezdim. Bu bir erkek için çok ağır birşey. Ah Anne ah! Hayatımızı yaptığın bir şeyle nasılda kötü şekillendirdin sen böyle. Ne diyeyim sana. Şuan nerdesin ne haldesin bilemiyorum ama bahçen çiçek açmasın. Çok yaktın sen bizi. Çok perişan ettin.
Bütün kahvaltılıkları hazırlayıp, çayıda demleyince; Babaannemi ve Özlem'i kaldırdım. Oda işe gidecek. Babam gece vardiyasında birazdan gelir oda kahvaltı yapar ve yatar.
Özlem gelince bana sarılıp öptü.
"Ablaların en güzeli nasılsın acaba?"
"İyim kuzum sen nasılsın?"
"Nasıl olalım be ablacım. İşte iyi halden hallice bizimki."
"Ah deli kızım benim. Severim seni ben."
"Canım ablam bende seni severim. Peki şu İtalya'daki altı aylık eğitimi ne yaptın? Söyledinmi Gökhan abiye."
"Nerde Özo ya. Cesaret edemiyorum ki, söyliyeyim. Son iki ay kaldı ona göre işlemler başlayacak."
"Abla boşuna şansını zorlama. Gökhan abi hayatta izin vermez. Adam seni sabah akşam görmeden rahat edemiyor. Sen İtalya diyorsun. Ya bu adam beş ay önce sen uyuya kaldın telefonlarına bakmadın, kapıyıda açmadın diye beni gelip klinikten alıp buraya getirip kapıyı açtırıp içeriye girmiş adam. Babaannem de evde yoktu. Sana birşey oldu diye çılgına dönmüştü. Yani senin sesini duyup görmediği zaman piskopata bağlıyor. Ben sanmıyorum izin vereceğini."
"Sağol Özo ya. Nasıl güzel teselli ediyorsun."
"Ablacım ben sana önden olacakları söylüyorum. Gökhan abi yani bahsettiğimiz kişi. Ne kadar net ve sert olduğunu biliyoruz."
"Bugün konuşacağım iş yerine gitmeden önce bakalım ne diyecek."
"Ben sana ne diyeceğini söyliyim mi."
"Söyle bakalım bilmiş şey seni."
"Hemen o yakışıklı karizmatik haliyle sana bi tip tip bakacak gözlerini kısacak ve siktirtme bana İtalyasını Gizem diyecek. Sence bildimmi abla?"
"Sen ne kadar da fazla enişteni tanıyorsun böyle."
"Abla yani Gökhan abiyi herkez tanıyor. Mahalle'nin has delikanlı ağır abisi. Yani kime sorsan böyle cevap vereceğini bilir."
"Off Gönül'de kabul etmez diyor."
"Abla çünkü etmez. Yani yüzde bir milyon bile etme olasılığı yok."
Babaanemde gelince Gökhan konusunu kapattık. Çünkü onla Babamda durumu bilmiyor. Kahvaltı yapıp ben hızlıca hazırlandım. Gökhan'dan mesaj gelmiş beni bekliyor.
Gökhan'ım: Güzelim ben mahalle'nin başındayım ve seni bekliyorum. Çabuk ol özledim.
Ben: Aşkısı beş dkya geliyorum. Gökhan biraz abartmıyormusun daha dün akşam gördün ya beni.
Off önden hazırlık yapmaya çalışıyorum ama, bu İtalya işini nasıl söyleyeceğim ona hiç bir fikrim yok. Aşırı tırsıyorum. Kesin bir sürü laf sayacak bana. Ama bugün söyleyeceğim kafama koydum.
Evden çıkıp mahalle başına doğru gidip Gökhan'ın arabasına bindim. Beni görünce yanağımdan öpüp; "Günaydın benim güzel sevgilim. Canım Gizemim."
"Günaydın aşkım."
"Kahvaltı yaptın mı?"
"Yaptım hayatım."
"Ama ben yapmadım. Vaktin var bence biraz bana çay içerek eşlik edebilirsin diye düşünüyorum."
"Olur aşkım ederim. Hemde ben senle birşey konuşmak istiyorum."
"Ne oldu Gizem.?"
"Tamam anlatıcam kahvaltını yaparken."
"Gizemli, Gizem hanım yine olaya gizemini kattı."
"Off Aşkım ya. Gizem felan yok. Basit bişey konuşacağım sadece."
Kahvaltı yapacağımız mekana geldik. O kendine birşeyler söyleyip ikide çay istedi. Çok korkuyorum vereceği tepkiden. Kesinlikle kabul etmeyecek ama şansımı denemek istiyorum.
"Evet güzelim seni dinliyorum. Ne konuşacaksın benimle."
"Gökhan kahvaltın gelsin öyle başlıyayım."
"Sinirleniceğim bişey mi yoksa Gizem?"
"Off Aşkım ya. Hemen sinirlenme felan bilmem ney. Sen böyle dersen ben nasıl söyliyeyim sana."
"Bak şuan daha merak ettim. Çünkü sinirleneceğim birşey."
İyice Yusuf, Yusuf etmeye başladım. Acaba hiç söylemesemmi. Birde böyle yakışıklı karizmatik bir şekilde karşımda oturuyor. İyice elim ayağıma dolaşıyor. Benim tedirginlik hallerimi anladı. Bana gözlerini kısarak bakmaya başladı. Kahvaltısı geldi ve yemeye başladı.
"Hadi anlat bakalım benim güzel sevgilim."
Evet ben işte şimdi bittim!.