-Gizem Taş-
Gökhan kahvaltısına başladı ama ben konuşmaya başlayamadım.
"Gizem, güzelim seni dinliyorum."
"Farkındayım ama ben konuya giremiyorum."
"Neden ama?"
"Çünkü tepkinden korkuyorum. Çünkü kızacaksın biliyorum."
"İyi tamam kızacağım birşeyse söyleme."
"Gökhan ben İtalya'ya gitmek istiyorum." dememle içtiği çay boğazına takıldı.
"Hayatım helal! İyimisin?"
"Gizem ben galiba yanlış duydum. O yüzden tekrar sormuyorum bile."
"Gökhan yanlış duymadın. Ben İtalya'ya gitmek istiyorum."
"Peki neden gitmek istiyorsunuz Gizem hanımcım. Onu sorsam ayıp olmaz dimi size?"
"Gökhan şirketin altı aylık çok güzel bir eğitim programı var. Bende gitmek istiyorum. Benim kariyerim için çok büyük bir adım olacak. Bu yüzden bende bu eğitim için İtalya'ya gitmek istiyorum."
"Altı ay birde?"
"Evet. Başvuru için iki ayım var. Ona göre işlemler ve ordaki işler ayarlanacak."
"Anladım ama olmaz."
"Gökhan lütfen."
"Tamam Gizem bu konuyu kapatıyoruz."
" Aşkım ne olur hemen olumsuz bakma olaya. Benim için çok güzel bir fırsat."
"Gizem cidden sinirleniyorum. Olmaz dedim ve bitti."
"Ya ama neden?"
"Güzelim sen delirdinmi? Ben seni altı ay görmeden dayanabilir miyim? Kafayımı yedireceksin bana."
"Gökhan bak sürekli konuşuruz. Görüntülü ararız birbirimizi. Hem senin vizende var. Beni görmeye gelirsin."
"Gizem yeter."
"Gökhan ne olur."
"Ya siktirtme bana şimdi İtalya'sınıda, eğitiminide."
Özlem nokta atışı yaptı resmen. Gökhan'dan o tılsımlı cümle geldi.
"Hiçmi oluru yok. Bak benim için önemli."
"İyi Gizem önemliyse git ne diyim."
"Gökhan bunu şuan öylesine dediğini biliyorum. İçinden geldiği için söylemiyorsun."
"Aynen öyle güzelim. Ne olur beni zorlama. Hadi kalk seni iş yerine bırakayım. Hayır zaten gül gibi işin var. Çok güzel bir konumdasın. Neyi zorluyorsunki anlamıyorum."
"Tamam Gökhan kapatalım birşey demedim farzet."
"Bencede öyle farzedelim."
"Sağol Gökhan. Çok güzel yanımda oluyorsun ve desteksin bana." diyip sinirle arabaya binip kapıyı hızla çarptım. Oda yanıma binip arabayı çalıştırdı ve gitmeye başladık. Yolda elimi tutmaya çalıştı ama izin vermedim. Yüzümü cama doğru döndüm. Çünkü şuan küsüm ona.
"Gizem bana bak."
"Bakmıyorum benimle konuşma."
"Gizem bak bebeğim vallahi sinirleniyorum."
"Sinirlen ya banane!" dememle birden ani frene bastı ve ben öne doğru savrulunca, eliyle beni tuttu.
"Yeter bak! Damarıma basıyorsun Gizem."
Şirketin önüne gelmiştik. Burda rezillik olsun istemiyorum. O yüzden pek bişey demeden indim arabadan. İnerken bana; "Gizem kendine gel, aklını başına al. Benim canımı sıkma." diyince kapıyı kapatıp arkamı döndüm. Feci bir teker sesi geldi ve basıp gitti. Ne bekliyorsunki aptal Gizem. Kabul etmeyecekti zaten bunu biliyordum.
Şirketten içeriye girip ofisime geçtim. Masama oturunca; Mali işler müdürü olan Çağatay bey geldi. Kendiside İtalya'ya gidecek. Benimde gitmemi en çok isteyen kişilerden biri.
"Gizem hanım ne yaptınız? Karar verebildinizmi?"
"Yok malesef Çağatay bey, galiba ben gelemiyorum. Çünkü erkek arkadaşım izin vermiyor."
"Yapmayın Gizem hanım. Nerde kaldı öyle geri kafalı erkekler. Hem bu sizin kariyeriniz için harika bir fırsat. Her hangi birinin bu fırsatı silmesine izin vermeyin."
Gökhan benim için asla herhangi biri değil. Sevdiğim adam, ilk aşkım. Gökhan'ı bir İtalya meselesi uğruna kaybedemem ben. Eminim burda da karşıma güzel firsatlar çıkar.
"Çağatay bey daha zaman var nasıl olsa. Ben tekrar konuşacağım."
"Peki Gizem hanım sizden haber bekliyorum. İtalya'ya sizle gitmeyi çok isterim inanınki."
Kafamla onayladım ve odadan çıktı. Ne alaka, neden benle gitmek istiyorki?"
Bilgisayarımı açıp biraz işlerime bakıp, çalışmaya başladım. Ama Gökhan aklımdan çıkmıyor. Onunla kötü olunca ben hiç rahat edemiyorum. Onu çok seviyorum, oda beni seviyor biliyorum. Ondan böyle zaten. O bensiz olamaz, duramaz biliyorum. Benim sesimi duymadan, görmeden bir gün geçirmez. Ah benim deli dolu sevgilim! Senle kötü olmayı asla istemiyorum.
Telefonumu alıp mesaj attım.
Ben: Çıkışta müsait misin? Galeriye yanına gelsem.
Mesaj iletildi ama görmedi. On dakika sonra mesaj geldi.
Gökhan'ım: Ben sana hep müsaitim. diye yazmış. Ah benim serseri gönüllü sevgilim. Bana kıyamaz biliyorum. Neyse yapacak bişey yok, İtalya için sevdiğim adamla kötü olmaya hiç gerek yok.
Akşam çıkış vaktim geldiğinde; bilgisayarımı kapatıp, gerekli düzenlemeleri yapıp odamdan çıktım..
Şirketin çıkışına doğru, Çağatay beyle karşılaştık.
"Gizem hanım sanırım çıkıyorsunuz? Bende çıkıyorum ve gideceğiniz yere kadar sizi bırakabilirim. Ben bu adamla gitsem, Gökhan deliye döner. Anlamazki iş yerinden arkadaş felan.
"Çok teşekkür ederim ama benim biraz işlerim var. O yüzden size zahmet vermiyeyim." diyerek ordan ayrıldım. Bir taksiye binip Gökhan'ın galeri ofisinin adresini söyleyip, taksiyle ilerledik.
Adrese gelince taksiden inip, ofise doğru ilerledim. Gökhan'ın en yakın arkadaşı binevi sağ kolu olan; Sezer beni karşıladı. "Hoşgeldin Yenge. Seninki içeride." diyerek gitti. Ahh Gönül şimdi burda olmayı çok isterdi. Çünkü Sezerde burda. Canım Gönül'üm oda Sezer'e aşık ama abisinden dolayı birşey diyemiyor. Aslında onlarda olsa çok güzel olacaklar. Gönül çok güzel bir kız, Sezer'de yakışıklı. Ama işte Gökhan faktörü yüzünden geri duruyor benim kankam. Platonik takılmaya devam diyor.
Gökhan'ın odasının kapısına vurup, içeriye girdim. Benim geldiğimi görünce yerinden kalkıp yanıma geldi. Dudağıma bir öpücük kondurarak; "Gizem, birtanem sabah için özür dilerim. Seni asla kırmak istemedim. Ama olmaz güzelim, ben senden ayrı kalamam Gizem. Ne olur kapat bu konuyu. Cidden bugün düşündüm, taşındım bütün olurunu düşündüm ama, yok ben sensiz altı ay kalamam güzelim. Asla oluru yok. Bırak altı ayı, altı gün kalamam. Ben seni görmeyip, sesini duymadığım gün kafayı yiyorum. Sen bana altı ay diyorsun."
"Tamam hayatım takma kafana. Bende bugün düşündüm ve gitmeme kararı aldım. Bende senden ayrı kalamam. Nasipte ne varsa onu yaşarız. Belki burda da çıkar karşıma çok iyi fırsatlar. Sevdiğim adamı İtalya uğruna üzmek istemiyorum."
"Gizem'im benim; Sen bu kalbime en iyi gelen şeysin biliyorsun dimi?"
"Sende öylesin." deyip ona sarıldım.
Ama benim libidosu yüksek sevgilim hemen olayı abartmaya başladı tabikide. Beni belimden tutup kendine doğru çekip, dudağımdan öpmeye başladı. Boynuma inip kokumu içine çekti.
"Bayılıyorum bu kokuna. Seninle biran önce evlenmek istiyorum artık. Gizem biz daha neyi bekliyoruz ben anlamıyorum. Okul bitti, sen işe girdin bence artık herşey böyle güzel gidiyorken bizde bu işin adını koyalım. Ailelerimize söyleyelim."
"Hayatım sen ciddimisin? Ben şuan çok tuhaf oldum. Sen şimdi bana evlilikmi teklif ediyorsun? Şimdiden söyleyeyim böyle basit, sıradan bir feklifi kabul etmem bak ona göre."
"Ya Gizem güldürme beni. Tabikide bu bir evlilik teklifi değil, yani teklif tabiki ama romantik olanından değil. Ama ciddiyim artık sende, bende ailelerle konuşalım ve bu işin adını koyalım." demesiyle boynuna sarıldım.
"Aşkım ya ben şuan çok mutluyum. Sen benim herşeyimsin şimdi birde kocammı olacaksın yani?"
"Bence artık olayım Gizem. Yeter üç yıldır seni hayallemekten bıktım. Bende insanım."
"Gökhan söyleme böyle şeyler. Cidden utanıyorum."
"Utanma güzelim." deyip bana göz kırptı.
"Gökhan çıkışta bizim cafeye gidelimmi? Hem Gönül'de gelir. Sezer müsaitse onuda çağıralım."
"Olur güzelim. Çıkarken Sezer'e söyleriz."
"Tamam Aşkım. Senin işlerinmi var?"
"Evet Gizem. Yarım saat bekleyeceksin beni artık birtanem."
"Tamam aşkım ben idare ederim. Hatta gidip bakayım, Sezer buradaysa onada söyleyeyim."
Gökhan'ın yanından çıkınca, Sezerin masasına gidip oturdum.
"Sezer bir kahveni içerim. Gökhan'ın işleri varmış. Akşam bizim cafeye gidicez. Sende geliceksin onu demek için uğradım yanına. Gönül'de gelecek. Hep birlikte olacağız."
"Yenge ben akşam gelmesem?"
"Ama neden? Hep birlikte güzel vakit geçiriyoruz."
"Yenge bak sen yabancı değilsin. Sana karşı dürüst olacağım ama benim gelmem doğru değil."
"Sezer ne alaka neden doğru değil?"
"Yenge ben Gönül'ün bana karşı duyguları olduğunun farkındayım. O yüzden benim gelmemem en doğrusu."
İyide nasıl farkında, nerden farkında. Sezer anlamasın diye benim kankam müsait bir yerlerini yırttı hep.
"Sezer ben şuan şoktayım. Nasıl anladın peki.?"
"Orası da bende kalsın yenge, ama dediğim gibi olmaz ben gelmesem daha iyi olacak. Çünkü sürekli böyle bir araya gelince oda umutlanıyor gibi hissediyorum."
"Peki umutlanmaması lazım?"
"Evet yenge öyle olması lazım."
"Üzüldüm Sezer! Ne bileyim Gönül çok güzel ve akıllı bir kız. Bir erkeğin; bile isteye ondan uzak durması bence aptallık olur."
"Aptallıktan değilki zaten yenge. Doğrusu bu olduğu için."
"Çok yanlış bir doğrun var Sezer. O zaman bende sana onu söyliyeyim. Gelmeyerek hiç birşeyi değiştiremezsin. Bir insan birini seviyorsa, seviyordur. Gelmeyerek, gitmeyerek, görmeyerek yada ondan uzak kalarak bunu değiştiremezsin. Bilmem anlatabildim mi?"
"Yenge, olmaz yani bu doğru değil."
"Neden ama?"
"Çünkü Gökhan var arada."
"Ayy Sezer lütfen yapma. Kankamın kardeşisin moduna girme lütfen. Bak bizide mahalle'de herkes abi kardeş gibi görüyor. Ama olayımız ortada. Kimse gerçek abi kardeş olmadığı sürece öyle değildir. Yada en yakın arkadaşımın kardeşi; o yüzden olmaz, etmez felan diyemezsin. Çok saçma ve çok yanlış."
"Buda benim yanlışlı doğrum diyelim o zaman yenge."
"Senin doğrun seni üzer. Ben sana diyeyim. Kendine yazık edersin. Bu akşam oraya gelmeyerek aslında sen kendini kandırırsın bilmem anlatabildim mi?"
"Yenge sakın Gönül'e söyleme. Benim anladığımı olurmu?"
"Zaten söyleyemem. Öyle daha çok üzülür. Biliyor farkında ama benle hiç konuşmuyor bu konuyla ilgili diye, daha çok yıkılır."
"Sağol yenge."
"Sende sağol Sezer. Ne diyim ki şuan başka bilemedim."
Gökhan'da gelince hep birlikte kalktık. Sezer kendi evine geçti. Akşama gelemeyeceğini söyledi. Gökhan çok ısrar etti ama kendimi iyi hissetmiyorum diyerek geçiştirdi. Ah be Sezer boş yere uzak duruyorsun ama farkında değilsin. Gökhan ne diyecek bu duruma sanki. Belki ilk duyduğunda şaşırıp birazda kızar ama sonra normal karşılar.
Gökhan'la hiç eve uğramadan bizim cafeye geldik. Gönül çoktan gelmişti. Sezer gelmeyeceği için ben Özlemide çağırmıştım. İkiside çoktan gelmişler. Hatta kendilerine yiyecek birşeyler bile söylemişler.
Gönül;
" Kusura bakmayın biz Özo ile birşeyler söylemek zorunda kaldık. Çünkü acıktık. Sizi bekleyecek dermanımız kalmadı.
"İyi yapmışsın kankam. Senin bu abinin işleri bitmedi o yüzden geciktik." Ben öyle diyince, Gökhan belimden tutarak beni öptü.
"Onun abisi yer seni. Güzel gözlüm benim. Ölürüm senin o mavişlerine." deyince kızlardan tezavratlar yükseldi. Baya utandım.
Gökhan'da masaya oturup kızlara; " Ne yiyorsanız benle Gizem'e de söyleyin. Bizde açız."
"Yok hayatım ben aç değilim. Size afiyet olsun."
Gökhan'ın telefonu çalınca, masadan kalkıp konuşmaya gitti. Gönül hemen Sezer'i sordu. Bende işleri varmış o yüzden bize katılamıyor bu akşam diyerek geçiştirdim. Nasıl denirki böyle delice seven birine olayın aslı.
Gökhan'a bakmak için kafamı çevirince Cansu'nun yanında bir kaç kişiyle cafeye girdiğini gördüm. Yine beni sinir edicek eminim. Tüylerim diken diken oldu. Nefret ediyorum bu kızdan.
Gökhan gelip masaya oturunca, Cansuda gelip bize selam verdi. Ben hiç bir şekilde muhattap bile olmadım. Nasıl olayım zamanında annesiyle birlikte arkamdan söyledikleri hakaretleri adım gibi biliyorken ben bu kıza Allah'ın selamını bile vermem.
Gönül'le bir iki birşey konuşup gitti. Gökhan çok muhattap olmadı, çünkü oda benden dolayı pek sevmiyor onu. Bana söylediklerini az çok biliyorlar.
Tuvaletim gelince, masadan kalkıp lavaboya gittim. İşim bitip çıkınca Cansu'yu gördüm. Bu kız yabani ot gibi heryerde karşıma çıkıyor. Hemen elimi yıkamaya başladım. Tam çıkacakken kolumdan tutup; " Nereye Gizemcim?" deyince kolumu tutup çektim.
"Cansu gerçekten senle muhattap olmak istemiyorum."
"Ama neden ki?"
"Ye ne demek neden. Hoşlanmıyorum kızım senden. Benim arkamdan ileri geri konuşan bir kızla neden diyalog halinde olayım."
"Bak sen!. Kızım kendini Gökhan'a yamamaya çalıştığının farkındayım. Ama olmaz yani o senin gibi ailesi bozuk birini kendine laik görmez. Çünkü; Şenay teyzede bu fikirde. Sürekli anneme iyi aile kızı, helal süt emmiş birini bulup evlendirmek istiyoruz diyormuş. Yani Gökhan'ın dengi değilsin sen. O yüzden uzak dur bence ondan."
"Yani Cansu, senmisin dengi?"
"Bilemeyiz tatlım bunu zamanla görürüz. Ama senin ne olduğun belli. Anası oro..." diyemeden lafını bitirmesine izin vermedim.
"Kes sesini! Kapat çeneni. Sakın o kelimeyi ağzına alma. Yemin ediyorum burda seni gebertirim. Yeter Cansu, cidden yeter. Derdin ney senin ya. Tamam Gökhan'sa derdin; Git içeride şuan konuş anlat ona derdini. Ama benim üstüme bir daha Annem üstünden gelme. Yeter bıktım anlıyor musun? Bıktım."deyip lavabodan çıktım.
Şenay Teyze demekki bu imalarını birtek bana söylemiyor. Önüne gelene anlatıyor. Ben artık anlıyorum ki; bizim işimiz Gökhan'la zor olacak. Şenay Teyze beni Annemden dolayı oğluna yakıştırmayacak. Gözlerim doldu ama toparlamam lazım. Bu şekilde masaya gidersem Gökhan anlar ve sorgular. Bende duyduklarım yüzünden hiç suçu olmayan sevgilime çatarım adım gibi eminim.
Masaya geçince, Sezer'in de geldiğini gördüm. Bana gizliden göz kırptı. Neyseki bunun aklı başına gelmiş. Yok yere Gönül'den uzak duracaktı. Masaya oturunca karşıda Cansu'yu gördüm. Gidip saçına başına dalasım geliyor ama işte benim tarzım değil.
Biraz moralim bozulunca sanırım yüzüme yansıdı. Gökhan neyin var diye sordu ama birşey yok deyip geçiştirdim.
Herkes kendi arasında sohbet ediyordu. Gökhan yemeği bitince bana sarılıp geriye yaslandı. Masadaki herkese bakarak; "Millet haberiniz olsun biz evleniyoruz." deyince dönüp hemen ona baktım.
Özlem;
"Gökhan abi ciddimisiniz? Yani bence artık sonunda."
"Evet benim güzel baldızım çok ciddiyiz. Artık beklemenin bir anlamı yok."
"Çok sevindim sizin adınıza."
"Hayatım birden böyle söylenirmi? Çok heyecan yaptım."
"Neyine heyecanlanıyorsun Gizem'im. Sonuçta buradaki herkes bizi biliyor. Şimdi asıl mevzu ailelerimize söylemeye geldi. Ben bu akşam muhtemelen bizimkilerle konuşurum. Sende en acilinden Baban ve Babaannenle konuş."
Özlem;
" Eniştecim benden izin almıyorsun farkındayım ama ben verdim ablamı sana."
"Sen varya en kral baldızsın."
"Biliyorum."deyip gülüştüler.
"Gökhan, sence çok ani olmadımı? Ben nasıl hemen söyleyeceğim."
"Ne anisi güzelim. Biz üç yıldır birlikteyiz zaten. Artık uzatmaya gerek yok."
Önceden olsa uça, uça Babamla konuşmaya giderdim ama şuan çok korkularım var. Şenay Teyze nasıl bir tepki verecek çok merak ediyordum. Bu sebeple aşırı korkuyorum.
Gerçi Gökhan isterse; eminim hepsi onaylar, kimse birşey demez. Belkide ben Şenay Teyzeyi yanlış anlıyorumdur. Yani sonuçta her oğlunu evlendirmek isteyen Anne bu şekilde konuşur. Cansu'nun da laflarına takılmamam gerek.
Hadi bakalım burdan gidince canım babamla konuşayım. Babamın duyuncaki tepkisini merak ediyorum. Çünkü kimse Gökhan'la aramda böyle birşey olacağını asla tahmin etmiyordu. Artık hayırlısı...