Seher
Adımları geri geri gidiyordu...
Karşısındaki iki canavar üstüne yürüyor, sanki her an üzerine atlayıp önü parçalicakmiş gibi bakıyorlardı....
Korkuyu iliklerine kadar hissediyordu.... Sanki damarlarında kan yerine korku akıyordu.... Nasıl bu hale geldiğini idrak edemiyordu.... Ne yapmıştı ki?
Sadece yaralı bir hayvana yardım etmişti.... Bunun bedeli bu kadar ağırmiydi yani.....
Bunları düşünürken bir anda sırtı duvara çarptı.... Artık kaçacak hiç bir yeri yoktu..... Kapıdan çok uzaktaydı....
Çaresiz hissettiği her zaman gibi elini boynuna götürdü, annesinden güç almak için....
Ama.... Olamaz .... Kolyesi yoktu.... Düşürmüştü.... Şu an siğinabilecegi tek limanida kaybetmişti.....
Artık yavaş yavaş ölümün ayak seslerini duyabiliyordu.... Hayatının bu şekilde biteceğini asla tahmin etmemişti.... Demek ki buraya kadarmış .... Sonunda annesine kavuşabilecekti.....
Adamların sanki lezzetli bir yemeğe bakiyormuşçasina ağızları sulanmış ve tıpkı bir hayvanın avını köşeye sıkıştırması gibi usulca öna yaklaşıyorlardi....
Adamlardan biri alaycı bir sesle " Korkma bebek.... Hiç bir şey olmicak.... Sadece biraz eğlenicez." Demişti.
Seher:" yaklaşmayın .... Lütfen ..... ben size ne yaptım ki..... Bırakın beni ..... Yalvarırım ..... Bırakın .... Gitmek istiyorum."
Adam:" ama olmaz ki böyle..... Daha bize istediğimizi vermedin..... Hadi artık nazlanma... Çok işimiz var ..... Sıkıldik artık."
Bunu söyleyip üzerine atlamış ve direnince de eliyle yakasını tutup, çekip yirmişti ....
Tam seher "hayiiir" diye bağırınca..... Dışardan peşpeşe silah sesi duyulmuştu.... Ve ne olduğunu anlamadan adamlar korkup kaçmıştı......
Korkudan ayakları titriyor ve eliyle yırtılmış yakasını tutmuştu..... Her an yere düşüp bayılacak haldeydi...
Ama şimdi sırası değildi.... Kendini korumalı ve buradan bir an önce çikmaliydi.....
Dışardan ayak sesleri geliyordu.... Sanki biri bu tarafa yaklaşıyordu.... Odanın içine göz gezdirdi.... Bir köşede sopaya benzer bir odun gördü.... Hemen koşup odunu aldı ve kapının arkasına saklandı......
Eğer o silah sesi gelmeseydi şu an ne halde olacağını düşünmek bile istemiyordu....
Kendisini kurtaran Allah'a kimsenin onu farketmemesi için dua etti....
Ama tam o sırada kapı sertçe açıldı ve yere dev bir karanlık gölge düştü.....
Bu adam her kimse, seher gücünün ona yetemiceğini daha o an anlamıştı.......
______________________________
Yaman
Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu.... Bir saat.... Bir gün.... Bir ömür.....
Umrundada değildi zaten.....
Hayatının sonuna kadar böyle durup bu mucizeyi izleyebilirdi...
Ama sonunda güzel meleğinin gözlerini kaçirip yere bakmasiyla , kendine gelebildi....
Olaylari hatırlayıp, Hemen bir zarar vermişlermi diye baştan aşağı gözden geçirdi narin tenini....
Ve bir anda yırtılmış kumaştan gözüken bembeyaz, küçük, yuvarlak göğüsleri gözüne çarptı....
Ne olduğunu bilmedi, fakat bir anda kendinden bir başkasının onun tenine, değil dokunması, gözünün değmesini düşününce.....
Şakakinda ve boynundaki bütün damarların gerildiğini hissetti.... Göğüs kafesi daraldı ve eğer o adamlar şimdi burda olsaydı yemin ediyordu hiç düşünmeden ikisinide öldürürdü....
Hala ikisininde elleri birleşmiş, havaya kalkan odunu tutuyordu...
O sırada Yaman'ın telefonu çaldı.... Cebinden çıkarıp cevapladi.... Ama hala kaşlarını çatip, gözlerini kısıp, başka bir şey varmı diye onu inceliyordu...
Ali Baran:" buldun mu?"
Yaman:" evet Ali Baran bey."
Bunu söyledikten sonra kız gözlerini hemen yerden kaldırıp ona bakmıştı...
Ali Baran:" hemen konağa getir."
Y:" tamam."
Daha telefonu kulağından bile indirmemişken, kızin eli elinden ayrılmış, gözleri kapanmış ve yere yiğiliyorduki...
Yaman hemen bir elini kızın beline sardı ve onu kendine çekti ve yere düşmesine izin vermedi...
Bir Kuş kadar hafifti.... Önü tek eliyle bile taşiyabileceğini hissetti....
O anda birinin kapının önünde olduğunu farketti....
" Yaman bey burdamisiniz?"
hemen bağırdı:
" içeri girmeeee."
Hızlıca siyah ceketini çıkarttı ve kızın tenini şefkatle örttü ...
Sonrada bir elini sırtına, diğer elinide dizlerine yerleştirdi, ayağa kalktı ve sakince dışarıya taşıdı önü ...
Depodan çıktı ve korumalara konağa gideceklerini bildirdi .....
Sonrada kızla beraber arabanın arka koltuğuna geçti, kendi oturdu ve onun başını dizine yasladi ve şoföre gitmesini emretti....
Yol boyunca sakin duramiyordu...sürekli aynadan şoförün kıza bakıp bakmadığını kontrol ediyor, üzerindeki ceketini bir yeri gözükmesin diye duzeltiyordu ve bunu yaparken de ister istemez eli ipeksi uzun dalgalı saçlarına değiyordu....
Sonundada Dayanamadı..... Bir tutam saçını parmaklarına dolayıp.... Okşadı....
Yaman emindi... O saçların tıpkı rüyasında ki gibi koktuğuna.... içinden " keşke koklaya bilseydim" diye geçirdi...
Bu düşünceyle irkildi.....
Ne oluyordu ona....
Ö...... Yaman kırımlı...... Hayatı boyunca tüm kadınlardan nefret eden koskoca " YAMAN KİRİMLİ"
Şimdi bir kizin saçını koklamak için dilek mi diliyordu....
Hayır..... Kendine gelmeliydi..... Bu sadece küçük bir tesaduftu....
Dikkatini başka bir yere vermeye çalıştı.... dışarıya baktı.... İnsanlara.... Arabalara....
Ama hiç bir şey dizinin
üstündeki ağırlık kadar ilgisini çekmiyordu....