Yaman
Bahçeye sürdü arabayı, kapıdaki koruma hemen koşup kapısını açtı, arabadan indi ve başıyla teşekkür etti...
Yaman:" gece devriyesi tamamlandı mi?"
Koruma:" evet yaman bey."
Yaman:" tamam. Ben bir içeriyi
Kontrol ediyim."
arabayı park etmesi için, anahtarı ona verip, kendi eve yurudu...
İçeri girdi ve her yeri didik didik kontrol etti, her gece dikkatlice bütün kapıları, pencereleri kontrol edip, hiç birisinin açık birakilmamasina dikkat ediyordu ...
Seheri, tekrar aynı şeyleri yaşasın istemiyordu....
Kendi kendine:" acaba uyumuş müdür? Gidip bir görsem mi?" Diye sordu...
Sonra kendi cevabını kendi verdi:" saçmalama yaman, daha çok erken, uyumamış olabilir."
Öylece durmuş düşünüyordu ki birden elektrikler kesildi ve tam o sırada aşağı kata giden merdivenlerin tarafından bir ses duydu...
Telefonunu cebinden çikartip, işiğini açtı ve ne olduğunu öğrenmek için o tarafa yurudu....
*******
Seher
Odasından çıktı ve Nadire annesini görmek için aşağı kata indi...
Kapıyi tiklatip izin aldıktan sonra içeri girdi....
Nadire hanım yatağın da oturmuş ve bir elini başının kenarına koymuştu ...
Seher:" Nadire annem.... iyi geceler demek için geldim."
Nadire:" iyi geceler kuzum... Tatlı rüyalar.."
Seher:" sen iyi misin Nadire anne? "
N:" iyim canım... Hadi ... Sen git uyu"
S:" ama hiç iyi görünmüyorsun.... Baksana rengin bembeyaz olmuş..."
N:" bir şeyim yok, sadece biraz başim ağriyor o kadar"
S:" başin mi? Neden ki?... Leyla ablayı çağırmami ister misin?"
N:" hayır canım... Gerek yok ... Sadece mutfaktan bana bir bardak su getirirsen , ağrı kesici alip hemen iyileşirim..."
S:" tamam, hemen gidip getiriyorum"
Nadire hanım gülümsedi :" sağ ol kızım"
Odadan çıkıp merdivenlerden yukarı çıktı, tam giriş katına vardığında birden her yer zifiri karanlik oldu ...
Seher olduğu yerde hiç kipirdamadan dondu kaldı...
Hayatında en korktuğu şeylerden biri karanlıktı ve bu çocukluğun dan kalma bir travmaydi...
Annesini kaybettikten sonra geceleri onu özlediği için ağlamaya başlardı ve hiç kimse onu sakinleştiremezdi.....
Küçük aklıyla, hiç durmadan ağlarsa, annesi dayanamayıp, geri geleceğini düşünürdü...
Ama bir gece babası olucak o adam dayanamayip,
" yeter artık" diye bağırarak, onu elinden tuttuğu gibi, kapkaranlık, soğuk, havasız olan kazan dayiresine kapatti ve " aklın başına gelip, Susana kadar burda kalicaksin" dedi...
Seher birden sanki tekrar küçülüp o güne gitti...
Trabzanlara tutunup olduğu yerde, yere oturdu, kalp atışları hızlanmiş, nefesinin kesildiğini hissediyordu...
Elini boğazina koyup, nefes alabilmek için ağzını açtı...
Tıpkı o günkü gibi korkudan titriyor ve durmadan gözünün yaşi akıyordu....
Ne yapacağını bilmezken ... Birden ona yaklaşan bir ışıği farketti ....
Ne olduğunu anlamak için başını kaldırdı ve onu gördü...
Oydu.... Koruyucu kahramanı....
Sakince, hiç bir şey söylemeden, ona Yaklaşıp.... Elini uzattı...
tıpkı o gün o korkunç adamlarin elinden kurtardığı gibi, şimdi de onu bu zifiri karanliğin pençelerinden çekip alicakti....
Hangi ara, daha bir aydır tanıdığı adama , böyle onu görünce içinin rahatlamasina sebep olucak kadar güvenmişti, kendi bile bilmiyordu....
Ve Seher,Keşke çocukluğunda ki o gün de bir el böyle ona uzanıp, haps olduğu kuyudan kurtarsaydi diye düşündü....
******
Yaman
Işığı merdivenlere tuttu ve birden onu gördü....
Narin meleğini... Küçük prensesini....
Yere oturmuş ve yağmurun altında kalan küçük bir serçe gibi titriyordu....
Onu korkutmamak için sakince yaklaştı....
Seher birden onu görüp , başını kaldırdı....
Ve yaman ardi ardina akan yaşlarıni ve korkudan nefes alamayişini farketti....
Bir gün birinin gözyaşları ona bu kadar ağir gelip, acı cektireceğini tahmin bile edemezdi...
Ama şimdi tam da böyle hissediyordu....
Sanki biri sırtından kalbini biçaklamiş ve durmadan çeviriyordu ...
onun sakinleşip, ağlamaması için her şey yapardi...
Ama şu an da sadece sağ kolunu ona uzatıp, gözleriyle elini tutması için yalvarmaktan başka bir şey gelmiyordu elinden....
Önce çipil çipil bakan gözleriyle, Yaman'ın uzanmış eline baktı, sonrada başını kaldırıp emin olmak için gözlerinin içine baktı...
Ve yeşil Zümrütler bir anda onun aşkindan yanıp kule dönen, kömür gözlerle birleşti....
o gözlerden sadece tek bir anlam çıkartabildi....
"bana güven "
Oysaki eğer dikkatlice baksaydi, orada kendini görebilirdi...
Ve seher güvendi...
Ürkek bir kuş gibi, korkudan titreyen narin parmaklarını, Yaman'ın sağlam ve güvenli eline bıraktı...
Yaman hemen baş parmağını, elinin üstüne koyup, kırılgan parmaklarını avucunun içine kavradi....
Seher ondan güç alarak ayağa kalktı ve önünde durdu...
Korkusu azalsa da, hala nefes almakta güçleniyordu...
Yaman sakinleşmesi için, hiç bir şey söylemeden, baş parmağıyla, onun avucunda ki parmaklarını nazikçe okşamaya başladi...
Elindeki ışık seherin yüzünu aydınlatıyordu ve yaman'a, onun dolun ayın altında bir yıldız gibi parlayan rüyasını hatırlatıyordu....
Seher yavaş yavaş sakinleşti ve gözunun yaşı kuruyup,nefesi duzeldi....
Seher:" şey ben...
Su almaya gelmiştim ...
Birden elektrik gitti....
Korktum..."
"Korktuğumu" öyle sevimli ve yavaş bir ses tonuyla , çenesi titreyerek söylemişti ki...
yaman'in içinden , rüyasında ki gibi ona sımsıkı sarılıp, kokusunu ciğerlerine haps etmek geliyordu ....
Yaman:" artık bende korkmaya başladım ...!!!!"
Gözlerini birbirinden alamiyordular...
Yaman, ışığın onun zümrüt gözlerinde bin parçaya bölünüp, yeşilin bin bir tonuyla dans ettiğini izliyor ve nerde olduğunu unutmuştu...
Hala farkında olmadan, onun parmaklarını okşuyordu....
Seher:" bir şey mi dedin?"
Yaman "hayır" anlamında yavaşça başını iki tarafa salladi....
Birden elektirikler gelip, her yer aydınlandı....
seher ne kadar yakın olduklarını ve küçük elinin onun büyük avucunda nasıl kayb olduğunu görünce, gözleri şaşkınlıktan yuvarlanıp , yanakları kızardı....
Hemen elini Yaman'ın elinden çekip, mutfağa doğru koştu....
Ve yaman öylece eli havada kalmiş... kalbinin ve ruhunun onunla birlikte gittiğini görebiliyordu...
____________________________
Yaman
Odasına girip, kapıyı sinirle çarptı...
Ceketini çıkarıp, yatağa fırlattı ve oda da yürümeye başladı...
Dayanamiyordu artık ...
Kalbindeki duyguları bir an önce sehere haykirip, onunla yakınlaşmak istiyordu....
Onun gönlünü kazanmak için, her şey yapicağina dair kendine söz vermişti ama şu ana kadar sadece uzaktan ona bakıp, aşk yaşamaktan başka bir halt yapamamıştı....
Hemen bir şeyler bulup, atağa geçmeliydi....
Düşündü,düşündü,düşündü....
Ama hiç bir şey aklına gelmiyordu....
E tabi bu işler öyle ihale kazanıp, silah zoruyla racon kesmeye benzemiyordu ki bilsin ....
Bu işler zordu, bu yollar çetin di onun için....
Yatağın üstüne oturup,kollarını dizlerine koyup, yüzünü elleriyle kapattı...
Birden bir şey aklına geldi ...
Yalçın abisinin, yengesine aşık olup, flört ettiği dönemlerde sürekli ona hediye alıp götürdüğünü hatırladı ....
Yaman ne kadar abisiyle bu yüzden dalga geçmişti o zamanlar da ...
Ve abisi de sürekli ona" sen anlamazsın böyle şeyleri .... Hele bir aşık olda, o zaman görücem ben seni ...." Derdi ...
Hüzünle gülümsedi ve içinden
" Ah abi... Keşke şu an da yanımda olsaydın" diye geçirdi ...
Ama artık ne yapacağını bulmuştu, sabah hemen gidip, güzel bir hediye alıp, ona vericekti ...
Bu fikirle yatağa uzandı ve rahatlıkla gözlerini kapattı....
*******
Arabaya bindi ...
Sabah erkenden çıkmış ve ona hediye almak için her yeri alt üst etmişti....
Ve sonunda öğlene doğru, istediğini bulmuştu....
Elindeki küçük kutuyu açtı ve içindeki zarif tokayi eline aldı...
"Y" harfine benzer ama kavisli bir gümüş toka, üzerinde de üç tane kisa zümrüt yeşili boncuklar asılıydı ...
yemek yaparken, bir tutam saçının onun gözünün önüne gelip, rahatsız ettiğini farketmişti.....
Şimdi o asi tutami, bu tokayla zabt edicek ve seherinin canını sıkmasına izin vermicekti....
Tabi bu hediyenin amacı sadece bu değildi, yaman bu tokayla, sehere," kalbinin, onun her bir saçının teline bağlı olduğunu ve her hareketinde yüreğinin tıpkı o boncuklar gibi titrediğini " anlatmak içinde seçmişti...
Birden seherin bu tokayi takip, başını her çevirdiğin de boncukların saçında hareket ettiğini hayal etti ve içi gitti...
Kim bilir Nasıl sevimli ve tatlı görünücekti ...
Tokayi yerine koydu ve arabayı çalıştırdı, hemen gidip, hediyesini sehere vermek istiyordu....
*******
İçeri girdi, tokayi kutudan çıkarıp, eline aldı, sakinleşmek için derin bir nefes aldı ve mutfağa doğru gitti, bu saatlerde ihtiyarın yemeğini hazirlamak için hep orda olurdu....
Mutfağa kapıdan göz gezdirdi ve orda olmadığını farketti, sadece Nadire hanım ve evin başka bir çalışanlarından, ona arkaları dönük bir şekilde,yemek masasında oturmuş, çalışırken bir şeyler konuşuyor ve onu farketmemişlerdi.....
"Odasında dir kesin" diye düşünüp, gitmek istedi....
Ama o ikisinin konuştuklarini duyunca, birden duraksadı...
Leyla:" Nadire abla ben kötü mü söyliyorum Allah aşkına... seher artık evlilik çağına yaklaştı, bu kızın çıkıp bir iki insan görüp, tanışıp, görüşmesi lazım, yoksa böyle nasıl olucak?"
Nadire:" Leyla süs.... Şimdi Ali Baran bey duyup, tekrar kızın canını okuyacak"
Leyla:" vallahi abla duyarsa duysun... Belki kendine gelirde, bir baba olarak sorumluluklari olduğunu hatırlar"
Nadire:" kendi kızı.... Ne istiyorsa onu yapar.... Belki evlendirmicek"
L:" haaa oldu o zaman.... Şimdiye kadar seherin bir hayatı mi oldu onun yüzünden... Ben bari bundan sonra, kocasının evinde mutlu olsun istiyorum....yazık, kuzum baba evinde bir gün yüzü göremedi...."
Yaman öylece kapının arkasında buz kesip, donup kalmıştı ....
Ne soylemişlerdi.... Babası... Kızı... Seherin babası.... Ali Baran bey ....
Birden ne olduğunu anlayinca beyninden vurulmuşa döndü...
Hayır... Hayır... Hayır...
Böyle bir şey olamazdı... Olmamalıydı...
Ellerini sinirden öyle bir sikiyordu ki, birden yumruğunun içinde bir aci hiss etti, elini açtı, ve kirmizi kan damlalariyla beraber, yeşil boncuklarda kopup avucunun içinden kayıp, yere düştü...
Toka elini yaralamıştı...
Elinde sanki ateş varmış gibi hemen yere fırlattı...
Sinirle yürümeye başladı...
Boyle bir şeyi farketmemiş olamazdı...
Bu imkansızdı....
Birden, onu kaçırdıklarinda,
Ali baranin kalp krizi geçireceği ve söyledikleri aklına geldi....
" Ö şimdiye kadar bu evden dışarı adımını atmadı..."
" Ö bu evden başka hiç bir yeri tanımaz, bilmez...."
Allah kahretsin.... Şerefsiz pislik yıllarca kızı herkesten gizlemişti...
O yüzden hiç kimse onun bir kızı olduğunu bilmiyordu...
Kanın beynine siçradiğini hiss etti...
Demek yıllarca her kesi aptal yerine koydun, öyle mi kerimoğlu...
Bundan emin olmak için tek bir yol vardı ....
Seherin odasina koştu, içeri daldı ve her yerin altını üstüne getirdi ...
Ve sonunda şifonyerin alt çekmecesin de, bir kutunun içinde buldu aradığını....
Kimliği eline aldı... Ve gerçek bir tokat gibi yüzüne çarptı, sanki dünya yıkilmış da altında kalmış gibi hiss etti...
Kimliğin üzerinde ki harfler, gözünde büyüyordu ...
Adi: seher
Soyadı:Kerimoğlü
Baba adı:Ali Baran
.
.
.