küçük serçe

1168 Words
Seher Başımı kaldırdım ve etrafa baktım, hiç kimse yoktu, yine iş yaparken kendi düşüncelerime dalmış ve etrafimdan haberim yoktu... Muhtemelen Ali Baran beyin kahvaltısını vermiş ve bittikten sonra evi toplamaya gitmişti herkes.... Yaptığim kurabiyelere baktım, güneş şeklinde, gülümseyen limonlu kurabiyeler. Ne zaman annemi ozlesem bu kurabiyeler den yapardım, nedenini bilmiyorum ama kokusu bana onun kokusunu animsatirdi hep.... Belkide annemden bana kalan güneş şeklindeki kolyeydi sebebi... Boynumdaki kolyeme dokundum ve içimden derin bir ah çektim. Kurabiyeleri fırına koydum ve sonra bulaşıkları makineye yerleştirdim. Tam ellerimi yıkayıp mutfaktan çıkacaktım ki... Bir ses duydum.. Sanki bir bebek ağlıyordu... Etrafa baktım, pencerenin tarafından geliyordu ses, jami açtım ve aşağıya göz gezdirdim... Aman Allahım ... Küçük bir yavru kediydi, bacağı yaralanmış ve muhtemelen canı çok yanıyordu, çünkü hiç kıpırdamadan sadece acısını gösteren sesler çıkarıyordu... Hemen gidip yardım etmeliydim...dolaptan ilaç ve sargı bezi aldım, koşarak mutfaktan çıkacakken.... Benim bahçeye çıkmamın yasak olduğunu hatırladım.... Bahçede korumalar vardı ve o adam, beni ve nadire annemi, korumalarin beni farketmemesi konusunda uyarmıştı her zaman... Yine önün saçma sapan kuralların dan biriydi bu ve bende önunla muhatap olmamak için her zaman bu kurallara uymuştum... Ama şimdi o zavallı hayvanı öyle birakamazdim, hem ö benim bahçeye çıkmamı değil ki, korumalara gözükmemi yasaklamıştı, bende çabucak işimi yapar kimseye gözükmeden donerdim o halde... Bu düşünceyle gülümsedim ve hemen mutfağın arka kapısından bahçeye, kediciğin yanına gittim... Yere oturup çalıların arkasına saklandım,etrafa baktım, çok şükür hiç kimse yoktu.. Kalbim sanki bir suç işliyormuşum gibi hızla çarpıyordu, ağlanacak halime güldüm, kendi evimde tutsak hayatı yaşıyordum... Şimdi bunları düşünmenin sırası değildi, kediye yaklaştım ve ayağına dokunmak istedim ama ö korkup elimi yaraladı. Seher:" korkma kedicik, sana zarar vermicem, sadece yaranı sarıcam, tamam mı?" Yuvarlak küçük gözleriyle bana bakıyordu, bu sefer daha sakin Yaklaşmaya çalıştım, yarasına merhem surup bantla sardım, ö da beni anlamış olmalıydı ki hiç bir şey yapmadan sadece izliyordu, sonrada teşekkür için küçük diliyle elimi yalamaya başladı, gidiklanip neşeyle güldüm. "Kim var orda?" Olamaz...biri onu farketmişti, kurtulması için Allah'a yalvardı, ne dicekti şimdi onlara! Başını kaldırdı, baştan aşağı siyah giyinen iki adam gördü karşısında, elleri bellerindeki silahtaydi, şaşkınlıkla önü izliyorlardi. Yavaşça ayağa kalktı. Adamlar dan biri kısık sesle "kimsin sen?" Diye sordu. Sanki gördüğü manzaranın gerçekliğin den şüphe ediyormuş gibi. Diğer adam ise ağzını açıp konuşamamişti bile, hayatında böyle bir güzellik görmemişti. Seher korkudan rengi atmış ve ne yapacağını bilmiyordu. Tam o sırada ayak sesleri duyuldu, seher başını sesin geldiği tarafa çevirdi ve.... Şansına küstü... Oydu....Ali Baran kerimoğlu... Ali Baran önce gördüğü manzara karşısında duraksadı, sonra öfkeyle adımlarını hızlandırdı. Ali Baran:" noluyo burda?' Adamlar hemen kendilerini toparlayıp, el pençe durdular. Koruma:" efendim bu kızı burda bulduk, saklanıyordu, emr ederseniz hemen sorgular kim olduğunu anlarız." Ali Baran:" istemez...siz işinize dönün, ben hallederim." Adamlar şaşkınlıkla birbirine baktılar ama hiç bir şey demeden emre uydular. Ali Baran sinirle kızına yaklaşıp, sertçe kolundan tutup, içeri götürdü, sonrada seherin Nadire annesiyle kaldığı, hizmetçiler katındaki odasına sürükledi. Nadire hanım odada kıyafetleri katlıyordu, bir anda kapı açıldı ve Ali Baran, seherin kolundan tuttuğu gibi odanın ortasına fırlattı . Nadire hanım, seheri öyle kanı çekilmiş bir vaziyette görünce çok korktu. Ali Baran delirmiş bir halde nadirenin uzerine yürüdü ve kısık ama öfkeli bir sesle , "Ben... Sana... bu kız...evin bahçesine bile çikmicak demedim mi? Böyle mi dinliyorsun beni? Canına mi susadin kadın." Sonra sehere döndü :" eğer bir kez daha böyle bir şey olursa ...eğer olursa...." Durdu düşündü...kızını neyle tehdit edebileceğini düşündü ... Buldu... Sehere yaklaşıp, tehditkar bir sesle: " eğer olursa bu kadını gördüğün son kez olur, köyüne mi gönderirim yoksa kafasına mi sıkarım, bilmem ama bir daha göremezsin onu, anladın mı?" Seher korku ve hayretle karşısındaki canavara baktı. Hayır, olamazdı, nasıl böyle acımasız olabiliyordu, ne yapmıştı ki böyle ağır bir şeyle tehdit ediliyordu, çekip vursa canı daha az acirdi... Ama yapardı... Biliyordu...çok iyi tanıyordu onu...gözünü bile kırpmadan bu hayatta onu seven tek insanı da ondan ayırirdı... Biliyordu bunu. O yüzden hiç bir şey söylemeden sadece gözlerindeki yaşların akmasına engel olup, yere bakarak başını salladı. Ali Baran "güzel" diyerek odadan çıktı. Seher yere çöktü, daha fazla dayanamayıp sessizce ağlamaya başladı, küçük bir serçe gibi titriyordu, kolyesine dokunmuş ve yine her zor zamanı gibi annesine sığınmıştı. Nadire hanım yanına oturup, seherin başını göğsüne koyup sarıldı... Dayanamiyordu evladı gibi sevdiği bu kızın böyle acı çekmesine dayanamiyordu... _______________________________ Yaman Bahçede korumalarin devriye gezmelerini kontrol ediyordu... Aslında bu onun görevi değildi, adamlar ona her saat rapor veriyorlardı zaten... Ama uykudan kaçmak için iyi bir bahaneydi... Uyuyup yine aynı şeyleri görmek istemiyordu... Kafasını dağitmali ve o gece gördüğü rüyanın etkisinden çikmaliydi... İntikamını düşündü... Artık planın ikinci kısmına geçme zamanıydı... İlk adım onun güvenini kazanmakti ve bu aşama başarıyla tamamlanmişti. Ali Baran kerimoğlü onun canını kurtarmasın dan öyle etkilenmişti ki artık her konuda önce Yaman'ın fikrini alıp sonra harekete geçiyordu. Şimdi Yaman'ın yapması gereken tek bir şey vardı ve o da bu güvenin sayesinde onun yumuşak karnını, zaafını öğrenmek ve o zaafindan ona saldırmakti... Biliyordu...her insanın zaafları vardı...masela onun zaafı abisi ve Yusuf'tu ve ö düşmanlarının bunu anlamaması için her şey yapmıştı... Buraya gelmeden önce nedimle bir konuşmasını hatırladı .... *** Nedim:" yaman bu çok riskli, bunu sen yampak zorunda değilsin, adamlardan birinide içeri sokabiliriz, lütfen Yusuf'u ve abini düşün, kendini böyle bir tehlikeye atamazsın." Yaman:" bu benim kendi meselem, başka birini bu işe karıştıramam... Düşmanını yok etmek istiyorsan önce onu yakından tanımalisin, gücünü ve zaaflarını bilmelisin, bende tam olarak bunu yapicam ve bu süreç içinde ailemi koruyacak, emanet edebileceğim tek kişi sensin,çünkü sadece sen sırrıma ortaksin." Nedim elini Yaman'ın omzuna koyup "bana güven" anlamında sikti. Nedim:" tabiki...onlar benimde ailem, her zaman korucam onları,söylemene bile gerek yok. Ama yaman anlamıyorum, neden böyle bir şey yapıyoruz, neden intikamını başka türlü almıyorsun, biz ondan çok daha güçlüyüz, ona istediğin her şeyi yapabilirsin? neden böyle?" Yaman:" Nedim sen bir aslanı avlanırken Seyrettin mi hiç? Avını gördükten sonra öne doğru bir adım atar, sonrada geriye doğru iki adım... Sadece güçlü değil, akıllıdır da avını aldatır, avının kendini tehlikede hiss etmemesini sağlar, ve sonra tek bir hamlede herşey olucana varır, iş orada biter." Nedim sadece başını salladı, biliyordu ne söylese fayda etmicekti, ö çoktan kendi yolunu çizmişti. *** Yaman bunları düşünürken bahçenin arka tarafına gelmişti. Kontrol ettikten sonra geri dönmek istedi, ama duvarın arkasında iki kişinin konuştuğunu farketti. " Ö nasıl bir şeydi öyle? insanmiydi yoksa peri kızımı?" " Bende ömrümde böyle bir güzellik görmedim... Tam bir afetti... Benim olsaydı varya tek bir gece bile rahat bırakmazdım." " Neden bizim olmasın? İçerideki kızdan sordum, hizmetçilerin birisinin torunuymuş, yani sapsız üzüm misali, anası yok babası yok, tam ağzımıza layık." " Ahh onu bir elime geçirsem varya.... Neler yaparım neler?" Sonra ikiside gevşek gevşek gülmüştü. Yaman iki tane emrindeki korumalar dan olduğunu farketti, konuştukları konuyu farkedince yumruklarını sikip, sinirlendi. Aniden karşılarına çıktı, adamlar onu önlerinde görünce, korkudan ağızları açık kalıp gülmeleri yarım kalmıştı. Yaman bağırdı:" ne işiniz var burda? Buranın sorumlusu siz değil misiniz? Neden işinizin başında değilsiniz?" Adamlar hemen ayağa kalkıp, kendilerine çeki düzen verdiler. " Emredersiniz yaman bey." Sonra hızlıca işlerinin başına döndüler. Yaman arkalarından bakıp, yaşıtlarının ne kadar gamsız olduğunu düşündü ... Sonuçta her kesin hayatı onun kadar zor değildi ...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD