Yaman
Arif baba:" ne oldu evlat? Anlatmicakmisin?"
Hiç bir şey söylemeden, sadece karşısında oturmuş ve gözlerini masaya dikmişti...
Arif baba:" dur ben sana bir çeyrek atıyım mangala, belki dilin çözülür...."
Yaman eliyle, ayağa kalkmaya niyetlenen adamı durdurdu :
" hayır baba.... gerek yok.... Hiç iştiham da yok zaten."
Arif baba tekrar oturdu, dikkatlice onu izledi :" evlat... Sana uykularını haram eden..... İştihani kaçıran.... Bu saate buraya getiren sebep nedir?"
Başını kaldırdı ve hiç bir şey demeden bile onun halinden anlayan adama baktı....
Yaman:" Baba... Ben sanmıştım ki bütün savaşlarım bittiğinde, sırtımdaki yük hafiflicek, içimdeki öfke dinicek... Nihayet rahat bir nefes alabilicem.... Ama...."
Arif baba:" Ama?"
Y:" ama şimdi sona doğru yaklaştıkça... Bu yük günden güne daha da ağırlaşıyor ... Rahat bir nefes yerine, nefes alamaz hale geliyorum.... Sanki her şey kontrolümden çıkıyor..."
A:" peki evlat bitti mi tüm savaşların?"
Yaman durgun bir sesle cevap verdi :" hiç bitmedi...."
Arif baba:" peki sen bitmesini istemiyor olabilirmisin?"
Birden sanki biri kafasına taş fırlatmiş gibi his etti...
Başını kaldırdı, kaşlarını çatti ve dik oturdu ...
Y:" baba.... sen her kesten daha iyi biliyorsun benim, bizim ne çektiğimizi.... Benim amacımı, öfkemi, nefretimi...."
A:" biliyorum evlat....
Ama şimdi sanki benim bildiklerimden daha fazlası var....ha.... Öyle değil mi?"
Yaman düşündü ... Olabilirmiydi?... Arif baba her zaman onun göremediği içini görmüştü .... Bilemediği duygularını okumuştu....
Şimdi de haklı olabilirmiydi?
Yani ö sırf seherden uzaklaşmamak..... Onu görebilmek için... Ömrünü adadığı intikamını bilerek uzatıyormuydu?
Hayır... Hiç bir zaman kendi çocukluğuna ... Abilerine... Ve en önemlisi de BABA Sina bu şekilde ihanet edemezdi....
Hiç bir şeyin onu yolundan etmesine izin vermicekti .... Bu, hayatında bir kez karşılaştığı aşk olsaydı bile...
Hem zaten bu duyguların hepsi tek taraflıydi.... Bu aşkın gerçekleşiceğine dair hiç bir umudu yoktu içinde...
O yüzden karar verdi .... Artık sadece intikamına odaklanicakti....
Ondan sonra Zaman lazımdı sadece....
Unutucakti...
Nasıl unuttuysa acı çocukluğunu... Mahv olmuş gençliğini....
Kırılan kalbini de öyle unutucakti....
Ayağa kalktı..... Geldiğinde ki belirsizlik yoktu artık içinde...
Ne yapacağını biliyordu şimdi .... Bu yolun dönüşü yoktu artık ....
Yaman:" benim halim bundan sonra, ancak yarım bir varlık olacak.... Eskisi gibi olamayacağım belki.... Her gün biraz daha uzaklaşicağim kendimden... İçim hep bana küs kalıcak, barişmicak belki ama...
Ben yolumdan asla şaşmicam.... Babamın mezarı üstüne ettiğim yemini bozmicağim....
Sana söz veriyorum baba bu savaşı bitiricem."
Sert ve kararli adımlarla arabasına doğru yürüdü .....
Arif baba evladı gibi sevdiği oğlunun arkasından baktı ve içinden düşündü :
" insanın geçmişiyle mücadele etmesi en zorudur aslinda.... Zayıf yanlarindan vurur anılar ve en kuytu acıları didikler durur...
Kaçmak, saklanmak, baş etmek zordur... Çünkü bizi en iyi geçmişimiz tanır.... geçmiş bizi biz yapandır....
Ah evlat... Senin mucadelen kendinle.... Bu yüzden zor, bu yüzden tehlikeli.... Kendini Yaralıcak olanda sensin, bu yaralardan koruyacak olanda...
Her şeye rağmen umarım duğru yolu bulursun."
________________________________
Tam iki gündür uyumamişti....
Kararında ciddiydi... Hiç bir şeyin yoluna engel olmasina izin vermicekti...
Bu yüzden uykuyu kendine haram etmiş ve böylelikle de huzur bulduğu rüyalardan da kaçabilmişti....
Ya da öyle sanıyordu....
Çünkü her gün ki gibi konağın içini kontrol edip, hızlıca kaçar gibi çıkmak niyetindeydi...
Ama....
İkinci katın verandasini kontrol ederken..... Onu gördü ....
Yere oturmuş.... Ve saksıdaki papatyaları suluyordu...
Yine rüyasında gördüğü gülümsemesi vardı yüzünde...
Öylece kapının önünde çakılıp kalmıştı... Ne geriye gidebiliyordu, ne de ileriye.... Sadece sessizce öyle durmuştu...
Sonra onun çiçeklerle konuştuğunu farketti....
Seher:" siz benim en iyi arkadaşım siniz... biliyorsunuz değil mi?"
Sanki çiçekler ona cevap veriyormuş gibi kulağını yaklaştırdı, sonrada gülümseyip başını salladı....
Seher:" tabiki de... Ben hep suyun, güneşin size vaktinde ulaşmasına dikkat edicem... Bana güvene bilirsiniz... siz de karşılığında birazcık beni sevip, aranıza kabul ederseniz ödeşmiş oluruz..."
Yaman'ın içi sızladı...
Küçük meleği, birazcık sevgi için çiçeklerle yalvarıyordu....
burda,arkasında, biri tüm kalbini ve sevgisini ona karşiliksiz vermeye hazırdi, biliyormuydu ?...
Tek bir bakışı, küçük bir gülüşü için dünyayı ayaklarına sererdi, eğer isteseydi...
Ama ö bunun farkında bile değildi....
Dayanamadı....
Ayakları ondan bağımsız ileriye doğru hareket etti...
Kendini durduramıyordu...
Kız Birden Ayak sesleriyle onu farketti....
Hızla ayağa kalktı....
Söylediklerini onun duymuş olma ihtimalini düşündü...
Ve utançtan aniden yanakları kızardı ....
Yaman tam karşısında durdu ve bu eşsiz manzarayı seyre daldi....
Aynı gözleri renkte bir Zümrüt yeşili elbise giymişti... Ve narin vücudunun tüm kıvrımları elbise üzerinden belli oluyordu....
Nasıl zarif ve güzeldi ...
Dalgalı saçlarını özgürce açık birakmişti....
Al Al olmuş yanakları... utancından ısırdığı pembe dudakları ...
Birde sürekli onunla yerin arasında gezinen Zümrüt gözleri.... Ve zümrütleri saran uzun kirpikleri....
Ve tamam di......
Verdiği tüm kararlar yerle yeksan olmuştu bile....
Ne uzak durması... Ne vazgeçmesi...
Eee tabi öyle uzaktan ahkam kesmek, atıp tutmak kolaydı...
Sen gelde bide onun soluduğu havada, nefes al...
Bastığı toprağa basta.... Göreyim nasıl vazgeçebiliyorsun yaman efendi....
Korkup kaçmaması için bir şeyler söylemesi gerektiğini duşundu .....
Yaman:" çok güzel ...."
Seher şaşkınlıkla gözlerini kocaman açtı :" Ne?"
Yaman içinden :" öyle bakma bana... Bakma.... Ne soyliceğimi unutuyorum...."
Yaman:" yani.... Şey... Kurabiyeler... Kurabiyeler çok güzeldi... "
Allah kahretsin ergenler gibi eli ayağı birbirine dolanıyor ve ne soyliceğini bilmiyordu...
Ama seher gülümsedi ve Yaman'ın aklını başından aldı:
" gerçekten mi?.... Kendim yapmiştim..."
Ve yaman onun bir gülüşü için her şeyden vazgeçebileceğini farkettiği o andan beri iyi değildi...
Sırtından ve alnından soğuk terler aktığını hiss edebiliyordu...
Nasıl bir güce sahipti bu kız....
Bir bilseydi... Ona her şeyi yaptirabileceğini .....
Birden ona cevap vermesi gerektiğini farketti...
Yaman:" evet .... Çok lezzetliydi.... Nasıl yapiyorsun....!!!"
Allah kahretsin... Bu nasıl bir soruydu... Hem de ilk konuşmalarinda....!!!
Ama seherin biranda yüzünün aydınlanmasi ve heyecanla gözlerinin işildamasiyla, çokta rezil olmadiği için şukr etti....
Çocuksu bir sevinçle gülümsedi ve:
" çok mu seversin...?" Diye sordu....
inanamiyordu...
Bu kirli dünyada, birinin bu kadar saf ve temiz kalabildiğine inanamiyordu.....
Nasıl bir mucizeydi bu Allahım....
Dünyanın her türlü pisliğini ona gösterdikten sonra şimdi bu mucizeyle, hala yaşamaya değer bir şeylerin olduğunu mu göstermek istiyordu...
O zaman başarmıştı.... İçinde öyle bir umut hiss ediyordu ki... Sanki yeniden doğmuştu...
Yaman içinden:
"Severim....
Yanımda sen varsan eğer,
Yıldızları,denizi, sen gibi kokan papatyayi....
Eğer sen yanimdaysan, bu zamana kadar sevmediğim herşeyi severim.....
Ama seni daha çok...."
Yaman:"severim."
Seherin mahçup olup, gözlerini kaçırdığını farkedince...
Yaman:" yani..... Şey.... Benim bir yeğenim var da.... Adı Yusuf.... Limonlu kurabiyeyi çok sever...
O yüzden... Onun için sordum yani...."
Seher:" öyle mi?... Söylerim tarifini.... Çok kolay.... Önce limonun kabuğunu rendeliyip,ardından limon suyu, yağ ve vanilyayla birlikte una eklicez sonrada ....."
Ama yaman onu dinlemek yerine, kızın sesinin yumuşak kavında sarhoş olmayı yeğledi....
Öyle dikkatlice anlatıyordu ki.... sanki küçük bir noktayı atlatirsa herşey mahv olacak...
Anlatmakla beraber elleriyle de nasıl yapılmasını gösteriyordu...
Ve yaman gerçekten elinden tutup, çekip ve dudaklarına yapışmamak için kendini çok zor tutuyordu....
Ve olması gereken oldu...
Ateş, suya düştü...
Ama ne su buhar oldu...
Ne de ateş sondu....
Ve onlar bilmesede, bu kavuşmanın alevleri, tüm konağı hatta tüm şehri yakicakti....