Olayın şokuyla ne diyeceğimi bilemedim. Ayaklarıma beton dökülmüş gibi kaldım. Bu adam beni her seferinde böyle şoka mı uğratacaktı. Tamam normalde birbirini seven aşık iki insanın başına bizim yaşadıklarımız gelse tabi ki hemen evlenirlerdi. Ama bizim durumumuz çok farklıydı iki gün öncesine kadar tek başıma ilerleyeceğim bu yolda şu anda aile olmak evlenemkten bahsediliyor. Düşüncelerimin arasında Ateşin sesiyle irkildim
“Defne bişey söylecek misin?” Şaşkınlıkla karışık hayır anlamında kafamı iki yana salladım. Sonra kendimi toparladım ve uygun cümleleri söylemek için biraz bekledikten sonra
“Ateş sen ne dediğinin farkında mısın? Ne evliliğinden bahsediyorsun sen ?” Sesim çıkabilmişti şükür.
“Ne demek ne evliliği ortada bir çocuk var ve ben en mantıklı yolu söylüyorum sana. Ne yapmayı düşünüyordun sen evine dön çocuk doğunca bende gelir görürüm dememi falan mı?” Aslında mantıklı ben bu teklifi zaten sunmuştım ona .
“ evet mantıklısı da bu zaten beni aylarca aramadın sormadın şimdi de kalkıp evlenmemi mi bekliyorsun. Kusura bakma ben benimle çocuk için evlenmek isteyen birinin karısı olamam artık yeter peşimi bırak “ dedim ne kadar net olabildim bilmiyorum ama her kelimemde sinir katsayısı artıyordu onu net görebiliyordum.
Resmen burnundan soluyordu. Umrumda değilmiş gibi davrandım ama şu an kızgın bir boğa gibiydi. Beni yine sırtına atıp götürse bişey de yapamam yani.
“Defne yürü gidiyoruz” yine koluma yapııştı kızgın boğa
“Kolumu bırak nereye gidiyoruz nöbetçi nikah memuru mu bulcaz “
“Hayır güzelim ailemle tanıştırıcam seni karım olacaksın ta” kendinden emin tavırları beni deli ediyordu resmen. Ben senin burnundan getirmez miyim? Aramadığın sormadığın hergün için pişman etmez miyim seni diye düşünürken kendime geldim. Sanki hep beraber olacakmışız da bende burnunu sürtecekmişim gibi bildiğin adamla ilk gelecek planlarımı oluşturmuştum. Biraz tuhaf şekilde de olsa sonra yine toparlandım boğazımı temizledim ve
“Bak ben seninle evlenmek istemiyorum ailenle de tanışmak için şu an uygun bir zaman değil, evet torunlarının annesiyim elbet tanışcaz bu çok normal ama zamanı değil” sakin yumuşak bir ses tomuyla ifade ettim kendimi. Belki bu işe yarardı yoksa buralar yanacaktı birazdan.
“Defne uzatma bundan sonra ben nereye sen oraya “ ya sabır başa döndük yine yok adam yumuşak sert farketmiyor hayırı cevap olarak kabul etmiyor.
“ başka bir emriniz var mı komutanım “ dedim alayla karışık sinirli bir tavırla
Bir hışım bana döndü hafif bir titreme gelmedi değil kolum bıraktı gözlerimin içine baktı
“Sürekli aynı noktada dönüp duruyoruz güzelim bak yapma gel hadi uzatmadan halledelim şu işi evi de temizlettim bakarsın beğenmediğin eşya falan da olursa değiştiririz herşeyi hallederiz yavaş yavaş” diyince şokla gözlerim açıldı. Ne evinden bahsediyordu bu nediyordu delircem artık yok.
“Sen ne kalın kafalı adamsın ya “ bağırıyordum artık cidden. O sırada arka tarafıma doğru bir araba yanaştı Ateş geleni görüyordu ama ben dönüp bakmadım çünkü çok sinirlendirm. “Gelmicem diyorum seninle ev-len-mi-cemm anlamıyor musun sen beni ya bi de ev temizlettim diyor “burnumdan soluyordum resmen. Yanımıza gelen Fıratı görünce biraz daha sakinleştim başıyla selam vererek gülümsedi bu çocuk bana çok iyi geliyordu. Bir abim olsa ancak bu kadar olurdu.
“Maşallah sesiniz sokağı inletiyor noluyor yine” diyince Ateş sinirli bir bakış attı ben söze girdim
“Ateş beyimiz evlencez karım olacaksın diyor şimdi de ailesine tanıştırmaya götürecekmiş bir de evimizi temizletmiş ne kadar romantik değil mi? Ama aylarca ortada yoktu açığı anca kapatacak tabi” diyince yine sinirler tavan yaptı en sonunda Fırat araya girdi
“Defne sen arabaya geç eşyalarında orda hem biz Ateşle biraz konuşup gelicez” diyinxe mantıklı geldi bu Ateşböceğinin yanında durmaktan iyidir dedim.
“Noluyor kardeşim “ diyen Fırata
“Bilmiyorum am*na koyiyim anlamıyorum aylarca haber göndermedin diyip duruyor aklım almıyor. Ya bilerek yapıyor kendini naza çekiyor ya da altında başka bişey var” diyince ikisi de bir süre düşündüler.
“Bunu zamanla öğrenicez şu an olaylar çok taze biraz üzerne gitme “ dedi Fırat
“Zaman yok sende biliyorsun evet görev için bir süre buralarda olucaz gidip gelicez bu güzel bir avantaj ama sonrasında yine uzun görevler olacak aklım onlarda kalacak beni anlamıyor daha doğrusu dinlemiyor . Dinlese sorunumuz kalmayacak keçi işte “ dedi Ateş
“Senin bir farkın var sanki geçmiş karşıma konuşuyorsun. Kız daha yeni bebeğini kaybetme korkusunu yaşadı zaten hamilelik hali hormonlar yaşadıkları derken iyice gerilmiş işte sen alttan alacaksın onu “ dedi Fırat
O sırada arabadaki Defne
Bir yandan telefonuma bakarken bir yandan da hararetle konuşan Fıratla Ateşböceğine bakıyordum gerçi o fizikle bu isim pek uyuşmadu ama neyse . Benim bu adamdan kaçmam lazımdı hem teyzemi yalnız bırakamazdım hem de evime gitmek istiyordum. Nasıl kaçabilirim diye düşünürken Fıratın arabanın anahtarını almadığını farkettim. Anahtar buradaydı ve ben de arabadaydım. Kızım defne hadi yapabilirsin dedim ve hemen yana şöfor koltuğuna geçip arabayı çalıştırdım. Çalıştırdığım an arabanın sesine dönüp bakmalarıyla gaza basmam bir oldu. Yapacak birşey yoktu arabayı havaalanında park ederdim onlar bulurdu nasılsa. Hemen navigasyondan havaalanın konumını açıp telefonu sabitledim araba kullanma konusunda özel bir yeteneğim olduğunu söylerdi hep babam. Gerçekten hem çok severdim hemde güzel kullanırdım havaalanına çok az kalmıştı derin bir nefes verip rahatlamıştım ki arkadan beni takip eden Ateşin arabasını görene kadar mutluluğum uzun sürmedi.
Hemen arabayı girişte yol kenarına uygun şekilde bırakıp çıktım onlar halledeceklerdi eminim o yüzden rahattım. Fırata bir özür borçluyum neyse. Çok fazla eşyam olmadığı için güvenlikten hızlıca geçtim ve en yakın İstanbul uçuşuna biletimi almak için sıraya girmiştim ki kolumdan birinin tutmasıyla anladım tabi ki Ateş bulmuştu beni. Bu adam beni el çantası falan mı sanıyordu. Çok sert çekiştirmediği halde yürürken tökezledim ve bir anda belimden ve karnımdan tuttu beni eğilmiş vaziyetteyken göz göze geldik çok yakındık ve ben bundan rahatsız olmuyordum resmen. O da ellerini belimde hafif hafif gezirdi ve gözlerni nir an olsun benden çekmedi. Neyse ki hemen toparlandım ve geri çekildim .
“Ne yaptığını sanıyorsun sen Ateş karşında hamile bir kadın var. Biraz daha dikkatli ol” dedim. Sanki az önce ondan etkilenen ben değilmişim gibi.
“Sende ona göre davran Defne arabayı alıp kaçmak nedir ya kaza yapsaydın. Ya bişey olsaydı ne olacaktı?” Dedi.
“Olmaz birşey merak etme araba sürüşüme güvenirim. “ sakin olmak adına derin bir nefes aldı o sırada Fırat daa gelmişti.
“Fırat özür dilerim araba için ve teşekkür ederim yine araba için dedim ve gülümsedim. O da gülümseyerek kafasını iki yana salladı ve “delisin sen cidden” dedi.
“Ben burda gülünecek birşey görmüyorum. Senin keçiliğin yüzünden geldiğimiz noktaya bak. Hemen benim dediğimi yapıyoruz gitmeyi unut yanımdan başka yer yok sana Defne “
“Ben seninle bir yere gelmeyeceğim dedim artık neyini anlamıyorsun ya sana güvenmiyorum “
“Neden Defne neden o gün seni öyle bırakmak zorunda kaldım s*keyim mecburdum. Hem sende istekliydin Defne beni sen çektin yatağa gitme dedin bırakma dedin neden şimdi sana zorla birşey yaptırmışım gibi tepkiler gösteriyorsun. “ Fırat yanımızdan uzaklaşmştı o sırada.
“Sana haber de gönderdim ama ısrarla göndermedin diyorsun ulaşmadın aramadın diyorsun. Kafayı yicem ya naza mı çekiyorsun kendini aklınca. Ulaşılmazı mı oynuyordun kızım. Açıkça bana derdini söyle. “ dedikleri karşısında kalbime defalarca kez hançer saplandı sanki elim ayağım buz kesti kaskatı kesildim konuşamadım bile.
“Benn bana ııı” noluyordu ya. Ne dedi o öyle naza mı çekiyormuşum kendimi. Haber göndermiş de ben salağa yatıp peşimden mi koşturmaya çalışıyorum yani bunu?
Son gücümle kendimi toparladım ve dolan gözlerime aldırmadan gözlerine diktim gözlerimi
“Ben sana ulaşılmazı neden oynayım ki Ateş. Benim zaten kalbimde başkası var. Eğer başıma böyle bir olay gelmeseydi evlenecektik biz. Ama hayat bana başka planlarla geldi. Yani senin meraklın değilim “ ağır konuştum belki ama canımı çok acıttı.