bc

Bekle Beni İzmir

book_age4+
35
FOLLOW
1K
READ
friends to lovers
playboy
badboy
goodgirl
brave
sweet
first love
lies
secrets
school
like
intro-logo
Blurb

Dolunay Mısra Tufan, annesinin işi dolayısıyla 1 haftalığına İstanbul 'dan İzmir 'e gelmiştir. Ancak şirkette çıkan büyük karışıklık sebebiyle 1 haftalık seyahatleri 1 aya uzamıştır.

Tam gidecekleri zaman Mısra 'nın bu çevreyi çok sevmesi ile 1 yıl kalmaya karar verirler. Mısra, Burada aşk ve dostluklarla tanışacak, korkunç maceralara tanık olacaktır.

chap-preview
Free preview
Bölüm 1
Ayakkabılarımı giymek için kapının dışarısına çıktım. Arkamdan da kapıyı kapattım. Elime aldığım çekecek ile ayakkabımı giymeye başladım. Ancak gelen mesaj gözlerimi devirmeye yetti. Aaaaaaaaannem: Sakın dışarı çıkma. Eve geliyorum yemek yiyeceğiz. Gerisingeri ayakkabılarımı çıkardım ve zaten elimde olan anahtar ile kapıyı açtım. Ve salona oturdum. Daha doğrusu salondaki koltuğa oturdum. Öncelikle kendimi tanıtayım. Ben Dolunay Mısra Tufan. 12. Sınıf öğrencisiyim. İzmirde yaşıyorum ancak istanbulluyum. Bu da başka bir konu. Yaklaşık 4 ay önce, 2019 ayının temmuzunun sonuna olacak annemin işi için 1 haftalığına İzmir'e geldik. -Annemle ikimiz - Ancak şirkete birisinin Nijerya'dan sızması ile başlayan hukuki süreç ortaya çıkınca 1 hafta 1 aya döndü. Annem de avukatlık ve hukuki danışmanlık yaptığı şirkette bu sorunu çözmek için kaldı. Annem, 20 yıldır avukatlık yapıyordu. Sadece avukatlıkla kalmayıp -ünlülere de avukatlık yapıyordu- Şirketlere hukuki danışmanlık yapıyordu. Aynı anda da kendi bürosu vardı ve 5 avukat daha onunla birlikte onun patronluğunda çalışıyordu. Bu Nijerya olayı devam edince bizim 1 haftalık geliş bir anda 2 ay oldu, ve sonra 3 ay. Burada bayağı bir çevre yapmıştım böyle olunca.. Hatta ilk tanıştıklarımdan başlayayım en iyisi. En baştan... Fazla ileriden başlamışım.. Filmi başa saralım.. 12.07.2019 Abimle birlikte koca evde yalnız kalmıştık. Annem İstanbul'daki işi aksatmamak için 1 haftalığına İstanbul'a gitmişti ve bu bizim için kavga etme süresi için yeterliydi. "Abi! Anlamıyorsun! Ben neden burada oturup televizyon izlemek yerine dışarı çıkayım!?" diye bağırdım. "Sosyalleşmen gerekiyor Dolunay! Burada tüm gününü geçirip yatıp kalkıyorsun üstündeki pijamayı Bile değiştirmiyorsun!" Yüzüme kapıyı kapatmasıyla dışarı çıktım. En azından üstümdeki pijamayı değiştirmiştim. Gözlerimi devirdim. Ardından kapı açıldı. "Sen şimdi burada beklersin filan ben de Emre'nin yanına gidecektim sen de benimle geliyorsun kokarca." Yüzümü buruşturdum 'kokarca da neydi?' Ne olduğunu biliyordum ancak lakap olarak da beğendiğim söylenemezdi hele ki 1 saat önce banyo yaptıysam. Ben arkada O önde evden çıktık. Emre abi, sitenin öbür ucunda oturuyordu. Bir yandan da yanımızdan jilet gibi hızlı geçen küçük çocuklara kötü bakışlar atıyordum. O sırada abimi gözden kaybettim. Etrafıma baktığımda abimin olmadığını gördüm. İyice etrafı taradığımda abimin benim yaşımda olduklarını düşündüğüm 2 kişiyle konuştuğunu fark edip yanına gittim. "Merhaba gençler nasılsınız?" "İyiyiz siz nasılsınız?" Diye sordu kız olan. Abim de iyi olduğunu söyledi ve devam etti. "Sizin grupta kardeşim için 1 kişilik daha yer varmı acaba? Aynı yaşta gibi görünüyorsunuz." Ne? NE? Umarım bu bir kabustur.. hayatımda yaşadığım en utanç verici anlardan birisindeyim.. Abim ilkokul tanıştırması yapıyor.. Kız güldü ve konuştu. "Elbette!" abime öldürücü bakışlarımı gönderdim. "Bisikletin var mı? Biz burada onu kullanıyoruz site çok büyük olduğundan." Kafamı sağa sola salladım. Tanrım! Ben sadece 1 haftalığına gelmiştim ne bisikletinden bahsediyorsunuz? Abim kafasını salladı. "Gökhan abilerin kızının bisikletini her zaman alabileceği söylendi. Hadi Dolunay gidin arkadaşlarınla alın." Ne arkadaş ama... "Selam Ben Güneş, bu da Bartu. Ben 12 o 11. sınıf. Ya sen?" diye sordu gülümseyerek. Pek de güzel bir kız değildi. Çok Zayıftı ve gözlükleri vardı. Erkek reyonundan olduğunu anladığım bir tişört giymişti. Saçları ise bağlıydı. Benden kısaydı ikisi de. Erkek ise siyah kısa saçlı ve kahverengi gözlüydü. Yakışıklı değildi. "Ben de Dolunay Mısra Tufan. 12 olacağım bu sene." dememle gülümsedi. "Ne güzel! Yaşıt sayılırız hepimiz! Hadi senin bisikleti alalım ve gezelim." demesiyle kafamı salladım ve onu onayladım. "Arkadaşının numarası nedir?" diye sordu Bartu. Ona numarayı söyledim ve yavaş tempoda gitmeye başladık. Onlar bisikletli olduklarından bisikletlerinden inip sürüklediler. Gamze' nin evine geldiğimizde kapıyı çaldım. Kapıyı açan Gökhan abiydi. "Ooo Mısra! Seni görmeyeli çok olmuş!" dedi ve bana sarıldı. Ben de gülümsedim. "Hangi rüzgar attı bakalım seni buraya? Gamze yok.." demesiyle utanarak başladım. "Şey.. Abime galiba bisikleti kullanabileceğimi söylemişsiniz de.. Ben ondan şey ettim.." Gökhan abi kahkaha attı. "Tabiki kullanabilirsin. Garajdaki Beyaz Salcano bisiklet" demesiyle büyükçe gülümsedim. "Çok teşekkürler Gökhan abi iyi günler!" dedim ve garaja doğru yürüdüm. Garajda 3 bisiklet vardı sanırım babasının ve abisinindi. Bir abisi olduğunu duymuştum ama hiç görmemiştim. Hızla beni bekleyen Güneşle Bartunun yanına gittim. Beni görünce bisikletlerine bindiler. Ben de binince bana döndü Bartu. "Siteyi gezdin mi?" Kafamı hayır anlamında iki yana salladım "O zaman gezdirelim sana. Haydi." bisikletlerine binip hızlandılar. Bende arkalarından gittim. Bisiklet ile 2. Turu atarken aynı anda da konuşuyorduk. Sitede en çok bizim yaş grubumuz vardı. Bana insanları tanırken bundan da bahsetmişlerdi. "Genel olarak bir bizim bir de 2007'lilerin daha çok olduğu bir sitedeyiz." diye açıkladı Bartu. "Zaten bizimkileri görünce dediğimiz çokluğu anlayacaksın." "Hadi Bora'ların yanına gidelim." demesiyle sordum. "Bora da kim?" Güneş omuz silkti ve ilerledi. Ben de onu takip ederek sitenin çardaklarından birisine geldik. "Selam. Bu Dolunay." dedi Güneş bana bakıp gruba bakarak. "Mısra" diye düzelttim. "Sadece çok yakınlarım Dolunay diyor." dedim. Güneş gözlerini kısıp omuz silkti. "Bunlar sırasıyla Batu, Bora, Bersis, Eren" dedi 4 erkeği göstererek. "Mısra." dedim kendimi tanıtmak için. Bora kafasını salladı ve güldü. Gülünce yanağındaki gamzeler ortaya çıkmıştı. Batuysa sarı uzun saçlarını sallayıp gülümseyerek başını salladı. Eren ifadesiz kaldı ve Bersis el salladı. "Siteye yeni mi geldin?" diye sordu Bora gülerek. Kafamı salladım. "Eh işte öyle bir şeyler. İstanbuldan geldim." şaşkınlıkla bana baktılar. "Neden istanbulda yaşayan birisi İzmire gelir ki? Ailen memur da tayin mi çıktı?" Kafamı hayır anlamında salladım. "Benim tüm ailem avukat." Bersis, gözlerini büyüttü. "Kankaa.. Bu bizi yer ama." demesiyle grup kahkahalara boğuldu. "Yan-Yani Di-diyorum ki Av-avukat dedin ya Sen şimdi biz yamuk yapsak sıçtık" Kahkahalarının arasından konuşmaya çalışıyordu. Bende gülünce böylece ortam ısınmaya başladı. En soğukları eren gibi görünüyordu ama en yakışıklıları Batu ile Bora'ydı. Tartışmasız. Batu'nun sarı saçları, Boranın ise kumral saçları ve Buz mavisi gözleri dikkat çekiyordu. "Ben geldim!!" diye bir ses cırıldadı arkamdan. Kilolu ve siyah kalın çerçeveli gözlükleri olan, Saçı beline kadar gelen, Uzun boylu bir kız bana gıcık bir ifade ile bakıyordu. "Ben İpek!" dedi ve devam etti. "Yeni geldin herhalde. Neyse. Benim Çocuklar seni arkadaş edinecektir." "Senin derken?" diye sordu çatık kaşlarla Bora. "Pardon da burada senin olan kimse yok. Şu tavırlarından sıkılmaya başladım." anlaşılan yüz ifadelerinden görüldüğü üzere hiçbiri ondan haz etmiyordu. "Mısra yarın birlikte denize gideceğiz gelmek ister misin?" diye sordu Bora bana doğru dönerek. Konuyu değiştirerek kızı görmezden gelip sakinleşmek istiyor gibiydi. Tam ağzımı açmıştım ki İpek atladı. "Ben de gelirim." Batu ters bir bakış attı. "Bir, sorunun sahibi konuşsaydı öyle konuşsaydın?" diyerek göz devirdi. "Bilmiyorum düşünmem gerek. Yanımda mayo bile yoktur büyük ihtimalle." "İzmire geliyorsun ve mayon yok?" dedi Eren ilk kez konuşarak bunu bir şüpheyle söylemişti. "Evet? Bir sıkıntı mı var?" diye sordum tek kaşımı kaldırarak. Kafasını hayır anlamında salladı ve elindeki telefona döndü. "Pekalaa.. İstersen yarın Melis'i de alıp alışverişe çıkabiliriz." demesiyle ona olan bakışımı fark etmiş olacak ki " Melis ile yarın tanışırsın artık." dedi ve gülümsedi. Gülümseyince kunduza benzemişti.. Kimse sahte gülümsememeliydi. "Olabilir. Abime sorarım." Abin de seve seve izin verir.. "Ama izin verir mi bilmiyorum" Üstüne para dahi verir. "Ben konuşurum." Lütfen konuşma.. "İzin almaya çalışırım." Alma.. Lütfen.. "Ahhaha.. Çok iyi olur." dedim sahte bir gülümsemeyle. Acaba ben sahte güldüğümde nasıl görünüyordum?.. “Ben konuşurum ama lütfen sen konuşma olur mu?" Kafasını salladı. "Haydi çocuklar Ben biraz sonra eve gideceğim bari ben gidene kadar doğruluk cesaret oynasaaak!" diye sızlandı Güneş. Diğerleri de düşünüp onaylayınca onlar da oturmak üzere çardağa geçtiler. Şişeyi ilk çevirişte Güneş ile Eren arasında durdu. "Pekala güneş.. Doğduğun zamana gidebilseydin kız mı olmak isterdin erkek mi?" Güneş omuz silkti. "Erkek olmak isterdim tabiiki salak mısın?" Kızın erkek gibi giyinmesinin de nedeni buydu herhalde.. Şişeyi tekrar çevirdiler. Şişe benle Bora arasında durdu. "Doğruluk." dedim rastgele. "Hiç araba yarışına katıldın mı- Tam cevap verecekken düzeltti.- Yolcu koltuğunda." Hayır. Katılmamıştım çünkü tam bir delilikti. O tarz şeyler genelde tehlikeli sokak yarışlarında olurdu ve onlar da korkunç şekillerde bitebilirlerdi. Genelde uzuvları kopan insanları haberlerde özellikle de görüyordum. "Hayır." dedim soruya hitaben. Bora göz kırptı. "Demekki ilk bizimle yaşayacaksın." dediğiyle yutkundum ve gülmeye zorladım kendimi. "Eren' e Mısra soruyor." dedi Bersis ilan edercesine. Eren telefonundan başını kaldırıp telefonunu kapattı. Sonra da yayıldığı yerde doğrularak bana baktı. "Cesaret olsun kimse demedi." "Mısra soru hakkını çalabilir miyim? Lütfeeen!" diye bağırdı Bersis ortaya ona gülüp onayladım. "Ahaha bittin sen köpek." diyerek Erene döndü. "Az önce konuştuğun kişiye dediklerimi yazacaksın." demesiyle Eren'in gözleri büyüdü. "Lan hayır amınakoyayım!" diye bağırdı gözlerini pörtleterek. Bersis ise kafasını arabalarda duran köpekler gibi sallayıp mırıldanıyordu. "Eveeet.. Eveett.. Eveet.." "1. Olarak- 'Uzak dur benden' yaz. -Eren el mahkum yazmaya başladı.- 2. Olarak- 'senden nefret ediyorum.' 3. Olarak- 'Sen bencil bir yaratıksın.'" Eren gözlerine baktı Bersis' in sonra da geri döndü. "Yarın olacaklardan sen sorumlusun piç" Eren telefonu kapattığında ardı ardına mesajlar yağmaya başladı. Gözlerini kapattı e dudağını büzdü. Önemli birisiydi anlaşılan. "Kimdi sahi o?" diye sordu Bora. "Hey hey hey! Kim olduğunu söylerse bile ve siz tanıyorsanız bunun bir oyun olduğunu söylemek yasak!" diye bağırdı Bersis. "O mu?.. Melis'ti.." bunu hayal kırıklığıyla söylemişti. "Hey çocuklar Ne bekliyordum ki? Burası İzmir'di! İstanbul günlerinden çok değişikti. "Hey Hey hey! çocuklar yarın hepiniz denize geliyorsunuz. Özellikle de yeni kız! Gidip bir şeyler alın artık. Çünkü yarın size çok büyük bir süprizim var!!" diye bağırdı Bersis. Batu düzeltti. "Süprizimiz." Kafamızı sallayıp ayrıldık. Bekle beni İzmir .. Ben geliyorum..

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

His Unavailable Wife: Sir, You've Lost Me

read
5.1K
bc

Alpha's Instant Connection

read
648.1K
bc

Inferno Demon Riders MC: My Five Obsessed Bullies

read
191.2K
bc

Dominating the Dominatrix

read
53.8K
bc

The Luna He Rejected (Extended version)

read
578.8K
bc

Secretly Rejected My Alpha Mate

read
32.1K
bc

Claimed by my Brother’s Best Friends

read
797.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook