6.Bölüm: "Altay Timi"

1910 Words
6.Bölüm: “Altay Timi” Üsteğmen Hicran Akıncı… Hayatımın en büyük ters köşesini yaşayacağımı bilmeden yeni güne gözlerimi açtım. Dün revirden sonra revir doktoru bana iki gün rapor verdi. Özellikle dinlememi istedi. Sonra, “Kürşat Komutan'la görüşüp yaralanmanı gizlediğin bu durumu üstlerine aktarmam gerekiyor, tamamen komutanın inisiyatifinde, bilgin olsun.” dedi. İnleyerek, “Tamam.” dedim ama iyi biliyorum, Kürşat Komutan bunun için de bana ceza verecek. Artık hangi kattaki tuvaleti yıkarım ya da kaç çuval patates soyarım bilemiyorum. Yatakta sağ kolum sayesinde biraz genleşip kendime gelmeye çalıştım. Sol kolumu istediğim gibi hareket ettiremiyorum. İki güne bir şey kalmaz eminim, kalkıp lavaboya geçtim, oradaki işlerimi hallettim. Öğleden sonra 2'de Kürşat Komutan'la konuşmak için karargaha gideceğim. Buzdolabından peynir alıp sadece peynirle ekmek arası yaptım ve atıştırdım. Sonrasında zaman geçsin diye sol kolumu kısıtlı kullanmama rağmen, artık yaşadığım bu yeri temizlemeliyim düşüncesiyle temizlik işine giriştim. Çamaşır, bulaşık, süpürüp silme derken zaman hızlı ilerledi. Su geçirmez bantla dünkü doktorun yaptığı pansumanın üzerini kapattım, ılık suyla duşumu aldım. Duştan çıkınca önce pansumanımı yenileyip yine sardım kolumu, sonra temiz kamuflajlarımı giyip saçlarımı sıkıca topuz yaptım. Önce dairemden, sonra lojman binasından çıktım, ana binaya doğru adımlamaya başladım. Attığım her adımda içim içimi yiyor. Kürşat Komutan benimle ne konuşacak? Ya annesi İlbilge Hatun’u ikna etti, başka bir karargaha, başka bir time gönderecek beni ya da İlbilge Hatun’dan beklediğim haber geldi, operasyonun düğmesine basıyoruz. Ama operasyonla ilgili bir gelişme olsaydı İlbilge Hatun bizzat kendisi gelirdi diye düşündüm. Beni ne bekliyor şu binanın içinde açıkçası net bir tahminim yok. Tek isteğim beni zorlayacak kötü bir şeyle karşılaşmamak. Dünkü tavırları aslında kötü değildi Kürşat Komutan'ın, bakalım bugün bana karşı nasıl bir tavrı olacak. Düşüncelerimden önünde durduğum kapıyla çıktım. Kıdemli Yüzbaşı Kürşat Türkeli yazan isimliğe baktım. Şu kapının ardında beni ne bekliyorsa Amennâ dedim ve kapıyı tıklattım, “Geeell…” komutunu duyunca içeriye girdim. Altay Timi eksiksiz buradaydı ama Kürşat Komutan masasında değildi. İçeridekilere baş selamı verdim, içlerinden biri, “Geçmiş olsun Hicran Üsteğmen, buyur geç otur.” dedi. Şaşırdım, “Teşekkür ederim.” deyip boş sandalyeye oturdum. Oturmamla birlikte kapı açıldı, Kürşat Komutan içeriye girince hepimiz ayağa kalktık. “Rahat… oturun.” dedi. Masasına geçmedi, ayakta durdu, odanın darlığına kısaca baktıktan sonra, “Toplantı odasına geçelim.” deyip başıyla kapıyı işaret etti. Hep birlikte yeniden toplantı odasına geçmek için çıktık. Toplantı odasına geçtiğimize göre İlbilge Hatun’dan haber var diye umutlandım. Kürşat Komutan önde biz arkada, üst kattaki toplantı odasına geçtik. Oval şeklindeki masaya hepimiz oturduk, Kürşat Komutan baş köşedeydi. Hepimiz ellerimizi masanın üzerine koyduk. Bana baktı, derin bir nefes alıp verdi. “Geçmiş olsun Hicran Üsteğmen, kolun nasıl?” diye sordu. “Teşekkür ederim komutanım, daha iyi.” dedim. “Düşman unsurlar tarafından yaralanmanı saklaman, bana söylememen aslında ceza gerektiren bir konu. Ama içinde bulunduğun psikolojik baskı sebebiyle bunun üzerinde durmayacağız. İnisiyatif kullanıyorum, ceza almayacaksın. Revir doktorunun buna göre rapor hazırlamasını sağladım, bilgin olsun.” dedi. “Teşekkür ederim komutanım.” dedim. Ses tonum, şaşkınlığımı ifade eder şekilde çıktı. Geriye yaslandı, Kürşat Komutan ve; “Sevdin mi bizim timi?” deyince masadakiler gülüşmeye başladı. Ben yine şaşkınca hepsine baktım. Daha sonra Kürşat Komutan, “Tuvalet yıkaman, patates ve soğanlarla geçirdiğin teşrik-i mesai… hepsi bu time dâhil olmadan önce eğitiminin bir parçasıydı. Ayrıca buraya ilk geldiğinde sabah benim odamda timdekilerin karşı çıkıp homurdanması, seni istemediklerini belli etmesi, bunlar da eğitiminin parçasıydı. Hepsi bilerek sana mesafeli durdular, ben de dâhil. Hakkında her türlü araştırmayı yaptık; katıldığın operasyonlar, başarı ortalaman, aldığın eğitimler… Süreci hepimiz biliyoruz. Sadece sende göze batan sabırsızlığın vardı. Senin sabrını zorladım, sabırlı olmayı sana öğretmeye çalıştım. Dün operasyonda yaralanmanı gizlemen dışında bütün testlerimden başarıyla geçtin. Kısacası aramıza hoş geldin Hicran Üsteğmen!” dedi ve ayağa kalktı. Kürşat Komutan ayağa kalkınca diğerleri de kalktı, ben de kalktım. Masadan uzaklaşıp tek sıra halinde dizildiler. Ben Kürşat Komutan'a baktım, başıyla yanıma gel der gibi işaret verdi. Kürşat Komutan'a doğru adımladım. Derin bir nefes alıp verdi ve; “Karşında Altay Timi; Sağ baştan, Kıdemli Üsteğmen Esra Sever. İstihbarat & Keskin Nişancı. Uzun menzilli atış uzmanı. En az senin kadar sabırlı. Saatlerce kıpırdamadan bekleyebilir. Psikolojik analiz konusunda çok güçlü. Sorgu teknikleri eğitimi aldı. Operasyonlarda ilk konuşan değil ama son sözü genelde o söyler. 2 - Astsubay Kıdemli Başçavuş Baran Yıldırım. Ağır Silah ve Yakın Muharebe uzmanı. 1.90 boy, fiziksel olarak güçlüdür. Kapı kırma, bina giriş uzmanı. Makineli tüfek ve patlayıcı kullanımı ileri seviyede. Sessizdir ama öfkelendiğinde durdurulmaz. Operasyonda yaralanan olunca itina ile ona taşıtırız. Lakabı; Ayı…” deyince herkes kıkırdadı. Ben de kendimi tutamadım. Kürşat Komutan devam etti; “ 3 - Yüzbaşı Hızır Armanlı. Elektronik Harp ve Sinyal Kesme Drone, jammer, sinyal takip uzmanı. Hacker altyapısı var. Şehir operasyonlarında çok etkili. En sevdiğim özelliği düşman konuşmasını 3 saniyede analiz eder. Lakabı; sinyalsiz. 4 - Uzman Çavuş Kerem Atalay. İz Sürme ve Keşif Uzmanı. İçimizde en genç Kerem’dir. Hızı şaşırtıcı. Sessiz hareket konusunda ustadır. Dağ ve kırsal arazi uzmanı. Benim gözü kapalı güvendiğim isim. 12 saat aralıksız iz takibi yapmışlığı var. Üstelik kırsal alanda. Taktik sürüş ve kaçış rotaları uzmanı. Arazi hakimiyeti çok güçlüdür. Dağda, operasyonun çıkış planı ondan sorulur. 5 - Astsubay Çavuş Bora Kalkan. Sağlık / sahra müdahale uzmanı. Aynı zamanda yakın savunma eğitimi var. Timin hem doktoru hem de kritik anlarda boksörü.” deyip bir adım geri çekildi. Tim ile tek tek tokalaştım, hepsiyle tanışmış oldum. Birbirinden yetenekli genç ve dinamik bir tim. Esra olduğunu öğrendiğim kadın asker; “Sonunda bu timde tek kadın asker olmaktan kurtuldum. Ayrıca sen bizlere bakarak daha hızlı geçtin tüm cezaları, daha doğrusu testleri. Mesela ben beş defa üst üste erkekler tuvaletini yıkadım.” dedi. Şaşırdım, Kürşat Komutan'a dönüp baktım, onaylar anlamda başını salladı ve; “Ceza diye ne zaman tuvalet yıkamaya göndersem homurdandığını duyuyordum, o yüzden ertesi gün tekrar gönderiyordum. Dayanamayıp gidip beni üstlerime şikayet ediyordu, sonra yine kendini erkekler tuvaletini yıkarken buluyordu. Beş yıkamanın sonunda fark etti aslında ceza değil, eğitim olduğunu. Sana göre ben seni cezalandırdım Hicran Üsteğmen. Aynı zamanda timimde seni istemediğim için mobbing uyguladım. Elimden geldiğince psikolojik baskı oluşturdum senin üzerinde ama kimseye şikayet etmedin. Halbuki tek telefonla senin ceza almanı engelleyecek biri varken bile telefon edip bu durumu ona bildirmedin. Bu durumda artık sabırlı olmayı öğrendiğini düşünüyorum. Akıllı insan çok da işimize yaramaz, sabırsız deli dolu insanlarla operasyona çıkmak aslında daha iyidir. Ancak şu var, önümüzde bizi bekleyen ve sen iyileştikten sonra hızlıca hazırlanmaya başlayacağımız yurt dışı operasyonu; sessizlik, sakinlik ve sabır isteyen bir operasyondu. Komutanın olarak seni ruhsal ve psikolojik anlamda bu operasyona hazırladım!” dedi. Sonra toplantı masasını işaret etti, hepimiz geçip o masaya oturduk. Kürşat Komutan önündeki küçük kumandaya dokundu ve karşımızdaki barkovizyonu başlattı. “Hilal Tefeci… Bu gördüğünüz kız çocuğunu FBI’ın elinden alacağız. Detayları İlbilge Hatun bildirecek. Siz sadece bir rehine kurtarma operasyonu olduğunu ve buna hazırlandığımızı bilin, şimdilik yeterli.” dedi. Ekrandaki kız çocuğuna baktılar. Sonra Yüzbaşı Hızır Armanlı bana bakıp, “Bu işte bir terslik var.” deyince, huzursuzca yerimde kıpırdandım. Acaba anladı mı? Kürşat Komutan beni takip ediyordu, “Nedir aklını bulandıran?” diye Yüzbaşı Hızır'a sordu. O da, “Rehine kurtarma dediniz, yani bu kız Türk ve bizim ülkemizin vatandaşı. Bu durumda işin içine FBI değil, CIA’in girmesi lazımdı. FBI, ABD’nin hem federal polisi hem de iç güvenlik/istihbarat kurumudur. Seri cinayet, siber suç, mafya, terör, casusluk gibi federal suçları soruşturur. ABD içinde operasyon yapabilir ve tutuklama yetkisi vardır. Ama yurt dışı işin içine girdiyse burada devreye CIA girmeliydi. Çünkü CIA, daha çok yurt dışı istihbarat toplar. Başka ülkelerde casusluk, gizli operasyonlar, terör örgütleri hakkında bilgi toplama gibi görevleri vardır. Amerikan hükümetine dış tehditler konusunda bilgi sağlar. Normal şartlarda ABD vatandaşlarını tutuklama yetkisi yoktur. Ancak farklı ülke vatandaşlarını tutuklayabilir.” deyince ben rahatladım. Anlamamış… Kürşat komutan, “Tüm sorularınızın cevabını bu defa ben değil İlbilge Hatun verecek. Operasyon detaylandırıldığında her türlü sorunuza, soruma cevap alacağım. Bizim tek yapmamız gereken rehine kurtarma operasyonu için pratik yapmak. Ayrıca… (deyip bana baktı) Hicran Üsteğmen, bundan sonra bütün eğitimlerde ve operasyon hazırlığında birebir sen de bulunacaksın, hızlıca iyileş.” dedi. “Emredersiniz komutanım.” dedim. O sırada Ayı lakaplı Baran, “Bize hamur işi yapmaya devam edeceksin, değil mi?” deyince kaşlarım çatıldı. “Tahmin etmiş miydiniz?” diye sordum. Kürşat Komutan yarım ağız tebessüm etti. “Her yer güvenlik kamerasıyla dolu, o saklama kaplarının bulunduğu poşeti, odamın kapısına astığını gördüm. İkinci poşeti de mutfak personellerine götürüyordun. Senin yanında bilerek isteyerek bu konuyu açtık, sessiz kaldın. Ben yaptım deyip atlamadın. Dediğim gibi, bugüne kadar senin üzerinde uyguladığım bütün psikolojik baskıları başarıyla geçtin. Bordo Bereli olma yolunda hızlıca ilerliyorsun. Bakalım operasyondan sonra pes edip geri adım mı atacaksın yoksa Bordo Bereli olmak için devam mı edeceksin?” diye sordu ve cevap vermemi beklemeden hızlıca ayağa kalktı, “Benim dedikodumu yapmadan kendi aranızda tanışın kaynaşın.” deyip odadan çıktı. Toplantı odasının kapısı kapanır kapanmaz, Kerem; “İlk defa bu kadar sakin zaman geçirdik bu toplantı odasında. Şimdiye kadar en az iki sandalyeyi duvara fırlatır, masayı yumruklardı. Demek ki çıkacağımız bu operasyon Kürşat Komutan için de büyük önem arz ediyor.” dedi. Baran, “Hilal’i tanıyor musun? Operasyona senin özellikle dâhil olman gerekiyormuş, neden böyle bir durum var?” diye sordu. “Hırs yaptım, düzenlenen ilk operasyonu başarıyla tamamlayamadık ve maalesef teşkilattan iki şehit verdik. O yüzden Hilal ile ilgili her türlü operasyona birebir dâhil olmak istediğimi belirttim, tecrübeli olduğum için. Sanırım bu isteğimi geri çevirmediler.” dedim. Esra, “Kürşat Komutan'ın bugün bu kadar sakin olduğuna bakma, eğitimlerde daha fevridir, operasyonda yanına yaklaşılmaz. Umarım herhangi bir aksilik olmadan bu süreci hepimiz sağ salim atlatırız.” dedi. Yüzbaşı Hızır sandalyede geriye yaslandı; “Bize eğitimi verse, operasyona tek başımıza çıksak, komutan yalnızca merkezden kulaklıklarla bizle irtibatta kalsa daha iyi olur. Adamın sanırım on beş tane gözü var, operasyon boyunca kimler ne hata yaptı tek tek beynine kazıyor. Yemin ediyorum, duvarın arkasından benim yaptığım hareketleri gördü. Size söylüyorum, bu komutanın doğaüstü güçleri var diyorum, hiçbiriniz beni dikkate almıyorsunuz.” dedi. Hepsi gülümsedi. Uzman Çavuş Kerem; “Bu adam boşuna hem Bordo Bereli hem de kıdemli yüzbaşı olmadı. Yeteneklerini nasıl geliştirdi bilmiyoruz, o yüzden aldığınız nefese bile dikkat edin. Operasyon süresince asla hata yapmayın!” dedi. “Hepinizin lakabını ve uzmanlığınızı öğrendim. Peki Kürşat Komutan?” diye sordum. Yüzbaşı Hızır Armanlı; “Disiplinli, sahada soğukkanlı, operasyonel kararları hızla veren bir komutan. Timin hem beyni hem de kriz anlarında merkez noktası.” dedi. Kıdemli Üsteğmen Esra; “ Lakabı, Bozkurt. Soğukkanlı, az konuşur. Harita hafızası inanılmaz güçlü. En zor kararı en kısa sürede verir. Yakın mesafe çatışmada ustadır. Tim içinde duygusal bağ kurmaz gibi görünür ama her birimizi ayrı ayrı korur. Özel Not: Operasyon öncesi mutlaka timi tek tek süzer. Kimse o bakışlardan kaçamaz.” dedi. “Anladım… Peki, dün operasyonda kurtardığımız Aliyar, o da timden biri mi?” diye sordum. Ayı lakaplı Baran, “Aslında değildi ama sanırım dâhil olacak. Kürşat Komutan göndermişti onu o operasyona, başarıyla görevini tamamladı. Hiçbir başarı ödülsüz kalmaz Kürşat Komutan'ın nezdinde. O yüzden Altay Timi sayıca artıyor diyebiliriz. Aliyar Komutan ile daha da güçlü bir tim olacağız, eminiz. Bu duruma sevin Hicran, çünkü Aliyar operasyonlarda ortam okuma ve hızlı karar verme konusunda iyidir.” dedi. Derin bir nefes alıp verdim. “Bir an önce operasyona çıkıp başarıyla tamamlasak, sonrasında şehit olsam bile gözüm açık gitmeyecek.” dedim. “Hayırlısı olsun. Hadi gel bahçeye çıkıp çay ya da kahve molası verelim. Eğitimlerden önce son keyifli ve dinlenmiş anlarımız.” dedi. Gülüşerek hepimiz odadan çıktık. İlk defa karargahta yüzüm gülüyor, birileri tarafından benimsenmek, bir yerlere çağırılmak gerçekten güzel bir şeymiş. Ben genelde tek tabanca takılıyordum. Böyle güzel anlaştıktan sonra herhangi bir time dâhil olmak aslında kötü bir şey değilmiş, bugün bunu öğrendim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD