İyi Okumalar☘
Eylül Yücel
Sabah çalan alarmla açtım gözlerimi. Azra ile görüşmeye hiç niyetim yoktu. O yüzden sessiz ve hızlı hareket ettim. Yüzüme renk gelmesi için çok hafif makyaj yaptım. Saçımı toplayım eşyalarımı sırt çantama koydum. Adres ve ayrıntılar e mail ile iletilecekti. Telefonumu alıp maillerime baktım. Dedikleri gibi ayrıntılar buradaydı. Geç kalmamak için telefonumu cebime atıp çantamı taktım. Valizlerimi kapının önüne koyup içeriye göz gezdirdim unuttuğum bir şey var mı diye. Eşyalarım tamdı. Ayakkabılarımı giyip kapıyı yavaşça kapattım ardımdan. Sonunda istenmediğim bir yerden ayrılıyor olmanın huzuru vardı üzerimde.
Evin tam adresini bilmediğim için otobüse değil taksiye binmeye karar verdim. Taksi durağına ilerledim. Telefonuma gelen adresi şoföre gösterdim ve atılan maili incelemeye başladım. Yeni bir hayata başlayacak olduğumu düşünmek beni heyecanlandırıyordu. Şimdiyse bu yeni hayatıma ilerliyordum. Düşüncesi bile mutluluk vericiydi.
-------------------------------------
Berke Vural
Gömleğimin kollarını ilikleyip ceketimi giydim. Saçımı da yaptığımda hazırdım. Telefonumu alıp çıktım odamdan. Yan odaya Güneş’imin yanına gittim. Prensesim yatakta oturmuş gözlerini ovalıyordu. Yeni uyandığı için daha bir tatlıydı.
“Günaydın prensesim.” Dedim yanına yaklaşırken. Her gün o kadar çok büyüyordu ki. Hep yeni şeyler öğreniyordu. Beşiğine tutunup kalkmaya çalıştı. Kucağıma alıp sımsıkı sarıldım. “Güzel kızım benim ne kadar çabuk büyüdün de ayaklanıyorsun sen?” dedim saçlarını öperken.
“Hadi bakalım üzerimizi değiştirip aşağıya inmemiz gerek. Sultan abla kahvaltı hazırlıyor.” Dedim ellerini çırparak bir şeyler söyledi. Daha normal kelimeler söyleyemiyor olmasına rağmen konuşmayı bizimle iletişimde olmayı çok seviyordu.
Üzerindeki gecelik tulumunu çıkartıp dolabından aldığım kıyafetlerini giydirdim. Mis kokulu saçlarına bir öpücük kondurup kucağıma aldım kızımı.
“Günaydın.” Dedim mutfağa girip. Sultan abla kahvaltı hazırlıyor, Ali abi de masada eşine gazete okuyordu. “Günaydın canlarım. Hadi oturun hemen.” Dedi yumurtayı masaya koyarken. Güneşi mama sandalyesine oturtup bende yanındaki sandalyeye oturdum.
Güneş hayatımıza girdikten sonra her şey çok değişmişti. Bu uyku düzenimizden yemeklere, evdeki eşyalardan yüzümüzdeki gülümsemeye her şeyi etkilemişti ve bundan hiç pişman değilim.
Kahvaltımız bittiği zaman Ali abi Güneşle oynuyor Sultan abla da masayı topluyordu. Çalışma odama gidip bu günkü toplantı dosyalarını ve flaşlarımı aldım. Çalan zil yeni bakıcımızın geldiğinin haberiydi. Çantamı alıp odadan çıktım.
Sultan abla Eylül’ü içeriye almıştı bile. İkisi de birbirlerine bakıp nezaketen mecburi bir şekilde gülümsüyorlardı. “Hoş geldin Eylül.” Dedim elimi uzatıp. Elimi sıkıp “Hoş buldum Berke Bey.” Dedi. Sultan abla hala kaşları çatılı bir şekilde Eylül’e bakıyordu. Onları tanıştırmalıydım. “Eylül, Güneş’in yeni bakıcısı.” Dedim Eylül’ü işaret edip. Sonra da “Sultan abla, evimizin çalışanı, aynı zamanda manevi annem sayılır.” Dedim Sultan ablayı işaret edip.
“Hoş geldin Eylül cüm. Tanıştığımıza çok sevindim.” Dedi Sultan abla elini uzatıp. “Bende öyle Sultan Hanım.” Dedi Eylül Sultan ablanın elini sıkıp. “Öncelikle bir konuda anlaşalım. Bu evde bana hanım diye hitap edilmez. Sultan ablayı tercih ederim ya da Sultan anne en kötüsü Sultan teyze bile olur.” Dedi Sultan abla gülerek. Eylül de Sultan ablanın bu sıcak yaklaşımına gerçek bir gülümsemeyle karşılık verdi. “Peki Sultan abla.” Dedi.
Onları kapının yanında bırakıp salona geçtim. Her gün olduğu gibi kızımla vedalaştım. Yerde oyuncaklarıyla oynayan Güneş’i kucağıma alıp kocaman öptüm. “Baba işe gidecek canım kızım. Güzel bir gün geçir.” Dedim kokusunu içime çekip. Güneş’i, Ali abiye bırakıp tekrar kapıya gittim.
“Benim artık çıkmam gerek. Sultan abla sana evi gezdirir, yapacaklarını da anlatır. Yeni işin hayırlı olsun. İkinize de kolay gelsin.” Dedim. Sultan ablaya sarılıp Eylül’ün de elini sıkıp çıktım evden. İçimden bir his Eylül’e güvenebileceğimi söylüyordu. İçimden gelen seslere çoğu zaman kulak asmazdım. Ama bu sefer Eylül’ün bizimle uzun süre kalacağına inanıyordum. Tıpkı Sultan ablayla iyi anlaşacaklarına inandığım gibi.
----------------------------
Eylül Yücel
Eve ilk geldiğimde biraz tedirgindim fakat Sultan abla beni gerçekten çok sıcak karşılamıştı. Berke bey evden çıktıktan sonra Sultan abla beni öncelikle kalacağım odaya götürdü. “Valizlerini kenara bırak, sana evi gezdireyim sonra yerleşirsin odana. Hadi gel.” Dedi ve birlikte odadan çıktık.
Önce üst kattaki odaları gezdirdi. Burada benim kalacağım misafir odası vardı. Hemen yanında Sultan abla ve eşinin odası. Burası tahminimce Sultan ablanın zevkiyle dekore edilmişti. Sade, beyaz ve pembenin açık tonlarındaydı. Onların odasından çıkıp Güneş’in odasına girdik. Oda pastel tonlarındaydı. Ve renkler birbiriyle çok uyumluydu. Her yer oyuncaklarla doluydu. Bu gülümsememe sebep olmuştu. “Her gün sürekli topluyoruz ve sonra tekrar bu hale getiriyor.” Dedi Sultan abla bıkkınlıkla ama sesinde mutluluk vardı. Güneşin odasından çıkıp Berke beyin odasının önüne geldik. Sadece kapının kenarından içeriye baktık. Odaya lacivert renkler hakimdi. Banyoyu da gösterdi ve aşağı kata indik. Odalar farklı renklerde boyanmıştı koridorlar ortak ve ferah bir renkteydi. Merdivenin duvarında da fotoğraflar asılıydı. O kadar güzel dekore edilmişti ki hayran kaldığımı itiraf etmeliyim.
“Ev çok güzel dekore edilmiş. Kim yaptı?” diye sordum kendimi tutamayıp. Sultan abla gülümseyip koridora döndü. “Berke ve Hande yaptılar. Berke zaten mimar. Hande’nin bu konudaki zevki ve yeteneği de en az Berke’nin ki kadardır.” Hande hanımla dün iş görüşmesinde tanışmıştık. İyi birisi olduğunu düşünüyorum ama biraz soğuktu. Sultan ablanın arkasından koridora girdim. Koridorda tuvalet, benim odama benzeyen ama daha sade bir oda vardı. Ayrıca her odaya biraz sıcaklık katan dekorasyon ürünleri çok hoş gözüküyordu. Evi gezerken kendimi moda gurusu gibi hissediyordum. Koridorda birde Berke beyin çalışma odası. Bu oda kendi odasından daha açık renkliydi. Şirketteki ofisine benziyordu. Salonun duvarları beyaz renkliydi. Televizyonun olduğu duvar ise zümrüt yeşili. Koltuklar bej renk, tekli berjerler ise duvarın rengindeydi. Duvarlarda kitaplar ve fotoğraf çerçeveleri vardı.
“Hadi mutfağa geçelim.” Dedi Sultan abla. Mutfakta en az evin diğer yerleri kadar güzeldi. “Hande hanımın zevki çok güzelmiş.” Dedim mutfağa hayranlıkla bakarken. Sultan abla bu halime gülerken benimle aynı fikirde olduğunu belirtti. Sadece yüz ifadelerinden bile onu çok sevdiğini anlayabilirdiniz. “Güneş dışarıda eşim Ali ile oynuyor. İstersen sen gidip odana yerleş.” Diye devam etti. Onaylayıp yukarıya çıktım.
Kalacağım oda çok temizdi. Kapının girişindeki valizlerimi açıp dolaba yerleştirmeye başladım. Kıyafetler bitince, makyaj malzemelerimi de yerleştirdim. Çantamdan annemin 5 yaş doğum günümde hediye ettiği kar küresini çıkardım.
5 yaş doğum günüm de annem ve babam kavga etmişlerdi. O günü hiç unutmam. Babam bana ilk kez o gün el kaldırmıştı. Annem babamın bana vurmasına engel olmuş ve babamı evden kovmuştu. O gün sabah uyandığımda babamın doğum günümü kutlayacağının hayaliyle uyanmıştım. Ama bunun çocuksu bir hayal olduğunu fark etmem çok da geç olmadı. Akşam yatağımda örtünün altında yatıyordum. Annem odaya elinde çikolatalı kek ve bir hediye kutusuyla odaya gelmişti. Kutunun içinde küçük bir kız çocuğu ve annesi vardı. Kadın yanındaki kız çocuğunun saçlarını okşuyordu. Bana “Annen hep senin yanında olacak kızım. İyi ki doğdun.” Demişti ve yanağıma bir öpücük kondurmuştu. Bu küreyi o günden beri hep yanımda tutuyordum.
Burnumun sızladığını ve ağlamak üzere olduğumu anladığımda küreyi bırakıp kendimi toparladım ve telefonumu alıp aşağı indim. Sultan abla kucağındaki Güneşle Ali abiyi uğurluyordu. Yanlarına gidip Ali abiye görüşürüz dedikten sonra içeriye geçtik.
Güneş, Sultan ablanın kucağında bana bakıyordu. “Merhaba Güneş.” Dedim gülümseyip. Bir süre tepki vermeden suratıma baktı. “Ben Eylül. Oyun oynamak ister misin?” dedim yerdeki oyuncakların yanına giderken. Ben oyuncaklarla ilgilenmeye başladıktan sonra Sultan ablanın kucağından inip yanıma emekledi.
Ben benimle oynamasını beklerken elimdeki oyuncağı aldı. Şaşırmıştım ama bozuntuya vermeden başka bir oyuncak aldım. Ama elindeki oyuncağı bırakıp elime aldığım oyuncağa atıldı. Anladım ki bu iş böyle olmayacaktı. Bende ondan biraz uzaklaşıp diğer oyuncaklarla kendime oyun kurdum. Dikkatini çekmek için sesli oynadım. Arada bir çaktırmadan ona bakıyordum. Emekleyerek yanıma geldi. Kenardaki oyuncaklarla oyuna dahil oldu.
O kadar tatlıydı ki. Minicik ellerinde ki oyuncaklarla oynuyordu. O an içim ona karşı o kadar büyük bir sevgiyle dolmuştu ki. Hikayesi nasıl başlamıştı bilmiyorum ama güzel devam etmesi için her şeyi yapacağıma emindim. Ve bunu onu gördüğüm ilk saniyeden beri biliyordum. Onu kendime çekip kocaman öptüm. Onu bu şekilde öpmem gülmesine sebep olmuştu. Böyle olunca daha çok öptüm. Ve oda kahkahalarla güldü. Daha yeni tanıştığım bir bebeği bu kadar sevebileceğimi hiç tahmin etmemiştim.