EYLÜL Günün yoğunluğu ve koşuşturmacası nihayet bitmiş, eve gitmek için merdivenleri tek tek inmeye başlamıştım. Bedenim mi daha çok yorgundu yoksa ruhum mu, emin değildim doğrusu. Her şey bir düzene oturmuş gibi görünüyor olmasına rağmen, bir cambaz gibi ip üzerinde yürüyorduk. Sancak'a yaptığım teklif bazı sıkıntılı durumları bizim için değiştirmiş olsa da, olanlar ortaya çıktığında babamın yaşayacağı hayal kırıklığını düşünmek içten içe beni huzursuz ediyordu. Sancak ile baş etmek ne kadar zor ise, babam ile anlaşmak da o kadar zordu. Bugüne kadar hiç doğrudan babamla karşı karşıya gelmemiştik fakat şu saatten sonra geleceğimizi biliyordum. Beni endişeye sürükleyen, herkesin iyiliği için kabul ettiğim şartların ayağıma dolanması olacaktı. Babam beni anlayacak mı yoksa öfkesinin bir

