4.Bölüm: “Tevafuk”
Tevafuk : Birbirine denk gelme…
Barlas Uslu..
Her sabah uyguladığım belirli rutinim var. Bu sabahta aynı şekilde başladım. Evimiz üç katlı, giriş katta annem babam, orta katta abimle yengem oturuyor. En üst katı sonradan ekledim ve kendime göre dizayn ettirdim. Çatı katıda var. Çatı katında yatak odası, giyinme odası ebeveyn banyosu ve yatak odasına ait neredeyse bir oda büyüklüğünde teras var. Başka bir odayı da spor aletleriyle doldurup spor odası yaptım. Alt kat ise normal 3+1 daire şeklinde.
Erken kalktım spor odama geçtim ve sporumu yaptım, duşumu aldım üzerimi giyindim. Siyah kot, gri tişörtümle bugün spor takılacağım. Aşağı indim, sabah kahvemi yaptım fincanımı elime alıp balkona çıktım ve sigaramı yaktım. Sabah rutinimin en sevdiğim dakikaları. Açık havada sabah kahvesi ve ona eşlik eden sigaram.
Karşı kaldırımdaki hareketlilik dikkatimi çekti. Bir kamyonet ve 3 4 kişi duruyor. Galiba Kevser teyzeyi ikna edip evini tutan kiracı gelmiş. Eşyası da baya az. Kapalı bir hanım, arkası dönük duruyor. Sonra bir ara elini beline koydu ve yorgun bir şekilde yukarı doğru baktı, tekrar caddeye döndü, o arada yüzünü gördüm. Bu Sare!
Daha da dikkatle baktım yanılmak istemiyordum ama gerçekten oydu. Karşı komşum Sare oluyor. Hemen sigaramı söndürdüm kahveyi mutfağa bırakıp aşağı indim. Dışarı çıktığımda arkası yine dönüktü yukarı balkona bakıyordu.
Adını seslendim;
“Saree!!”
Sesimi duyunca dönüp bana baktı, hafifçe kaşları çatıldı;
“Barlas Bey!?”
Hem şaşkın hem soru sorar tonda çıktı sesi.
Sare'ye doğru adımladım, aynı zamanda konuşmaya da başladım;
“Günlerdir mahalle çalkalandı Kevser teyzeyi biri ikna etmiş evini kiralamış diye o sen miydin?” diye sordum.
“Evet o kişi galiba benim Barlas Bey, sizde mi bu mahallede oturuyorsunuz”
“Tam karşındaki ev bizim, üst katında oturuyorum,” dedim ve yaklaştım..
“Hoşgeldin Sare mahallemize…”
“Hoşbuldum Barlas Bey.”
“Birincisi şu bey lafını bırak lütfen, ikincisi galiba bir sıkıntı var neden taşımaya başlamadınız?”
Gülümsedi.. Gamzesi var iki yanağında ve oldukça belirgin.
“Merdivenler eşyalara göre biraz dar, asansör kurmak istedi abiler ama bu defa da mesafe kısa yani yolu kapatıp kapatmamak arasında kararsız kaldık.”
“Tamam ben hallederim, siz asansörü kurun daha kolay taşınır eşyalar.” dedim ve bakkalı aratıp çırağını bana yarım saat ya da kırk dakikalığına gönder dedim.
İkiletmedi ve çırak geldi. Aracımla caddenin başında enine doğru durdum çırağı da aracın yanına diktim, gelenleri taşınma işi var yol kapalı diye bir alt sokağa yönlendir dedim. Soran olursa yarım saat sürer diye bilgi ver deyip tembihledim.
Vinç yolun ortasında durdu, asansörü balkona sabitlediler.
Tekrar Sare'nin yanına geldim.
“Teşekkür ederim Barlas be.. Şeyy Barlas.”
“Evet şimdi oldu, bende yardım edeyimde hemen bitsin,” dedim ve yukarı çıktım aşağı iki kişi yukarı tek kişiydi bende yukarıdakine yardımcı oldum. Tahmin ettiğim gibi yarım saatte iş bitti.
Sare taşımacıların parasını verip gönderdi. Sonra yukarı çıktı, ben son kolinin üzerini okuyup mutfağa bıraktım.
Sare içeri girdi;
“Çok zahmet oldu, teşekkür ederim.” dedi.
Çok naif, çok hanım… Transa girmiş gibi oluyorum Sare konuştuğunda.
“Önemli değil fazla eşya yokmuş zaten,” dedim.
“Evet annemi bekliyorum, o gelince beraber seçip almak istedim eşyaları.”
“Anladım, ben arabayı çekeyim yoldan geliyorum,” deyip aşağı indim ve arabayı evin önüne park ettim. Anneme seslendim. Balkona çıktı;
“Anne kahvaltı hazır mı?”
“Evet oğlum hazır da sen hayırdır evde kahvaltı yapmazdın?”
“Anne Kevser teyzenin oraya taşınan yeni komşu benim arkadaşım sayılır. Babam rahatsızlandığında kan vermişti kapalı bir bayandı…”
“Haaa bildim bildim adı değişik güzel bir şeydi?!”
“Sare!”
“Haah evet Sare, tamam hadi çağır gelsin hazır kahvaltı iki lokma bir şey yesin de sonra işe başlasın bende yardım ederim gerekirse.”
“Tamam alıp geliyorum.” dedim ve tekrar Sare'nin evine gittim. Kolileri açmaya başlamıştı bile.
“Sare hadi kahvaltı hazır annem seni bekliyor biraz bir şeyler ye sonra başlarsın yerleşmeye.”
“Zahmet vermeyeyim sabah sabah. Ben atıştırdım iyi kötü, bir an önce yerleşmek istiyorum yoksa anneme yakalanmak üzereyim.”
“Annenden gizli mi tuttun evi?”
“Gizli değilde sürpriz diyelim biz, haberi yok ev bulduğumdan yerleşince söylemeyi düşünüyorum.”
“İyi düşünmüşsün ama şimdi kahvaltıya geçelim bize, yine yetişir merak etme.”
“Peki…”
…
Sare Elçi…
Barlas ısrar edince yok demek gelmedi içimden hem bir bardak çay iyi gider. Sabah atıştırdım demiştim ama sadece meyve suyu içebildim, vaktim yoktu pek.
Barlas önde ben arkada onların evine doğru gittik. Büyük demir bahçe kapısını açtı, bana yol verdi, önce ben geçtim. Harika ve çok temiz bir ön bahçesi var. Kamelya, salıncak açık hava da oturmak için ayrı bir bahçe mobilyası.. Renk renk çiçekler. Zemin kilitli taş ile döşenmiş ama kamelyanın olduğu taraf yemyeşil çimdi. Binanın kapısına yetişince etrafı incelemeyi bıraktım, Barlas zile bastı, sanırım kapıyı açan annesiydi;
“Ayy merhaba kızım hoşgeldin hem mahallemize hem hanemize,” deyip sarıldı.
Bu kadar sıcak bir karşılama beklemiyordum.
“Teşekkür ederim hoşbuldum.” dedim.
“Hadi gelin içeri kahvaltı yapalım, gerekirse bizde yardım ederiz hemen yerleşirsin.”
“Ayy yook zahmet vermeyeyim ben size, hallederim alışkınım zaten.” dedim.
Hem konuşup hem içeri doğru ilerledik. Annesi eliyle işaret edip yönlendirdi beni. Mutfağa geçtiğimde gerçekten güzel bir kahvaltı masası ile karşılaştım.
Barlas'ın babası olduğunu tahmin ettiğim bey amca;
“Kan kardeşim hoşgeldin,” deyince gülüştük esprisine.
Annesinin adı Laçin, babasının adı Eren’miş.
Güzel bir sohbet ortamı oldu. Kevser teyzeyi nasıl ikna ettiğimi sordular, annemin durumundan Barlas ve ailesine de bahsettim.
Hepsi;
“İyi yapmış evi size vermekle, annenin içi rahat etsin. Gerçekten güzel ve sağlam yapıldı o ev.” diye onaylar tarzda konuştular.
“Onun içi rahat etsin diye çabalıyorum zaten, enkazdan çıkardım getirdim. İnşallah biraz rahatlar, iyi gelir umarım bu mahalle,” dedim.
Barlas;
“Sende mi oradaydın deprem olduğunda?” diye sordu.
“Hayır arama kurtarma gönüllüsüydüm, anneme yetiştim sağ kurtuldu ama babam ve kardeşimi kaybettim. Kırka yakın akrabamın da maalesef cansız bedenini çıkardım enkazdan…” dedim.
Başsağlığı ve sabır dilediler. Kahvaltı faslı bittiğinde tüm itirazlarıma rağmen Laçin teyzede benimle geldi, iki elden yerleştirdik evi. Döne abla ve Kevser teyze öğleden sonra ellerinde bir tepsi, üzerinde çayla birlikte ikramlıklarla geldiler. Mutfak masamın üzerini boşaltıp orada hem sohbet ettik hem çay içtik. Bir saat kadar mola verdik. Kitaplığımın kurulumu kalmıştı.
Laçin teyze;
“Dur ben Barlas'ımı arayayımda gelsin yapsın sever böyle işleri becerirde,” dedi.
Benden cevap beklemeden Barlas'ı arayıp çağırdı.
Ben tülbentimi önüme iğneledim, üstüme başıma çeki düzen verdim. Barlas yarım saat sonra geldi. Elinde küçük bir takım çantası vardı. Ezbere biliyormuş gibi hemen oturma odasına geçti, bir köşesine kitaplığı kurdu. Kurulum işlemi bitince kitap kolilerini de yanına çekti. Ben sildim o yerleştirdi.
Laçin teyze;
“Ne kadar çok kitap bu böyle, hepsini okudun mu?” diye sordu.
“Evet Laçin teyze çoğunu okudum. İçinde tek tük okumadıklarım var.” dedim.
“Barlas’ın da böyle dolu dolu bir kitaplığı var, sever okumayı o da.” dedi.
“Fırsat bulup okuyorsa ne güzel.”
O ana kadar sessiz kalan Barlas cevap verdi;
“Baya fırsatım oluyor, okuyorum.” dedi.
Acaba sanayiden yorgun gelip nasıl kitap okumaya zaman buluyor anlamadım. Gerçi hem sabah hem şuan gayet üstü başı temizdi. Hangi ara üzerini değiştirdi...
Merak edince sordum;
“Barlas, dükkanda artık sana pek iş kalmıyor sanırım, senin çıraklar öğrendi mi işi iyice?”
Sohbet olsun diye sormuştum öylesine.
Barlas tebessüm edip;
“Ben sanayide değilim artık, restaurant açtım orayı işletiyorum.” dedi.
“Öyle miii aaa ne güzel! Hayırlı olsun gerçi geç oldu biraz ama…”
“Teşekkür ederim, bir gün annem getirsin seni benim mekana, demek ki geçen bu zamanda sanayiye yolun hiç düşmemiş. Senin arabayı nasıl tamir ettiysem artık bozulmamış bir daha. Çünkü gitseydin bir şekilde öğrenirdin artık orada olmadığımı.” dedi.
“Ben araba kullanmayı bıraktım. Daha doğrusu bırakmak zorunda kaldım. Ufak bir kaza geçirdim ondan sonra korktum baya. Arabam garaj arabası oldu. Yatıyor bir senedir.” dedim.
“Hadi yaaa, şoförlüğün güzeldi senin, anlıyordunda arabalardan. Kötü olmuş, aslında bir kere denesen geçer o korkun.”
“Ayy yoookk asla direksiyon tarafına geçmem artık ben,” dedim.
Gülümsedi… Kitaplığın da işi bitmişti. Laçin teyze akşam yemeğine davet etti ama kabul etmedim. Onları uğurlayıp kendimi banyoya attım, duş aldım. Evim şuan için gayet temiz ve yerleşmiş vaziyette. Annemi görüntülü arayıp güzel haberi artık verebilirim.
Teyzemle ikisi yan yanaydı. Sürprizimi söyleyip evi gösterdim, yarın hemen gelecek annem. Gelsin zaten çok özledim onu. Gördüğüm kadarıyla da mahalledeki insanlar sıcak kanlı. Annemin yaş grubu kadınlar da hayli fazla. İyi gelecek burası anneme, içim rahat.
….
Ertesi sabah annem ve teyzem geldi. Hemen alışverişe çıktık. Anneme yatak odası aldım. Balkon mobilyası, salon takımı yemek masası da aldım. Halılar ve eksik kalan perde işini de hallettik. Zaten üçümüz bir araya gelince her işimiz şipşak hemen olur. Çünkü üçümüzde tezcanlıyız. Akşama doğru mobilyalar gelecekti. Balkona küçük bir halı attık, sağımıza solumuza minder koyup oraya oturduk ve sohbet etmeye başladık. Annem çok sevdi mahalleyi. Herşey ayağımın altında ne güzel fazla kalabalık da değil diye seviniyordu.
Mobilyaları dedikleri saatte getirdiler. Evi bir güzel yerleştirdik. Şimdi tam yuva havası vardı bu evde. Annemle teyzem yolculuk alışveriş yerleştirme derken pertleri çıkmış, erkenden hazırladığımız yataklarına geçip uyumak istediler. Bende bitki çayı demledim, henüz uykum yok, balkona çıktım. Maksat balkon keyfi yapmak.
Oturup çayı yudumladığımda karşı balkonda küçük kırmızı bir ışık gözüme takıldı. Sonra dikkatli bakınca Barlas olduğunu anladım. O da kendi balkonuna çıkmış sigara içiyordu. Gördüğüm ışık sigaranın ışığıymış. Ben çay o sigara sanki karşılıklı gibi ama mesafeli gibide. Sigarası bitince eline telefonunu aldı, ekran ışığı yüzünü aydınlatıyordu. Sonra benim telefonum titredi. Elime alamadım burada olduğumu bilmesin istedim. Tekrar içeri odama geçtim ve orda baktım telefona. Inst. takip isteği gelmiş Barlas'tan… Benim evime bakarken aklına ben geldim sanırım.
Takip isteği ile onun ınst.. sayfasına girip baktım, herkese açıktı ve şahane fotoğrafları vardı. Binlerce beğeni yüzlerce yorum yapılmıştı paylaşımlarına. Üstü çıplak spor yaparken reels çekmiş, o kaslara övgü dolu yorumlar gelmiş. Kızların çoğu dm bak falan diye yorum yapmış. Bir kaç tanesinin profiline girip baktım, hepsi manken gibi kızlardı.
Acaba bakmış mıydı o kızların mesajlarına?! Lütfen bakma Barlas. O kızlar süper star gibi bir şey. Allah'ım onlar kızsa ben neyim kahveci Kazım abi falan mı diyesim geldi. Makyaj adına bildiğim tek şey rimel, far ve göz kalemi. Onun dışında asla anlamam ve yapmazdım da zaten.
Barlasa yorum atan kızlar sanki her an güzellik salonundan çıkmış gibiydiler. Sonra takip isteğini kabul edip bende onu takibe aldım. İki dakika sonra mesaj geldi açtığımda Barlas olduğunu gördüm;
Barlas Uslu: Sare numaran yok bende o yüzden burdan yazdım gece gece kusura bakma numaranı verir misin yeniden?
Şimdi ne yapacağım, vermezsem de yanlış anlar belki verirsem de. Amaaann deyip numaramı yazdım. Daha öncede vardı numaram onda rahatsız etmemişti beni. O yüzden telaş yapmama gerek yok. Sonra mesaj uygulamasından mesaj yazdı bana:
05….. : Ben Barlas kaydet numaramı artık komşuyuz, herhangi bir durumda önce bana ulaş.. İyi geceler..
Kaydettim numarasını ve cevap verdim:
Ben: Merhaba Barlas, kaydettim numaranı. Teşekkür ederim. İyi geceler…
Yazdım ve uyumaya çalıştım. Acaba yine birbirimize durumlarda gönderme yapacakmıyız!? Uyku tutmayınca tekrar ınsta.. hesabına girip baktım motor sevdası da varmış galiba. Motor üzerinde bir fotoğrafı vardı kask, deri eldiven, deri ceketle hiç bir yeri görünmüyorken bile oldukça karizma duruyordu.
Bana bakmazsın bile Barlas. O kızlardan sonra asla bana bakmazsın. Ben senin için sadece ;
Eski tanıdık, yeni komşuyum…
Sorumluluk hissettiğin için belkide ilk günden yakın davrandın. Bakmazsın bana...