Polis memurlarının sergilenen laubali tavırlarla sabırları taşmak üzereydi. Baş komiserlerini üstlerine karşı zor durumda bırakmamak için direniyorlardı. Atıf'ın öfkeli bakışları ayağa kalkan kıza kaydı, baba yüreği onun ürkek duruşuyla cız etti. Boğazı düğümlenirken katı görüntüsüne tezat tüm şefkatiyle seslendi. “Kızım,” titreyen kömür karaları kısa süreli gözlerine değdi. Anlık bakış tecrübeli komiserin boğazının düğümlenmesine sebep oldu, “Kimseden korkmana gerek yok! Söylenenler doğru mu?”
Nilay ömrü hayatında ilk kez duyduğu ses tonuyla afalladı, başını öne eğip cılız titreyen sesiyle yanıtladı. "Evet efendim, rızam var."
Atıf kızın çekingen duruş sergilerken verdiği yanıta aldanmadı. Akbaba sürüsü insan müsveddelerinin tavrı gün gibi ortadaydı. "Yavrum senin baban yaşında adamla evlenmeye nasıl rızan olur?" Gözlerini sımsıkı yuman kızı ikna etmek için yalnız konuşması gerekti. Bakışlarıyla görev arkadaşlarına gerekli mesajı verdi. İkisi nikah memurunun yanında belirdi, diğerleri odadan çıkmaları için güvenlik koridoru oluşturdu. Gözleri kapalı kızın dibinde bitti, Nilay'ın koluna hafifçe dokunurken itiraz seslerini merhametli sesiyle bastırdı. “Gel kızım seninle biraz sohbet edelim.” kızın başıyla verdiği onayla taşkınlık yapan ahali kapı eşiğine örülen etten duvarla gerilerinde kaldı. Karşılarına çıkan ilk odaya girince Atıf kapıyı usulca kapattı, gayesi kızı ikna edip bu saçmalığa son vermekti.
Nilay ilk kez düşüncesini önemseyen polis memurunu geri çevirmedi. Girdikleri oda uğruna eşya gibi satıldığı abisine aitti. Dudakları alayla kıvrılırken odanın tam ortasında durup etrafa bakındı.
Atıf heykel gibi duran kızın söze girmesini beklerken, kızın sendelemesiyle panikledi. Mesafesini koruyup pencerenin önündeki çekyatı işaret etti. “Hadi otur kızım iyi görünmüyorsun.”
Nilay'ın öznesini bilmediği tını burnunun direğini sızlatırken gösterilen yere emaneten oturdu. Son yirmi dört saattir olanların ardından bulunduğu konumu ve insancıl yaklaşımı garipsedi.
Atıf kızın kendi evinde misafir gibi durmasıyla iç çekti. Başını olumsuzca çevirip çekyatın diğer ucuna oturdu. Avuçlarını dizlerine bastırıp babacan tavırla söze girdi. "Güzel kızım bana adını söyler misin?”
Nilay'ın halıya sabit gözleri içini buran ton, aynı cümlede geçen hoş sıfatlar içine işledi. Öz ailesinin her Allah'ın günü aşağılamalarına karşın, kendisini ilk kez gören birinin insani yaklaşımı tuhafına gidiyordu. Buğulanan kara gözlerini halıdan çekip hafif gülüşüyle karşılık verdi. “İsmim Nilay efendim.”
Atıf genç kızın gülüşüne karşılık verirken inceleyen bakışlarını, kızın üzerinden ayırmadan kollarını göğüs hizasında katladı. "Nilay, o adamla evlenmeyi niçin kabul ettin?"
Genç kızın incecik dudakları kederle kıvrıldı, “ben değil ailem kabul etti.”
Atıf çenesini sıvazlarken cevabını az çok tahmin etsede yine de sordu. “Karşı çıkmadın mı?”
Nilay başını olumsuzca çevirdi “Fikrimi sormadılar ki.”
Atıf’ın kaşları çatılırken başını hızlı hızla salladı, kenetli dişleri arasından hınçla soludu. “Demek Allah’ın belaları fikrini sormadı.” Kız başıyla onay verince sıkıntıyla nefesini verdi, Nilay ilk değildi okumaktan aciz, okuduğunu işine geldiği gibi anlayan toplumda sonda olmayacaktı. Gencecik bir fidanın daha soldurulmasına göz yummak istemiyordu. “İstemediğin her hâlinden belli kızım, peki eğitim durumun nedir? Yahut elinde bir mesleğin var mı?”
Nilay'ın kirpikleri elemle buluştu yarım kalan eğitimi içinde kalan tek ukdeydi. “Sekizinci sınıftan mezun olunca evden dışarı çıkmadım çünkü; benim öğrenci olduğum dönemde lise mecburi değildi.” Kirpiklerini aralayıp bedenini hafif yan çevirdi, buğulu gözlerini pürdikkat kendisine bakan polis memuruna çevirdi. Boynunu büküp ağlamaklı sesiyle ekledi. "En azından lise mecburi olsaydı bir mesleğim olurdu.”
Atıf'ın işittiğiyle göz bebekleri yuvalarına dar geldi, zorla evlendirmek istemeleri başlı başına sorundu. Hürriyetinden alıkonmasıysa suçtu ailenin bu denli ileri gitmesi var olan öfkesini körükledi. Sakinleşmek adına derin sık nefesler aldı. “Ailenin yaptığı büyük suç onlardan şikayetçi olmalısın.”
Nilay kırık tebessümüyle gözyaşlarını silip burnunu çekti. “Sonra ne olacak?”
Atıf doğru yolda olduğunu düşünerek hemen atıldı, “Yasal süreç başlar mahkeme heyeti gereken cezayı verir.”
Nilay'ın kulaklarında televizyondan duydukları çınladı, “Peki o süreçte ben ne olacağım?”
Atıf bedenini Nilay'a çevirip teminat verircesine gülümsedi, “Seni kadın sığınma evine yerleştiririz, mesleki eğitim alır barınma ihtiyacını...”
Nilay harap olan sinirleriyle alayla gülerken duyduklarına tahammül edemedi. “Baba evimde barınamadım, kadın sığınma evinde barınacağım öyle mi?” Cevap vermeye hazırlanan adama müsaade etmedi, “Evden çıkmadım ama dünyadan bir haber değilim. Ana haber bültenleri istisnasız her gün kadına uygulanan öldüresiye, şiddet çeşitli bahanelerle canice katledişiyle dolu. Üstelik bazıları alınan koruma kararına rağmen karakol yakınlarında sokağın ortasında herkesin gözü önünde öldürülüyor.” Kısa bir es verdi “Bazı gözü dönmüşleri kendi öz çocuğunun yanında olması bile durdurmaya yetmiyor.”
Nilay'ın engel olunamayan gerçekleri dile getirmesi, Atıf’ın bedenine bıçak gibi saplandı.
Genç kız gözlerini kapatıp açtı “Benim öldürülen kadınlardan hiçbir farkım yok! Her şeyin sizde benim gibi farkındasınız, sonum ölüm.” Aklına gelen olasılıkla dudakları büküldü "Belki sakat bırakıp bir kez yerine binlerce kez ölürüm. Şimdi sizinle gelip şikayetçi olmam süreci hızlandırır, kanunlar biz kadınları korumak için yetersiz. Hiç suçumuz yokken aslı astarı olmayan ithamlarla suçlu oluyoruz. Canımıza kastedenler yasalar arasındaki boşluklardan yararlanıp ceza indirimi alıyor. Farz edin teklifinizi kabul ettim, “ adamın göz bebeklerinde yanan ışığı kendi gerçekleriyle söndürdü. “Şikayetçi olup sığınma evine yerleştim, ömrü billah orada kalmam. Eninde sonunda oradan ayrılmam gerek eğitimle meslek edindim diyelim. Üniversite mezunları işsizken ben nasıl iş bulacağım? Varsayalım hepsi halloldu,” elini göğsüne vurup isyan edercesine yakardı. “Sırf kadınım kız çocuğuyum diye senelerdir evden hiç dışarı çıkarılmadım. Belki inanmayacaksınız ama pencereden bakmama bile izin verilmedi. Hatta bu sebepten dolayı şiddete maruz kaldım bunca şeye rağmen dışarıda hiç bilmediğim yaşamla nasıl mücadele edeceğim? Yanımdan geçenler yanlışlıkla dokunsa, sürekli birileri bana zarar verecek korkusuyla nasıl baş ederim? “
Aile ve sosyal politikalar bakanlığına bağlı kurumda temel ihtiyaçların, devlet tarafından karşılanması için kişinin, bireyler tarafından kabul edilmediği yazılı beyan edilmeli, durum gerekli kişilerce tespit edildikten sonra kurum bünyesinde tanınan imkânlardan ancak şartlar yerine geliyorsa yararlanır. Nilay annesi televizyon izlerken anlatılanlara kulak misafiri olmuştu. Kendi gerçekleri duyduğu yaşam öyküleriyle birleşince teklifi nasıl kabul edebilirdi?
Nilay hakikatlerini içindeki zehri isyanıyla taçlandırdı, “Kanunlar on sekiz yaşında olduğum için kendi kararlarımı vereceğimi söylüyor.” Gözlerini sımsıkı yumdu “Bu zamana kadar hastanede ilk kez bugün muayene kaydım oldu. Neden bir kez olsun bu gariplik için evin kapısı çalınmadı? Bana bu yaşıma kadar herkes kör sağır dilsizken, şimdi evlenmek için rızamım sorulmasının bir anlamı var mı?” Yanaklarından süzülen yaşları elinin tersiyle silip kirpiklerini araladı. Kan çanağı gözlerini memura dikip kollarını iki yana açtı. “Göründüğü gibi rızam yok mecburiyetlerim var!”
Atıf işittiklerini sindirmekte güçlük çekerken son bir umut çırpındı, "Hayır kızım, mecbur değilsin. Şimdi bu odadan çıkıp karakola gideriz. Hepsinden şikayetçi olursun nöbetçi savcılık tutuklanmalarını ister. Mahkeme gerekli cezayı verince hapse girerler, hayatlarının geri kalanı demir parmaklıklar ardında geçer.” Buram buram acı kokan kahkahayla irkildi.
Nilay’ın laçkalaşan sinirleri top yekûn kontrolden çıktı, ayağa kalkıp göğsüne vura vura haykırdı. “Allah aşkına özgürlüğümü elimden alan ailem, sırf babam yaşında adamla evlendiriyor diye ne kadar ceza alabilir? Açık veya kapalı fark etmeksizin giyim tarzından tahrik olunduğu için tecavüze uğrayan kadın. Özel birey olduğu için olay esnasında sesi çıkamayan. Bedenleri parçalara ayırılmış yetmez gibi cesedi yakılmış. Kadını öldüren öldürmekten beter edenlerin aldığı ceza indirimleri ortada. Bunlar aleni ortadayken benim ailemi içeride kaç ay tutarlar? “
Ll
Atıf gerçeklerin ağırlığı altında ezildi Nilay isyanında haklıydı. Güvenlik güçleri suçluyu bulup adalete teslim etmekle mükellefti. İşlem tamamlanınca yargılama sürecinde avukatlar yasal boşluklardan yaralanıp müvekkilinin ceza indirimi almasını sağlıyordu. Durumun böyle olması mahkeme heyetinin karar aşamasında elini kolunu bağlıyordu.
Adamın yaşlı yüreği sıkışırken eli kalbine gitti. Kutsal mesleği layıkıyla icra eden Atıf, her şeyden önce insan babaydı. İnsanlığın geldiği boyuttan dünyanın genelini kapsayan adaletsizlikten utandı. Sıklaşan nefes alışverişleri arasında güçlükle fısıldadı, “Sus kızım, yalvarırım devam etme."
Nilay’ın başıyla onay vermesiyle bir süre odada içli hıçkırıklara Atıf'ın sıkıntılı solukları eşlik etti. Çoğunlukla olduğu gibi adaletsizliğe sessiz kalındı. Genç kızın şiddetli ağlaması iç çekmelere dönünce derin bir nefes aldı, “Şimdi gidip o deftere imzamı atacağım.” Adamın yakaran bakışlarına kederle gülümsedi. “Cinsiyeti nedeniyle dünyaya geldiğim an çıkış yollarım kapandı. Biliyorum sonumu imzalayacağımı düşünüyorsunuz,” teminat verircesine gülümsedi. “Benim zaten başlangıcım olmadı. Bu yüzden atacağım imzanın sonum olması mümkün değil.” Ardına dönüp hissiz adımlarla kapıya ilerledi kulpu kavrayacakken duraksadı.
0
Atıf gencecik büyümesine fırsat verilmeden koparılan fidanın, kendi ayaklarıyla hazin sona gidişini engellemek için ayağa kalktı. “Yapma güzel kızım bu yaptığın intihar, sen bile bile ölüme gidiyorsun.”
Nilay’ın dudakları can kırıklarıyla dolu gülüşüyle kıvrıldı. Omuzu üzerinden ardındaki adama baktı, “Yaşamama hiç fırsat verilmedi ki." Nefesini sesli verip kapıyı açtı.
Umutları ihtimalleri ardında bırakalı çok olmuştu. Üzerinde bunca sene içinde birikenleri anlatmanın hafifliği vardı.
Sonun başlangıcına giden adımları kapı eşiğine etten duvar ören polislerin önünde durdu. Ümit ve beklentili bakışlarına boynunu bükerek karşılık verdi.
Resmi ekip taşkınlık yapan topluluğu zor bela zapt etti. Nikah memuruna saldırdıkları süreçte aralarında küçük arbede yaşanmıştı. Umutlu sabırsız bekleyiş kızın bitkin görüntüsü, her daim dik duran amirlerinin yenilmiş haliyle son buldu.
Elleri yumruk olan polisler burunlarından soluyarak geriye çekildi.....
Odada bulunan vicdansız sürüsü hapse tıkılma korkusu, Nilay’ın kurbanlık koyun gibi nikah masasında yerini almasıyla son buldu. Nikah memuru polislerin berbat hâliyle, istemeyerek gerekli prosedürü uygulayıp nikah akdini gerçekleştirdi. Nikah cüzdanını masaya bırakıp polis nezaretinde evden ayrıldı.