“Kamp, Kafa ve Vedalar”
“Bazı yolculuklar tek kişilik olsa da, kalpten kalbe yollar hep açık kalır.”
Vander ekibi artık iyice kaynaşmıştı.
Bir akşam Jale ortaya attı:
> “Haydi kamp yapalım! Gerçek doğayla buluşalım!”
> Cafer:
> “Kamp mı?! Çadırda mı kalacağız? Ben karınca fobik bir insanım!”
Onur:
> “Ben uzaya çıkmak istiyorum, siz beni ormana sokuyorsunuz…”
Ama çoğunluk kabul etti.
Ve sabah 06.00’da buluşulacaktı.
Tahmin edin kim uyuyakaldı?
Tabii ki Hasan… Hem de çadırın içindeymiş gibi sarmalanmış yorganıyla.
---
Kamp Alanında Kaos
Ahmet yanlışlıkla yemek için getirilen tüm sucukları kendi sırt çantasına koymuştu.
Ve onları... evde unutmuştu.
Berna:
> “Kamp dediğin doğayla barış demekmiş, biz doğayla kavga ediyoruz!”
Mutlu, ağaçlara felsefi cümleler yazıyor.
> “Bu meşe ağacı senin gibi dik duramıyor Onur, utan!”
Şule, Jale ve Berna saç örgü yarışmasına giriyor.
Kaybeden Berna, sinirlenip saçını 2000’lerin emo stiline çeviriyor.
---
Bünyamin’in Sırrı Açılıyor
Akşam kamp ateşi başında herkes hikâye anlatıyor.
Sonra Bünyamin sessizce söz alıyor.
> “Ben bir şey söylemek istiyorum.
> İstanbul’a gidiyorum. Yarın.
> Bir iş teklifi geldi. Ve… denemek istiyorum.”
Herkes susar.
Cafer:
> “Ya sen bizi nasıl bırakacaksın lan?”
> Hasan:
> “Sen gidersen ben daha çok içmeye başlarım, sorumlusu sensin!”
Mutlu, hafif gözleri dolarak:
> “Ama… şimdi hepimizin eksiği olacak. Gerçekten eksik kalacağız.”
Berna elini Bünyamin’in omzuna koyar:
> “Ama bu grubun kalbi sende. Nereye gidersen git, bu çadır hep senin.”
Ve orada, kamp ateşi başında,
Vander ekibi ilk kez gözyaşı döker.
Ama o gözyaşları bu kez iç acısıyla değil, dostlukla karışır.
---
Sabah Veda
Ertesi sabah, minibüs önünde Bünyamin valizini bırakır.
Sarılmalar uzar.
Hasan yanlışlıkla valizi açar, içinden rakı değil kitap çıkar.
Şule:
> “Senin gizli yüzünü öğrendik Bünyamin. Sen aslında… bilinçli bir alkolikmişsin!”
Gülüşmeler arasında minibüs hareket eder.
Berna sessizce fısıldar:
> “Final bölümünde dön. Çünkü biz, eksik kalmayı sevmiyoruz.”