"Bazı İnsanlar Kaybolmaz, Sadece Geri Dönmek İstemez”
Onur’un İz Peşinde Gidişi
Onur, Mutlu’nun defterinin kenarına sıkıştırılmış bir notta takılı kaldı. El yazısı aceleciydi ama bilinçliydi:
“Geri dönmeyeceğim. Ama eski evin yanındaki tren raylarını hâlâ seviyorum.”
Bu cümle Onur’un zihninde bir kapıyı açtı. Lisede kaçıp gittikleri, yıllardır kimsenin uğramadığı o terk edilmiş tren istasyonu.
Bir günlüğüne her şeyden izin aldı. Trene bindi. Gidiyordu. Ama birini bulmaya değil, kaybettiğini gerçekten anlamaya.
İstasyonda Bir Gölgede
Saat 18.02. İstasyon boştu. Rüzgâr soğuk, raylar paslıydı. Ama duvarda yeni bir iz vardı. Tebeşirle yazılmış tek bir cümle:
“Hayal kırıklığı insanın içini değil, dostlarını yakar.”
Onur arkasını döndüğünde bir gölge gördü. Sırtı dönüktü. Sakin. Tanıdıktı.
“Mutlu?”
“Onur.”
“Sen… yaşıyorsun.”
“Beni hiç yaşarken gördünüz mü ki?”
Karşılaşma – Dostluk Mu, Savaş Mı?
Onur konuşamadı. Mutlu gözlerinin içine bakarak sordu:
“Defteri buldunuz değil mi?”
“Evet. Ve okuduk. Her şey değişti.”
“Değişmedi Onur. Sadece maskeler düştü.”
“Neden gittin?”
“Çünkü siz hiç kalmadınız.”
Mutlu’nun sesi titriyordu ama öfkesi sakindi. Onur başını eğdi.
“Biz kötü insanlar değiliz.”
“Kötü değilsiniz. Ama kötülüğü izleyip susacak kadar sessizsiniz.”
Bu cümle, istasyondaki bütün pası yerinden oynattı.
Mutlu’nun Yeni Hayatı
Mutlu bir köye yerleşmişti. Tek başına. Yazıyor, okuyor, doğayı izliyordu. Kimseye ihtiyacı yok gibiydi.
Ama gözlerinde hâlâ arkadaşlarının izleri vardı. Hepsi için ayrı ayrı yazıyordu. Yeni bir defter daha.
Adı:
“İkinci Defter – Onların Sessizliği”
Onur’un Dönüşü
Onur geri döndü. Ama konuşarak değil.
Ne Ömer’e, Ne Cafer’e, Ne Ahmet’e tek kelime etti.
Evine kapandı ve kısa bir mektup yazdı:
“Mutlu yaşıyor. Ama biz öldük. Sadece farkında değiliz.”
Mektubu grubun eski buluşma masasına bıraktı. Yanına da küçük bir not:
“Bir gün bu masaya yine oturacaksak, artık dürüst olalım.”
“Bazı buluşmalar, ayrılıklardan daha yıkıcıdır. Çünkü bazen birini bulmak, onu geri getirmez. Hele ki aranızda affedilmemiş şeyler kaldıysa.”