“Mutlu’nun Defteri”
“Bazı sırlar yalnızca yazılır. Konuşulursa kirlenir.”
Cafer, Mutlu’nun kaybolmasından üç gün sonra eski apartmanlarının çatısında otururken paslı bir teneke kutu buldu.
Üzerine kömürle tek bir kelime yazılmıştı:
“İçindesiniz.”
Kutunun içinden çıkan kırmızı kaplı defteri eline aldığında kalbi hızlandı.
Sayfaları çevirdikçe yalnızca cümleler değil; yıllardır bastırılan yüzleşmeler, saklanan utançlar ve yarım bırakılmış dostluklar dökülüyordu.
Bu bir günlük değil,
susarak ayakta kalmış birinin itirafıydı. İlk Sayfa – “Beni Dinlediniz, Ama Hiç Duymadınız”
“Bu dostluğu hep ben taşıdım.
Siz sadece üstüne oturdunuz.
Güldüğümde rahatladınız, ağladığımda yok oldunuz.
Bu defter, susarak hayatta kalanların mezar taşıdır.”
Cafer sayfayı çevirmeden önce uzun süre durdu.
Sanki okumaya devam ederse geri dönüş olmayacaktı. Ömer
“Ömer beni hiç ciddiye almadı.
Gösterişli hayatının içinde bizi utanç gibi sakladı.
Ama en derin yalnızlığı da o yaşadı.
Çünkü bazı insanlar kalabalıkların içinde daha çok yalnızdır.”
Ömer defteri yere fırlattı.
Sonra geri aldı.
Çünkü inkâr edemediği tek şey, satırların doğruluğuydu.
Ahmet
“Ahmet zekiydi.
Ama sevgiyi hiç öğrenemedi.
Oyunlarda kazandı, insanlarda kaybetti.
‘Nasılsın?’ dediğimde sustu.
Belki de en büyük oyunu kendi ruhuna karşı oynadı.”
Ahmet defteri kapatmadı.
Sadece ağladı.
Çünkü ilk kez biri onu kelimelerle yenmişti.
Hasan
“Hasan içkiyle değil, yalnızlıkla sarhoş oldu.
Geceleri gülerken bile içi karanlıktı.
Ne zaman ağladığını kimse fark etmedi.
Çünkü ‘sarhoş’ deyip geçtik.”
Hasan o gece içmedi.
İlk kez kendini affetmeyi düşündü.
Onur
“Onur zekiydi.
Ama zekâ duvar gibidir:
Kimse içeri girmez, sen de çıkamazsın.
Hep gözlemledi.
Ama hiç tam katılmadı.
Belki de bu yüzden en çok o yalnız kaldı.”
Onur defteri kapattı.
Altına tek bir cümle yazdı:
“Bu defteri ben yazmalıydım.
Ama cesaret edemedim.”
Cafer
“Cafer temiz kalpli.
Ama saflık bazen bir lanettir.
Çünkü kötüler en çok saf olanları seçer.
Onun gülüşü çoğu zaman başka bir yıkımın perdesiydi.
En çok ‘kardeşim’ diyenler onu en çok kandırdı.”
Cafer’in gözyaşları deftere damladı.
Affetmeye alışkındı.
Ama bu kez affetmesi gereken kendisiydi.
Son Sayfa – “Beni Aramayın”
“Bu defteri bulduysanız, ben artık bu hikâyede yokum.
Belki yaşıyorum, belki başka bir şehirdeyim.
Ama bu dostluğun içinde değilim.
Sizi sevmiştim.
Bu defter de o sevginin mezarı.
Üzerine çiçek dikmeyin.
Dua okumayın.
Sadece… susun.”
Kırılma
Defter bulunduktan sonra grup tamamen dağıldı.
Artık ne buluşma vardı, ne mesaj.
Kimse kimseye bağırmadı.
Çünkü suç ortaktı.
Ama yük,
herkesin sırtında başka başka ağırdı.