Birbirimizden Kaçamayız
Aradan bir hafta geçmişti. Kahvede yaşanan o gece, kimsenin ağzından çıkmamıştı ama herkesin kafasında dönüp duruyordu. Konuşulacak bir şey kalmamıştı artık. Geriye sadece suçluluk kalmıştı. Bir de tokat gibi inen sessizlik.
Cafer — Boğulurken Gülümsemek
Cafer borçlarına yenilerini eklemişti. Bünyamin’in söyledikleri geceleri uyutmuyordu onu. Her sabah aynaya bakıp kendini “temiz kalpli” diye avutuyordu ama yüzündeki çizgiler bu yalana inanmıyordu.
Bir sabah Ömer’den mesaj geldi:
“Borç işini artık toparla. Yoksa yasal sürece gideceğiz.”
Cafer şaşırmadı. Sadece içi burkuldu.
Eskiden kardeşim diyen adam şimdi yasal süreç diyor, diye geçirdi içinden.
Yüzünü yıkadı, aynaya gülümsedi. Çünkü başka tutunacak bir dalı yoktu.
Ahmet — Yalnızken Oyun Kazandırmaz
Ahmet günlerini konsol başında geçiriyordu. Uzak ilişki artık sadece ekrandaki bir yüzdü.
Kız sormaya başlamıştı:
“Neden arkadaşlarınla görüşmüyorsun?”
“Yoğunum,” dedi Ahmet.
Ama geceleri grup sohbetine bile bakamıyordu. Çünkü her mesajın altında kendi bıçağının izi vardı.
Oyunlar artık kaçış değildi.
Bir sabah gruba kısa bir mesaj attı:
“Ayrıldık.”
Kimse nedenini sormadı.
Bu, her şeyden daha ağırdı.
Mutlu — Fikirler Kurtarmaz
Mutlu defterine cümleler yazıyordu ama kelimeler yere düşüyordu. Bünyamin’in ona yazdığı satırlar zihninden çıkmıyordu:
“Sen hiç düşmanım olmadın… ama hiç de yanımda olmadın.”
İyi olmak yetmiyordu.
Sessiz kalmak tarafsızlık değil, kaçaklıktı.
Bir sabah kahveye gitti. Masa boştu.
İlk kez yazacak hiçbir şey bulamadı.
Hasan — Sarhoşken Sessizleşen
Hasan daha çok içiyordu artık. Ama içtikçe susuyordu.
Bir gece Onur’a yazdı:
“Beni affetme. Ama bari dinle.”
Cevap gelmedi.
Mesaj sadece okundu.
Hasan o an anladı: Sessizlik artık ceza değil, vedaydı.
Onur — Sessizlik Bile Yoruyor
Onur hep sessizdi. Ama bu kez sessizlik bile ağırdı.
Bir sabah Bünyamin’e mesaj attı:
“Sen haklıydın. Bizim doğrularımız hep geç kaldı.”
Cevap gelmedi.
Onur zaten beklemiyordu.
Bazı mesajlar cevap almak için değil, yük bırakmak içindir.
Ömer — Lüksle Kapanmaz
Ömer arabasında müzik dinliyordu. Yeni aldığı saatin ağırlığı bileklerinde hissediliyordu ama içindeki boşluğu kapatmıyordu.
Cafer’e attığı mesajdan sonra uyuyamamıştı.
“Kardeşim” diyen kalbiyle, “yasal süreç” diyen dili birbirini boğuyordu.
Ama geri adım atamadı.
Bu dostlukta herkes hem mağdurdu hem zalim.
Sadece sırasını savmıştı.
Bünyamin — Gitti Ama Gitmedi
Bünyamin sabah erken kalktı. Elinde çocuğunun oyuncağıyla pencereye baktı.
Eşi mutfakta kahvaltı hazırlıyordu.
Telefonunda Onur’un mesajı vardı. Okudu.
Ama yazmadı.
Çünkü Bünyamin gitmişti.
Ama içindeki kırıklar hâlâ o kahvede oturuyordu.
Birbirine sırt dönmüş yedi adam.
Ve bazı dostluklar ayrılmakla bitmez.
Çürüyerek devam eder.