“Karmaşanın Tatlı Hali”
“Hayat komik bir senaryo olabilir... Ama kimse sahne arkasını bilmez.”
Vander artık yeni bir evrendi.
Yedi adam ve dört kadın...
Düzenli buluşmalar, masa oyunları, kahve sohbetleri ve film geceleri...
Her şey yolundaydı. Herkes gülerken gülümsüyordu.
Ama bazı gülüşlerin ardı doluydu.
---
Yeni Alışkanlık: “Grup Aktiviteleri”
1. Film Geceleri:
Hasan romantik film seçiyor, ama ağlayan o oluyor.
Şule:
> “Sen içince değil, film izleyince sarhoş oluyorsun.”
> Ahmet, uzak ilişkisinden dertlenirken Jale popcorn fırlatıyor:
> “Oğlum, ağlama, seni sevgiline gönderecek kargoyu biz öderiz.”
2. Tiyatroya Gitme Girişimi:
Cafer, Mine’yle derin bir kültürel bağ kurmaya çalışıyor.
Ama tiyatro biletlerini karıştırıp çocuk oyunu alınca...
Herkes “Pamuk Prenses” izliyor.
Bünyamin sahnede cüce dansı yapan çocuğa bağırıyor:
> “Bravo aslanım, oyunculuğu bırakma!”
---
Fark Edilmeden Büyüyen Bağlar
Mutlu ve Jale, birlikte komplo kurar gibi felsefi oyunlar yazmaya başlıyorlar.
Jale bir gün Mutlu'ya diyor ki:
> “Senin hayal gücün beni ürkütüyor. Ama hoşuma gidiyor.”
Cafer ve Mine, kitap değiş tokuşu yaparken yanlışlıkla birbirlerine aynı kitapları vermeye başlıyor.
Cafer utanıyor:
> “Demek ki aynı şeyi okuyoruz, seninle aynı cümledeyiz.”
**Berna ve Onur**, modayla uzay teorilerini birleştirip absürt bir i********: sayfası açıyorlar:
> “Hem şıksın, hem de Mars’ta yürüyebilirsin!”
---
Ama Sonra… Gizli Bir Sızı
Berna bir gece tek başına Vander’a geliyor.
Köşede eski bir defteri açıyor.
Barista Umut fark ediyor:
> “Her zaman gülen birinin, her zaman gizlediği bir şey olur.”
Berna, deftere bir not yazıyor:
> “Bu adamlardan birini eskiden tanıyordum. Ama o beni hatırlamıyor. Ve ben bunu onlara söyleyemem.”
Aynı gece, Mine Cafer’e bir not bırakıyor.
> “Beni zeki sanıyorsun ama ben sadece iyi ezber yapıyorum. Ben de herkes gibi kırığım.”
---
“Masada Sessizlik”
Bir gün herkes Vander’da.
Berna biraz mesafeli.
Mine içine kapanık.
Mutlu birden duruyor:
> “Sizce bir gün bu güzel şey de bozulacak mı?”
> Cafer fısıldıyor:
> “Bence çoktan bozulmaya başladı bile. Ama kimse fark etmiyor.”
Ve ilk kez Vander’da kısa bir sessizlik olur.
Sonra Jale ayağa kalkar, komik bir taklit yapar.
Ahmet gülmeye başlar.
Bünyamin “Allah seni güldürmesin” der ama gülüyordur.
Yüzeyde kahkaha devam eder.
Ama altında küçük bir fırtına yavaşça oluşmaktadır.
--