1 AY SONRA… Ağustos ayının son haftalarıydı. Yazın ağır sıcağı yavaş yavaş çekiliyor, sonbaharın serin esintileri kendini hissettirmeye başlıyordu. Tugay, ofisinde masasının başında oturmuş dosyaları inceliyordu. Kapı açıldığında başını kaldırdı. İçeri giren kadına bakıp ayağa kalktı ve elini uzattı. “Hoş geldiniz.” Kadın tok bir sesle karşılık verdi: “Hoş bulduk. Tugay Bey, sizi bir saat kadar önce aramıştım.” Tugay gözlerini kıstı, hafızasını yokladı. “Aa, evet! İngilizce öğretmeni… Seda Hanım değil mi?” “Evet, Seda Bayan.” dedi kadın gülümseyerek. “Buyurun hocam, hoş geldiniz. Lütfen oturun.” Kadın, ofisteki sandalyeye geçti. Otuz yaşlarında, kızıl ve kıvırcık saçlarıyla dikkat çeken, canlı renklerde giyinmiş alımlı biriydi. Üzerinde pileli, diz üstü bir etek ve kısa kollu bir

