“Öldürürüm lan seni! Ferhat mı gönderdi seni, ha?! Yaz lan... YAZ!” Tugay, Kartal’ın yakasını öfkeyle silkti. Göğsünden itip adamı geriye doğru sarsarken, gözlerinde ölümcül bir öfke vardı. Ardından bir adım geri çekildi, masaya yöneldi. Kalemle kâğıdı almak için elini uzatmıştı ki, o an... "Evet." Tek bir kelime. Tugay'ın parmakları havada dondu. Bir buz gibi esinti geçti ensesinden aşağı. Göz kapakları titredi. Yavaşça, çok yavaşça arkasına döndü. Kalbi göğsünde yumruk gibi atarken, Kartal’ın ona baktığını gördü. Gözlerinde bir garip kararlılık vardı, alışıldık o sönük, utangaç bakışlar değildi bunlar. "Evet," dedi Kartal bir kez daha, sesi bu kez daha gür. Tugay’ın dudakları seğirdi. Göz bebekleri bir an büyüdü, sonra tehditkâr bir şekilde daraldı. "S-sen... konuşamıyordun la

