Serdar peşimden eve geldi. Serdar ’la yüz yüze geldiğimde, yine o sert bakışlarını üzerime dikti. İçimde istemeden bir gerilim oluştu, nefesim biraz hızlandı. “Kendini akıllı mı sanıyorsun? İki tatlı sözle, bir köpeğe yaranmakla benden güven mi kazanacaksın?” dedi. Sesi hem sert hem de alaycıydı; kelimelerimle oynayan bir tokat gibi çarptı yüzüme. “Ben senden güven istemedim.” dedim, sesi titreyerek de olsa kararlı çıkmaya çalıştım. “Ama senin bana sürekli terörist demenden yoruldum.” O an, kelimelerin sertliğinin altında bir sıcaklık, bir tür kırılganlık olduğunu fark ettim. Sanki ikimiz de birbirimizi anlamaya çalışıyor, ama bunu kabullenmeye cesaret edemiyorduk. Serdar hala sert görünüyordu ama altında minicik bir çatlama vardı sanki. Gözlerindeki sert ifadeye rağmen, içimde istemede

