Onu gördüğüm an kalbim çarpıntıdan göğsümden fırlayacak gibiydi. Ellerim buz gibi oldu, ayaklarım sanki yere yapıştı. Nefesimi düzenlemeye çalışırken telefonumu çıkardım, titreyen parmaklarla Albay Tarık Emre’ yi aradım. Durumu zorla anlattım. Ölüm karşımda gibiydi. “Yaren, sakin ol ” dedi sesi. Ama tonunda bir ciddiyet vardı, normalden daha sertti. “Hemen en yakın okul binasına gir. İlk gördüğün görevliye ‘Ben Serdar Gök ’ün eşiyim’ diyeceksin. Onlar ne yapacaklarını biliyor.” Çaresizlikle etrafa baktım. “Etrafta kimse yok mu?” dedim fısıltıyla, gözlerim hala o adamı arıyordu kalabalığın içinde. “Bizden kimse yok, Yaren. Ama okul içinde sivil polisler var. Dediğimi yap. Şimdi.” Başımı istemsizce salladım, ama sesim çıkmadı. Telefonu kapattım, kalbim deli gibi atarken hızlı adımlarla

