Kâbus

975 Words

O gece Aykaran kasabasının üzerine çöken karanlık, normalden çok daha ağır ve boğucuydu. Dolunay yatağında huzursuzca dönüp duruyor, terden sırılsıklam olmuş saçları yüzüne yapışıyordu. Rüyasında yine o ormandaydı. Ama bu sefer ağaçların arası sessiz değildi. Çeşmenin o zifiri karanlık, mürekkep gibi suyu taşmış, bütün orman zeminini kaplamaya başlamıştı. Siyah gözlü yaratıklar, o çakallar, suyun içinden çürümüş elleriyle uzanıp Dolunay’ın ayak bileklerini yakalıyor ve onu o buz gibi, dipsiz karanlığa doğru çekiyorlardı. Bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. Çırpındıkça daha derine battı. Boğuluyordu. Akciğerlerine o iğrenç, paslı su dolarken, son bir çaresizlikle karanlığın içine doğru haykırdı, “Aren!” “Dolunay!” Gözlerini fal taşı gibi açarak, boğuk bir çığlıkla yatağından fırladı. Nefe

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD