36. Bölüm

4070 Words
Not: Uçuşa hazır mıyız bakalım? Cevabınız evetse kanatları takalım ve cehennem için odunlarımızı toplamaya başlayalım Fındık, Fıstıklarım 36. Bölüm - Harvey - Düz, upuzun saçlarının bir kısmı göğsünün üzerindeki tümsekten sallanıyordu. Diğer bir kısmı ise omzundan geri atılmış, kulağının arkasına sıkıştırılmıştı. İki eliyle tuttuğu gümüş rengi çantası siyah elbisesinin önünde dikkat çekiyordu. Elbisesine gelince; ilk alışverişinde muhtemelen sadece paramı harcamak için aldığı ama babydoller gibi hiç giymediği, dolabın derinliklerine ittiği elbiselerden enfes bir tanesiydi. Önden bakıldığında düz siyah bir elbise gibi görünse de arkasını döndüğü anda tüm şaftım kayacaktı. Onun sanatçı olduğunu biliyordum ama ne zaman güzel olmak adına bir hamle yapsa sanat eserine dönüşmesine hala inanamıyordum. Uzun boynunu saran yakası ensesinden beline doğru üçgen bir şekilde dekolte veriyor, gözlerimle bile sayabildiğim omurları gökten dökülmüş damlacıklar gibi kalçalarına doğru iniyordu. Sırt dekoltesinden dökülen pırlantalı püsküller kitaptaki en güzel cümlenin altını çizen kalem gibiydi; sanat eserimin güzelliğini vurguluyordu. Omuzlarından dökülen apoletlerde tıpkı dekoltesinden dökülen pırlantalar kadar parlaktı. Kalçalarına doğru daralan eteğinden olsa gerek bacaklarını podyumdaki bir manken gibi kullanıyor, dünyanın en seksi adımlarını atıyordu. Aramızda dünyanın mesafesi varmış gibi hissettim. Yürüdü, yürüdü ve en sonunda topuk tıkırtılarını duymaya başladım. Biraz sonra kokusunu da aldım. Nihayet onun için yaptığım parfümü kullanmıştı ve bu kez cimri davranmamıştı. Elleri koltuktan kayarak sırtıma sürtündü hafifçe. Geldiğini söylüyordu beden diliyle ama buna gerek yoktu. Tüm hareketlerini önümdeki camın yansımasından zevkle izliyordum. "Vasili?" Diye sordu Eyşan hemen çaprazımda oturan adama. İngilizce konuşuyordu ve şansızdım ki Vasili İngilizce biliyordu. Sıfır iletişimleri olmasını istesem de Eyşan beni delirtmenin bir yolunu bulmuştu yine... Vasili kızı uzun uzun süzüp elini öperken elimde olmadan kıpırdandım oturduğum yerde. Doğrusu, hastalıklı bir kıskançlık dürtüsüne sahiptim ve Eyşan'ın cinsellik konusundaki özgür düşünce yapısını sevsem de bunu günlük hayatına taşımasından nefret ediyordum! Kendisi flörtöz olmadığını iddia edebilirdi ama kadınları çekici yapan tek şeyin dekolteler ve şuh kahkahalar olmadığını bilmiyordu. Mesela beni bedeni ya da dokunuşlarıyla tavlamamıştı. İnat etmeleri, bana karşı cüretkar tavrı, zekası ve hazır cevaplılığı cezb etmişti beni ve bir sabah uyandığımda aklıma gelen ilk şey Eyşan'dı tuhaf bir şekilde. Bunu bana bile fark ettirmeden yapmayı başardıysa şimdi Vasili'nin önünde bir fahişe olarak bedenini sergilemesinden, kahkahasından ve dokunmatik hallerinden nefret ediyordum! Fahişe rolü yapıyor olması fahişelere özgü hareketler yapması gerektiği anlamına gelmiyordu! Dokunarak konuşmak zorunda değildi! Dişlerim gıcırdamaya başladı; aynı anda işaret parmağım dizimi dövüyor, öfkem burnumdan fışkırıyordu. Eyşan'ı elbette öldüremez ya da hırsımı almak için dövemezdim ama bu onu cezalandırmayacağım anlamına gelmiyordu. Birlikteliğimizin ilk seferinde çok daha şefkatli olmayı planlıyordum aslında. Ne de olsa sonrası biraz alışılmışın dışında olacaktı zaten ama ben de hırsımı bir yerden çıkartmak zorundaydım. Yoksa gerçekten çekilmez bir adam oluyordum. Kahkaha atarak yemek salonunu çınlattı. Boğazının iyileşmiş olmasına elbette seviniyordum ama şimdi ses tellerinin biraz yorgun olması işime gelirdi doğrusu; berrak sesinin şarkısını herkes duymasa da olurdu nihayetinde. Vasili elini Eyşan'ın beline atmaya yeltenince dayanamadım. Ayağa kalkıp ikisinin arasına girerek Eyşan'ın elini tutup parmaklarını öptüm. "Larisa?" Diye sordum. Eyşan çok çekici bir şekilde gülümsedi. Dudaklarını çocuksu bir şekilde bükerek ceketimin iki yakasını yakalayıp düzeltir gibi yaptı. "Bay De La Cour." Vasili iç çekerken Eyşan'ı diğer tarafıma çektim. "Şanslı adamsın De La Cour." Dedi Vasili. "Larisa'yı önceden tanıyor olmasaydım bu gece eşlik ettiği kişi sen olmazdın." Parmak uçlarımın karıncalandığını hissettim; vücudumdaki tüm sinir uçları havaya kalkmıştı. Bir erkek olarak Vasili'nin neler ima ettiğini çok net anlayabiliyordum ve Eyşan'ı kendi altında hayal etmesi benim çileden çıkmam için çok net bir sebepti. Juliet boğazını temizleyerek dikkatimi dağıtmaya çalıştı ve bu esnada Eyşan da Juliet'le iş birliğindeymiş gibi tuttuğu yakalarımı tüm gücüyle kendine çekiyordu. "Oturalım." Dedi Vasili. Dikkatimi toparlamaya çalıştım. Bunu onun için yapıyordum ve berbat etmemeliydim. Üstelik Bellamy için Vasili çok önemli bir adamdı. İşin özü şuydu ki; bu gece lanet herife dokunmazsan sebebi sadece Bellamy ve Eyşan için olacaktı. Değilse onu bok çukuruna gömmek benim için haz verici bir tatmin olurdu. Dudaklarımı ıslatırken Vasili'nin beklediği kızlar arkamızdan gelmeye başlamıştı. Üç farklı kadın özel bir iç çamaşırı defilesi yapar gibi içeri girdiler. Eyşan'a kıyafet gönderdiğim için şimdi kendimi tebrik ediyordum. Kızların fahişe olduğunun altını çizmek adına o kadar... Minik ve fantezi şeyler giydirmişlerdi ki! Hayatımda daha önce hiç bu kadar çileden çıktığımı hatırlamıyorum. Evet, benim de akıl almaz fantezilerim vardı; mesela patronluk taslamayı sevmemin tek sebebi patron olmam değildi. Bundan cinsel bir haz alıyordum ya da Eyşan'a hükmet isterken bunun öncelikli sebebi onu korumak da olsa derinlerde bir yerde Eyşan gibi asi bir kadına hükmediyor olmak bana haz veriyordu. Yatakta kadınları çaresiz bırakmayı severdim. Bağlamayı, yalvartmayı, gözlerini kapatmayı ve hiç beklemedikleri hamlelerle onlardan tuhaf sesler çıkartmayı çok severdim. Küçük oyunlar beni fena tahrik ederdi ama bunlar iki kişi arasında yaşanmalıydı. Meşrebine göre sayı artabilirdi, azalabilirdi ama bu karşılıklı rıza ile olmalıydı. Kimseyi bir swinger partisine zorla götüremezdin mesela ama onlar fahişeydi ve bu tek taraflı bir kontrat gibiydi. Erkek ne isterse kadın onu yapmaya mecbur kalıyordu. Vasili'nin kadınları teşhir etmekten zevk aldığıysa apaçık ortadaydı. Fahişe bile olsa kadınları bu kadar aşağılık kıyafetler içinde bize servis ediyor olması sinirlerimi bozuyordu. Fuhuş sektörünü sevmiyordum. Bir tanesinin on sekiz yaşını geçtiğinden bile emin değildim. Eyşan elime bir bardak viski uzattı. Şu an hareket etmem işleri felakete götürürdü. Bana biraz zaman vermesi şartı. Gözlerimin önündeki felakete perde çekmek adına kısa bir an gözlerimi kapattım. Beni oyalayabilecek tek şey şu an için Eyşan'dı. Ve ona ödetmek istediğim bedel. Bu gece onunla oynarsam etrafımda olup bitene dikkat edecek zamanım olmazdı. Cebimden telefonu çıkartırken Eyşan'ın önüme bıraktığı viski bardağından bir yudum aldım. Oyuncağı kullanıp kullanmadığını bilmiyordum ama bunu sorarak öğrenmek eğlenceli olmazdı. Uyumladığım cihazın çalışıp çalışmadığını kontrol etmenin tam vaktiydi; cihazı aktif ettim ve parmaklarım telefon ekranında estetik hareketler etmeye başladı. Eyşan ansızın doğruldu; İçindeki vibratör çalışmıştı. Ona döndüğümde dudaklarını birbirine bastırdığını fark ettim. Onun hakkında keşfettiğim en güzel şeylerden biri fazla hassas olmasıydı. Eyşan'ı birkaç dokunuşla baştan çıkartabilirdim; öpüşürken bile fazlasıyla ıslandığını tahmin ediyordum ve vücut sıcaklığı çok hızlı yükseliyordu. Biraz daha zorladığımda ne olacağını merak ettim. Libidosal anlamda normal bir kadın için bu titreşimler hoş hissettirirdi; gülümserdi. Eyşan'sa hissettiklerini bastırmak istercesine kasıyordu kendini. Parmaklarım çok ani bir hamleyle yukarı kaydı ve aynı anda Eyşan herkesin dikkatini çekecek şekilde oturduğu sandalyede sarsıldı. "İyi misin Larisa?" Diye sordum. Yanakları kızarmıştı. Dudaklarını ıslatıp gülümsedi ve dirseklerini masaya, çenesini de birbirine geçirdiği eline yaslarken "Hmm..." Dedi düşünceli düşünceli. "Garip hissediyorum." Değişik gelmişti demek. "Ne için?" Soruyu soran Vasili'ydi. Masanın solu susabilir miydi?! Kendi canı söz konusuydu nitekim! "Daha önce hiç..." Dedi bana dönerek. Gülümsememi bastırdım. Dediğim gibi, baş başa sevişmeyi tercih ederdim ama ön sevişme için odaya kapanmaya gerek yoktu. "Böyle bir mekanda bulunmamıştım." Daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştım, cümlesinin tercümesi buydu. "Nikolai'ın yanında çalışman senin için büyük şans öyleyse." Dedi Vasili imalar dolu sesiyle. "Bundan sonra sık sık bu tarz yerlere geleceğine eminim. En azından buraya muhakkak geleceğine emin olabilirsin." Canına susuyordu. Alenen. "Seyahat etmeyi sever misin Larisa?" Diye devam etti doyumsuz piç! Eyşan tepkimi ölçmek için bana baktı. Varlığımı göz ardı etmemesi hoşuma gitse de olumlu olumsuz herhangi bir şey söylemesini istemiyordum. "Çünkü yılın bu zamanlarında seyahat etmeyi çok severim ve bana katılmanı çok isterim." Göz kırptı. Bir de göz kırptı! Boğazımı temizleyerek bakmamak için mücadele verdiğim orospu çocuğuna döndüm. "Bu akşam Larisa benimle birlikte, Vasili." Dedim tek tek. Sesimdeki tehlikeli ton apaçık duyuluyordu ve buna minnettardım. "Yanımdaki kadın hakkında daha fazla konuşmanı istemiyorum." Dedim sakince. Eyşan'ın beni delirtip delirtip sorduğu 'Niye sakinsin?' sorusunun cevabı gibiydi bu adam. Çünkü öfkemi sakinlikle maskelemezsem adamın içinden geçecektim. Vasili göğsünü hoplatan bir kahkahayla sandalyesinde geriye yaslandı. "Pekala," Dedi geniş geniş. "Larisa'yla baş başa konuşmak çok daha eğlenceli olacaktır zaten." Dişlerim gıcırdıyordu. Bellamy adına üzgündüm ama bu adam ellerimde can verecekti. Adamın o çok sevdiği yatakta çırılçıplak haldeki ölü bedeni tuhaf bir şekilde içimi rahatlattı an be an ama tam da o anda mantığım devreye girerek, 'Kıskandığın herkesi öldüremezsin.' dedi. Öldürebilirdim. "Kızlar hakkında daha sonra konuşuruz Vasili." Diye araya girdi Bellamy ciddiyetle. Hangi jestimin ya da mimiğimin beni ele verdiğini bilmiyordum ama ne zaman cinnet noktasına gelsem Bellamy top çeviriyordu. İyi de yapıyordu. "Haklısın Bell," Vasili nihayet ciddiyetini takındığında işkencenin bittiğini, eğlencenin başladığını düşündüm. Fakat- "Ama kızlar buradayken olmaz." Etrafındaki kızlara bakıp göz kırptı. Kızlar emir almış gibi biraz ilerimizdeki küçük sahneye çıktılar ve fondaki yavaş müzik eşliğinde dans etmeye başladılar. "Sen de katılmak ister misin Larisa?" Öldürecektim. Başka yolu yoktu! Adam ısrarla öldürtmeye çalışıyordu kendini. Tamam, bundan bir ay kadar önce ben de Eyşan'ı eskort kızlarla birlikte dans etmesi için teşvik etmiştim ama ben sadece teklif etmiştim. Üstelik o zamanlar Eyşan'la aramdaki şey tamamen tenseldi! Ama o zaman bile Chase'in Eyşan üzerindeki bakışları beni delirtmişti! Şimdi işin duygusal boyutu varken nasıl zapt edecektim ki zaten kendimi? Bence adam şu anın tadını çıkartmalıydı; çünkü planı riske etmemek adına bu gece hiçbir şey yapmayacak olsam da adamın s****i koparıp ağzına tıkacağım gün çok yakındı. "Larisa bana ait," Dedim gerçekten ürkütücü bir sesle. "Ve birisi bana ait bir şeye göz koyduğu son seferde adamın beynini büyük bir zevkle patlattığımı söylemek isterim." Diye fısıldadım. Kelimelerle dans edip anlamasını ummaktan bıkmıştım. Korkmadı; gözlerinde büyüyen manadan anladığım, onun da silahını bana yönelttiğiydi. Vasili olduğum tarafta üzerime eğilirken mesaj geldi. "Sadece birkaç günlüğüne." Dedi adam zevkle. Bellamy hiddetle aramızdaki iletişimi kesti. "Basit bir orospu için birbirinize savaş mı açacaksınız yoksa iş mi yapacaksınız?" Şokla başımı kaldırıp Bellamy'ye baktığım anda telefonum çalmaya başladı. Bakmazdım ama Juliet "Nichole'un aramasını duymamışım" diye dikkatimi çekti. "Sanırım seni arıyor." Mevzu kardeşim olmasaydı Vasili'yi de Bellamy'yi de oracıkta öldürürdüm! Mevzu Nichole değildi. Bellamy Eyşan'ı sertçe fahişelerin yanına gönderirken ikilemde kalarak mesaja baktım. Bellamy'dendi. 'Fazla belli ediyorsun.' Yazmıştı. 'Eyşan'ı kızların yanına gönder, Tamina onlardan biri mi, öğrensin.' İşler çığırından çıkmasın diye inatlaşmamızı kesmek adına hamle yapmasına sevindim ama yaptığı muamele hoşuma gitmemişti. Dudaklarımı ıslatarak bardaktaki viskimi diktim ve gece boyunca sürecek olan eğlenceme odaklanmaya çalıştım. Vasili ile sözde anlaşmamız Ortadoğu'daki terör örgütlerine kokain temin etmemle ilgiliydi. Bu adamla iş anlaşması yapmak an itibariyle sorun değildi çünkü muhtemelen ilk sevkiyatı yapmadan adamı gebertmiş olacaktım. Buna rağmen aramızdaki anlaşmayı hukuksal bir zemine oturtmak adına markamın nadide kokularından biri olan Mindy'nin kullanım haklarını beş yıl süre ile otelinin imza kokusu olmak üzere Vasili'ye sattım. Anlaşmaya göre legal alışverişimiz oldukça makul fiyatlardaydı ama sözleşme üzerindeki olası bir anlaşmazlık karşısında talep edilecek tazminat değerleri milyar dolarlar üzerinden yapılacaktı. Güzel bir anlaşmaydı ve Vasili'yi ortadan kaldırdıktan sonra başa gelecek herhangi başka biriyle çok daha iyi anlaşacağıma emindim. Gecenin sonrasında beni ilgilendiren hiçbir şey yoktu; Bellamy ve Vasili konuşurken tüm dikkatimi sahnede, elinde şarap kadehiyle aheste aheste sallanan kadına çevirdim. Gece kulübündeki kadar cüretkar dans etmese de kıvrımlı vücudunun loş, yeşil ışık altındaki ahengi çok davetkardı. Kulağım masada dönen muhabbete dahildi ama gözlerim tümüyle Eyşan'ın üzerindeydi. Kadınlarla konuşmayı bıraktığı an parmaklarımı ekranda yukarı kaydırdım. Taş kesti; bacakları santim santim birbirine yaklaşıyordu. Kadehi tutan parmaklarının kasılmasından anladığım titreşimleri tüm darbeleriyle içinde hissediyordu. Şu an vajinası bu darbelere karşılık kendini kasıyor olmalıydı. O kasılmalarını hissetmek için sabırsızdım ama dediğimin arkasındaydım da; Eyşan bu gece benim olmak için yalvarana kadar ona dokunmayacaktım. Şiddeti azalttığımda gördüklerim beni eğlendirdi. Arka arkaya birkaç soluk alarak eliyle yanaklarını yelpazeledi. Bu kadar hassas olması çok tahrik ediciydi. Rahatlayan hali karşısında içimde yükselen sadistliğe hayır diyemedim. Parmaklarımı yavaş yavaş ekranın en altına çekip titreşimleri neredeyse durdurdum. Rahatlayan nefeslerle olduğum tarafa baktı. Toprak kahvesi gözlerindeki azgın bakışını tanıdım. Ben Eyşan'ı asla yanlış okumamıştım; Bellamy'nin otelinde de onu odama kelepçelediğim gece de gözlerinde tıpkı bu bakış vardı. İlkinde şok olmuş bir ifade de eşlik ediyordu arzu dolu bakışlarına, ikincisinde nefret ve hayal kırıklığı ama üçünde de müthiş bir ihtiras vardı. Odamda birlikte olduğumuz gece bana esas söylemesi gerekenleri söylemeyip aramıza duvar ördüğü için ani bir öfke doldu içime. Rahatladığı sandığı o birkaç saniyenin ardından ayarlara girip şiddet hızını üçe çıkartarak ekranda hızlı ve saçma şekiller çizmeye başladım. Sarsıldı. Tutunacak bir şey ararken elindeki kadehi düşürdü. Keyif ve acımasızlıkla izliyordum onu. Acımasız olduğumu düşünmüyordum; bu hamleleri yatakta yapıyor olsam deli gibi adımı sayıklayacağını biliyordum ama şimdi gıkını bile çıkartamıyordu. Bu yüzden acımasız olduğumu düşündüğünü varsaydım zevkle. İçten içe delirmesini istiyordum ve onu altıma almam için yalvarmasını. Yardım etmek adına yanına gitmeye karar verdim. Niyetimin iyi olduğunu asla söyleyemezdim ama masadaki gereksiz silah ticaretinden ve sevkiyat aracılığı muhabbetinden sıkılmıştım. Garson hızlı adımlarla Eyşan'ın kırdığı kadehin parçalarını toplamak için gelirken hala kasılarak sabit kalmaya çalışan kadının yanına gittim. Kendi başına hareket edemeyecek gibiydi. Sahnedeki kızlar kıvrak figürlerle dans ederken donakalmış Eyşan çok komik görünüyordu. Belinden yakalayıp açık teras kapısına doğru çektim. Yürümek konusundaki kararsızlığı karşısında güldüm. "Bir sorun mu var?" "Parmağını telefondan çek," dedi hiddetle. Oysa çoktan milim milim aşağı kaydırıyordum parmağımı. Elimin tersi elmacık kemiğinden çenesine kayarken "Gülümsemeye çalış Eyşan." dedim kulağına doğru eğilerek. Hep yaptığı gibi boynunu hafif kırıp geri çekilmeye çalıştı. Nefesimi teninde hissetmek de onu etkiliyordu. "İstiyorsan dokunabilirsin hatta." Dedim ve risk aldım. "Fahişeler bunu yapar." Tokat atması ihtimal dahilindeydi fakat atmadı. Az önceki hiddetli tavrı da hissedilebilir oranda yumuşamıştı. "Fahişe gibi davranmamdan hoşlanmadığını sanıyordum." Dedi intim bir sesle. Gol attığımı hissettim. Dirty talktan ve roleplayden hoşlanıyordu kadınım! Eyşan'ı teras eşiğinden geçirip sırtını göğsüme yaslarken aynı zamanda da kasıklarından tutup kalçalarını kasıklarıma bastırdım. "Fahişe gibi davranmanı çok isterim Eyşan." Diye soldum iştahla. Parmaklarım telefonda yumuşak yumuşak kaymaya başlamıştı. Küçücük bir inleme dudaklarından kaçarken beli gerildi saniye saniye.  Aldığı pozisyon hakim olduğum erkekliğimi mecburen uyandırdı. Bunu hissetmesini istedim. "Ama sadece bana ait bir fahişe olursan." Dedim kaçan belini kasıklarıma kilitleyerek. Göğsündeki nefesi boşaltıp başını omuz hizasında çevirdi. Gözlerinde bir yakarma okudum ama manasından emin değildim. "Durmamı ister misin?" Diye sordum ciddiyetle ama ben durmuyordum. Üzgünüm ama ben yaydan fırladığım an durmam imkansızdı. Eyşan cevap vermediği her saniye parmağımı daha yukarı çektim. Hayır demesine izin vermeyecektim ama kaşlarını çatıp kirpiklerini kırpıştırmasından anladığım kadarıyla durmamız gerektiğini düşünüyordu. Ama durmak istemiyordu; vibratörün sınırlarını zorlayarak bir elimi kasıklarına doğru kaydırdım. Eteğinin minisi çok seksiydi ve doğrusunu söylemek gerekirse onu bu kıyafet içinde gördüğüm andan beri yapmak istediğim, seksi minisinin altına parmaklarımı sokmaktı. Jartiyerini giymiş olsa da külot giymemişti ve lanet olası kadınlığının suları kasıklarını ıslatmıştı! Bu beni semsert yaptı heyecanla. Eyşan'ı teras girişinden uzaklaştırarak kimsenin bizi göremeyeceği kör bir noktaya çekerken sabırsızdım çünkü onu delirtmek isterken çileden çıkmanın noktasına gelmiştim. Eyşan'ı geniş korkuluklara yaslayarak eğdim. Tek bir tepki ya da itiraz yoktu. En az benim kadar risk almayı seviyordu. Buraya birisi gelecek olsa anında durumu toparlardım ama şimdi durmam imkansızdı. Kasıklarına bulaşmış suyunu hissetmek için baldırlarından kasıklarına doğru okşadım ve ben okşadıkça araladı bacaklarını. Onun cinsel özgürlüğünden bahsederken kast ettiğim buydu. Eyşan deneysel bir kadındı ve ona teklif edeceğim çoğu şeyi en az bir kere denemek isteyeceğine emindim. Örneğin içeride garsonlar ve o rezil herif varken burada benim için bacaklarını aralamaktan çekinmiyordu. Bellamy ve Juliet'in önünde zaten sevişmiştik; sorun değildi. Üzerine eğildim ve saçlarını belinden omzuna atarken oyunun içine girdim. "Ayır bacaklarını fahişe." Dedim emrederek. O an kasıklarının üzerindeki parmaklarıma birkaç damla su süzüldü. Ya emir almaktan ya da oyun içindeki lakabından çok hoşlanmış olmalıydı. Kolumu altından geçirerek kemer gibi omzuna tutundum ve boştaki elimle içindeki vibratörü çektim önce. Damla şeklindeki oyuncak vajinasından çıkarken karnı kasıldı ve inanılmaz tahrik edici bir ses çıkardı. "Şşşt." Diye fısıldadım ve sularına bulanmış vibratörü kalçalarının arasına sıkıştırarak titreşimleri analında hissetmesini istedim. Kadınların pek çoğu acısından olsa gerek arkasını açmak istemiyordu ama bunun ihtimalinin tahrik ediciliğini yadsıyamazlardı. Eyşan'ın bükülen beline bakılacak olursa o da bu ihtimalden dehşet bir zevk alıyordu. Bacaklarının titremeye başladığını hissettim. Muhteşem bir kadındı! Daha ona el bile sürmemiştim ama gelmek üzereydi. "Harv..." Solumaya çalıştı ama adımı bile söyleyemiyordu. "Söyle." Dedim durarak. Deli gibi onu parmaklamamı bekliyordu ama sihirli kelimeleri henüz söylememişti. Söyleyemeyecek halde bile olsa denesin istiyordum. İnadından ölecekti! Pes etmedim. Analına yasladığım oyuncağı bastırdım. Saçlarını savurarak başını aksi istikamete çevirirken kasıklarımı eğildiği eteğinin altından görünen dudaklarına yasladım; pantolonumun üzerinden hissettiğim sıcaklık termometreyle ölçülemez haldeydi. Omzuna kilitlediğim elimle onu kendime bastırırken diğer kolumla ellerini ittirerek kontrolle dirseklerinin üzerine düşmesini sağladım. "Kremlin manzarasına doğru domalmış haldesin Eyşan." Diye fısıldadım. Argo kullandıkça azdığını fark ediyordum. İşin gerçeği kabalaşmak beni de azdırıyordu. "Birkaç ufak kelimeyle sana istediğini verebilirim." Diyerek orta ve yüzük parmağımı cehennemine soktum. Ahladı.. Sesi müzik gibiydi! Ama içi! İşte orası lavla dolu bir göl gibiydi... Penisim artık o lav çukuruna girmek için ölse de sabırlıydım, bekliyordum. Daracıktı! Onu genişletmek için deliriyordum ama düzenli bir seks hayatı oturtamamıştım ne yazık ki onunla. Benimle ilk yattığında pişmanlığından ölecekti neredeyse; yaklaştırmadı yanına daha sonra. Tüm o süreçte genişlettiğim kadarını daralttı yine. İkincisindeyse yaşadığımız şey seks bile değildi... Yani evet, içinin darlığı bir koza gibi sarıyordu beni ve bu lanet olsun ki çok iyi hissettiriyordu ama başta canını yaktığımı biliyordum... O yüzden Eyşan'ı bana uygun hale gelene kadar genişletecektim! Konuşmadıkça sinirleniyordum. Sanki dudaklarını mühürlemişti inatla. Öfkemi hareketlerime yansıttım. Bedeni ona vereceğim arzunun müptelasıydı ama konuşmadıkça deliriyordum. Parmaklarımı önce boğumlarına kadar sokarken hızlandım ve hız aldıkça kontrol etmeyi bıraktım. Elimin eklemleri kasıklarıyla çarpışırken beli gerildi. Hemen geri çektim kendimi. Eğer yalvarmayacaksa o orgazm zirvesine ulaşmasını izin vermeyecektim. Bacakları titremeye başlamıştı bile ama arkasındaki boşluğu fark eder etmez bana döndü. Bedavaya onun olmayacaktım. Ben sözlerimi tutardım. Bunu şimdiye kadar öğrenememiş olmasına inanmamı bekliyordu ama bunun ihtimali yoktu. Onu kelepçeleyerek ya da istemediği için yüzüne dahi bakmayarak kanıtladığımı sanıyordum ama onu hala ikna etmemi istiyorsa... Hayal kırıklığı içerisindeki bakışlarına otoriter bir şekilde baktım. Kaşları çatılıyordu yavaşça. Dudaklarının gerildiğini fark eder etmez konuştum. "Eğer o zevki yaşamak istiyorsan Eyşan." Dedim meydan okurcasına. "Ne yapman gerektiğini çok iyi biliyorsun." Dudaklarını ıslatıp bakışlarını Kremlin'e çevirdi. "Çok beklersin." Diyerek bana sırtını döndü. "Ben beklerim." Dedim. "Ama senin sabredecek gücün kalmadı." Donakaldı. Bu eblehliğinden faydalanmak için elimi eteğinin altına sokup ince ince titreyen oyuncağı yasladığım kapısından çektim. Daha ne yaptığımı fark edemeden tekrar soktum o lav çukuruna. Damla şeklindeki şişkinlik yine zorladı inatçı kadınımı ama bu kez üzülemedim. Yalvarmayarak bana verdiği ıstırabın yanında bu hiçbir şey sayılırdı. Yalvaracaktı ama. Vibratörü sadece üç kere çalıştırmıştım ve manzaraya karşı bacaklarını açacak hale gelmişti; daha gece uzundu ve bu kez üç kereden fazla çalıştıracağıma emin olabilirdi. Üstelik henüz odayı da görmemişti. Onda sadece bir oyuncak vardı. Bendeyse bir sürüsü. Garson ihtiyatla terasa girdiğinde çoktan toparlanmış haldeydim. Eyşan'da öyle ama hala nefeslerini kontrol etmeye çalışıyordu. Elini bir yelpaze gibi kullanarak yüzüne hava akımı oluşturmaya çalışıyor ve inatla bana fazla etkilenmediğini göstermeye çalışıyordu. Eğer kendi iradesiyle bu oyundan hoşlandığını söylemeyecekse bacaklarının arasından süzülen azgınlığının sağlam bir bahanesi olmalıydı; nitekim bacaklarının arasındaki dudakları misafiri için inanılmaz sabırsızdı. "Efendim, yemekleriniz hazır." Dedi garson gülümseyerek. Başımla teşekkür ederek garsonun içeri geçişini izledim ve Eyşan'ı önüme buyur ederek yürümesini bekledim. Bakışları pantolonumun üzerindeydi. "Bu halde mi geçeceksin içeri?" Diye sordu. Sesindeki ayıplar ton hoşuma gidiyordu. Bu kadar azgın ve bu kadar utangaç olmayı nasıl beceriyordu? Dudaklarımı kulağına yaslayıp fısıldadım. "Eyşan, içerideki herkes bu gece seni becereceğimi düşünüyor zaten." Dedim utanmazca. "Erkesiyonum onlar için sürpriz olmaz." Elbette onların yanına bu şekilde gitmem hoş olmazdı ama şimdilik bu kozu kullanacaktım. "Ama Bellamy ve Jul-" "Onların yanında zaten seviştik." Dedim. Bu onu olduğundan da utangaç bir hale soktu. Boynuna kıvrılan bir tutam saçı parmağımla geriye çekerken kulak memesini dişlerimin arasına alıp hafifçe ısırdım ve saçının altından kayan parmağımla sırt dekoltesinden içeri kaydım. Teni bir kedi kadar yumuşaktı ve sıcak çorba gibi alev alevdi. "Harvey bırak." Dedi güç bela. İkiletmedim bile. O bu şekilde ayıp olmasın diye her soluduğunda daha da ileri gidiyordum her defasında ama bu kez öyle olmayacaktı. Bu kez cümlesinin son harfini dahi duymadan çekildim geri. İtaatkar vazgeçişimi beklemiyordu elbette. Emdiğim kulak memesini bırakıp göğsünün altını okşayan parmaklarımı üzerinde çektim ve ellerimi ceplerime sokarak içeri geçerken Eyşan'ı arkamda bıraktım. Elbette onu deli gibi istiyordum ama beni tanımıyordu. Ben gerekirse istediğimi elde etmek için aylarca arzuladığım şeyden uzak durabilecek nitelikte bir adamdım. Masada yerimi aldım ve arkamdan ürkek adımlarla gelen kadına baktım. Hata ediyordu. Koşarak peşimden gelse kendi için çok daha iyi olurdu. Çünkü saniye saniye arttıracaktım vibratörün hızını. Benim parmaklarım ne kadar yukarı çıkarsa o kadar hızlı geliyordu masaya. Dudaklarımı birbirine bastırarak içten içe kaynayan kadının aceleci adımlarını izledim. İçeriden dudağını ısırıyordu ve güçlükle yutkunuyordu. Yanıma oturur oturmaz ateş saçan gözlerini bana çevirdi. Bana savaş açtığını görebiliyordum ama ben savaşmak istemiyordum. Ben sevişmek istiyordum. O yüzden yemeğin ortasına kadar sessiz kaldım. Saçma sapan iş mevzuları hakkında konuşmalara katıldım. Eyşan içinde bir oyuncağın olduğunu unuttuğunda ise ona birkaç ufak dokunuşla varlığımı hissettirdim tekrar. Ellerim masanın altından teklifsizce bacaklarına sürtündü ve hiç beklemediğim bir hamleyle beni kasıklarından itince şaşkınlıkla kalakaldım. Hemen ardından bana doğru yaklaşıp fısıldadığında bu gecenin umduğumdan da sert geçeceğine emin oldum. "Sana yalvarmayacağım Harvey." Dedi kendinden emin bir sesle. "Eğer bana dokunmak istiyorsan," deyip gözlerime baktı. Dilini bilmem ama gözleri diz çöküp ağlar haldeydi. "Dokunursun." Parmaklarım telefon ekranında gezindi ansızın ve gözlerimde kalarak kasılmasını izledim. Aldığı zevki saklamak adına sarsıntı ve titremelerini kasıyordu. Bacaklarını birbirine kilitlemiş, dudaklarını mühürlemişti. "Benim ne düşündüğüm değil," Dedim gaddarca. Günlerdir ona verdiğim sözle bana eziyet ediyordu madem, sıra bendeydi. "Senin ne istediğin önemli." Dedim ve arkama dönmeden önce minicik bir sesle ekledim. "Ne de olsa rızan olmadan asla sana dokunmayacağım." Sözlerim onda bir soğuk duş etkisi yaratsa da cevap vermedi. Beni şaşırttığını itiraf etmem gerekiyordu. Çok hassas bir kadın olmasına rağmen iradesine bu kadar sıkı bağlanması beni afallatmıştı ama bunun suni bir irade olduğunun da farkındaydım. O sadece inat ediyordu. Çenesinin altına dökülen bir tutam kızılını parmağımın arkasıyla okşayıp tamamen sırt çevirdim hemen sonra ve gecenin devamında dönüp bakmadım bile ona. Adının Marianne olduğunu öğrendiğim kadınla açık seçik flört etmek üzere Eyşan'ı tüm şehvetiyle baş başa bırakırken çıldırmak üzere olan kadına son bir kez tatminkarlıkla bakıp gülümsedim. Bedenimin Anne'iye dönük olması bile sinir uçlarını havaya dikmiş gibiydi. Anne'yle biraz dans edip lafladım. Elbette işinin doğası gereği beni baştan çıkartmaya çalışıyordu. Fazla dokunmatik bir kadındı ve Eyşan için hazır ola geçmiş bedenim Anne için bambaşka sinyaller veriyordu. Anne başını geriye atıp kıvırcık kumral saçlarını sallandırırken açılan görüş alanımdan Eyşan'ı gördüm. Dudaklarını kemirse de Anne'yle dans ettiğim tarafa bakmıyordu. Şampanyasını tek nefeste dikip sertçe yutkunurken duvarlar ördüğünü fark ettim. Bu gece değil. Hemen cebime ulaşıp telefonumdan uykudaki uygulamayı aktive ettim. "Telefon daha mı eğlenceli?" Anne'nin kulağa kırılmış gibi gelen ses tonuna karşılık ironiyle gülümsedim. "Tabii ki değil." Dedim ama Eyşan'ın şu anki halini uzaktan izlemek bile Anne'nin beline sarılmış olmaktan çok daha eğlenceliydi. Kadın dolgun göğüslerini vücuduma yasladığında omzuma doladığı elini saçlarıma götürüp dudaklarıma doğru mırıldandı. "O zaman benimle ilgilen." Dudaklarımı birbirine bastırıp boğazımı temizledim. Geri çekildiğimi fark eden kadın kısa bir an arkasına bakıp daha da sokuldu kucağıma. "Ondan daha iyi olduğuma eminim." Deyip göğüslerimizin arasına sıkışmış eliyle gömleğimin üstten iki düğmesini açıp elini göğsüme daldırdı. "Kanıtlayabilirim." Eyşan'ın masadan kalktığını fark ettim. Gelirken attığı manken adımlarının aksine hızlı, sert ve küt adımlarla yemek salonunu terk ediyordu "Kızılları tercih ederim Anne." Dedim ciddiyetle ve nazik bir şekilde ellerimi üzerinden çekiyordum ki Vasili'nin de ayağa kalktığını gördüm. Kızın bileğini tutup gömleğimin içinden iterek kocaman adımlarla Eyşan'ın peşinden gittim. Bu kadar alıngan olduğunu fark etmemiştim! Vasili çoktan Eyşan'a ulaşmıştı kahretsin ki. "Larisa!" Diye seslendim. Her ikisi de durup olduğum tarafa döndüklerinde Eyşan'ın buz küpüne dönüşmüş gözleri beni afallattı. Vasili ise kaşlarını kaldırıp damak şaklatırken ellerini cebine sokuyordu. Fırsatına çomak soktuğum için sinir olduğu ortadaydı. "Nereye gidiyorsun?" "Biraz sıcak." Dedi buz gibi bir sesle. Kızgındı. "Dilersen otelin havuzuna inebiliriz, Larisa." Diye araya girdi Vasili. Dişlerim gıcırdadı. Burada yaşanan şey tamamen Eyşan'a ve bana aitti. Vasili neden bunu ısrarla anlamak istemiyordu? "Sanırım bu teklifinizi kabul edeceğim Bay Dyatlov." Sinirle kahkaha attım. Beni delirtmek istiyordu ama cinsel anlamda değil. Zıvanadan çıktığımda neler yapabileceğimden haberi olmaması, o sınırı zorlamasına neden olmamalıydı aslında ama belli ki Eyşan hiçbir zaman uslu olamıyordu! İçimdeki kurdun pençelerine bastırıp sakin olmaya çalıştım. Köpek dişlerim çoktan parçalamaya hazırdı ama bu kez sarkıntılığı yapan Eyşan'dı. İçimde şiddetle dönen kasırgayı sakinleştirebilmek adına birkaç saniye bekledim ve sivri dişlerimi örten gülümsememle Eyşan'a döndüm. "Odada klima vardır." dedim. Beni daha fazla zorlamasını istemiyordum. "Biraz soğuk su iy-" "Eminim odada banyo da vardır." "Bay De La Cour," Diyecek oldu ama benden intikamını başka yolla almasını tercih ediyordum. Eyşan beni Vasili'yle kıskandırmazdı. O herif benim gibi istediği an kendini durdurabilecek biri değildi. Üstelik, Eyşan'ın fahişe olduğunu düşündüğü için aklına durmak gibi bir ihtimalin geleceğini de hiç sanmıyordum. "Odamıza çıkalım." Diyerek Eyşan'ın beline dolandım. Tek kelime dahi etmemesine rağmen vücudundan yayılan gerginliği hissedebiliyordum. Ama son golünü attı. "Sizinle baş başa görüşmek için sabırsızlanıyorum Bay Dytlov." Üstelik bir de bu vedasına el sıkışması ekledi. Başımı arkaya çevirip boynumu kütlettim. Sadece bir dans etmiştim ve bunu Anne'den hoşlandığım için falan da yapmamıştım! Bunu yapmıştım çünkü Eyşan'ın beni arzulayıp arzulamadığına emin olabilmesi için onu yalnız bırakmıştım. Kıskandırma maksatlı hareket etmemiştim ama o!... Vasili arkasını dönüp yemek salonuna giderken onu asansöre çektim. Bir de haklıymış gibi bana diklenen bakışlar atıyordu. Ağzını açacak oldu ama bu kez gerçekten tahammülüm yoktu! "Tek kelime edersen Fransa'ya gönderirim seni." - Bölüm finali notu : beğendiniz mi bakalım? Daha tam sevişmediler bile ama bence bu inatlaşma çok seksi :* Siz ne dersiniz? :))
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD