37. Bölüm

1751 Words
36. Bölümden Eyşan'ın masadan kalktığını fark ettim. Gelirken attığı manken adımlarının aksine hızlı, sert ve küt adımlarla yemek salonunu terk ediyordu "Kızılları tercih ederim Anne." Dedim ciddiyetle ve nazik bir şekilde ellerimi üzerinden çekiyordum ki Vasili'nin de ayağa kalktığını gördüm. Kızın bileğini tutup gömleğimin içinden iterek kocaman adımlarla Eyşan'ın peşinden gittim. Bu kadar alıngan olduğunu fark etmemiştim! Vasili çoktan Eyşan'a ulaşmıştı kahretsin ki. "Larisa!" Diye seslendim. Her ikisi de durup olduğum tarafa döndüklerinde Eyşan'ın buz küpüne dönüşmüş gözleri beni afallattı. Vasili ise kaşlarını kaldırıp damak şaklatırken ellerini cebine sokuyordu. Fırsatına çomak soktuğum için sinir olduğu ortadaydı. "Nereye gidiyorsun?" "Biraz sıcak." Dedi buz gibi bir sesle. Kızgındı. "Dilersen otelin havuzuna inebiliriz, Larisa." Diye araya girdi Vasili. Dişlerim gıcırdadı. Burada yaşanan şey tamamen Eyşan'a ve bana aitti. Vasili neden bunu ısrarla anlamak istemiyordu? "Sanırım bu teklifinizi kabul edeceğim Bay Dyatlov." Sinirle kahkaha attım. Beni delirtmek istiyordu ama cinsel anlamda değil. Zıvanadan çıktığımda neler yapabileceğimden haberi olmaması, o sınırı zorlamasına neden olmamalıydı aslında ama belli ki Eyşan hiçbir zaman uslu olamıyordu! İçimdeki kurdun pençelerine bastırıp sakin olmaya çalıştım. Köpek dişlerim çoktan parçalamaya hazırdı ama bu kez sarkıntılığı yapan Eyşan'dı. İçimde şiddetle dönen kasırgayı sakinleştirebilmek adına birkaç saniye bekledim ve sivri dişlerimi örten gülümsememle Eyşan'a döndüm. "Odada klima vardır." dedim. Beni daha fazla zorlamasını istemiyordum. "Biraz soğuk su iy-" "Eminim odada banyo da vardır." "Bay De La Cour," Diyecek oldu ama benden intikamını başka yolla almasını tercih ediyordum. Eyşan beni Vasili'yle kıskandırmazdı. O herif benim gibi istediği an kendini durdurabilecek biri değildi. Üstelik, Eyşan'ın fahişe olduğunu düşündüğü için aklına durmak gibi bir ihtimalin geleceğini de hiç sanmıyordum. "Odamıza çıkalım." Diyerek Eyşan'ın beline dolandım. Tek kelime dahi etmemesine rağmen vücudundan yayılan gerginliği hissedebiliyordum. Ama son golünü attı. "Sizinle baş başa görüşmek için sabırsızlanıyorum Bay Dytlov." Üstelik bir de bu vedasına el sıkışması ekledi. Başımı arkaya çevirip boynumu kütlettim. Sadece bir dans etmiştim ve bunu Anne'den hoşlandığım için falan da yapmamıştım! Bunu yapmıştım çünkü Eyşan'ın beni arzulayıp arzulamadığına emin olabilmesi için onu yalnız bırakmıştım. Kıskandırma maksatlı hareket etmemiştim ama o!... Vasili arkasını dönüp yemek salonuna giderken onu asansöre çektim. Bir de haklıymış gibi bana diklenen bakışlar atıyordu. Ağzını açacak oldu ama bu kez gerçekten tahammülüm yoktu! "Tek kelime edersen Fransa'ya gönderirim seni." 37. Bölüm O buz küplerinde şimdi nihai bir korku vardı. Asansör katımıza geldiğimizin haberini verirken dolmuş gözlerle dudaklarını birbirine bastırıp hınçla göğsümü itti. Asansörden dökülmüş bedenimin yanında geçerken öfkeliydi. "Hem git başka kadınla fingirde!" Dedi Türkçe. "Sonra da bana had bildirmeye kalk!" Fingirde? Daha ben kelimenin ne olduğunu sorgularken bana döndü aniden ve Fransızca bağırmaya başladı. "Hele bana dokun! Hele dokun!" Diye öfkesini kusarken ayaklarındaki topukluları fırlattı hiddetle. Fazla uzamıştı bu mevzu! Cebimden oda kartını çıkartırken dirseğinden yakalayıp odanın içine savurdum. Bir türlü aşılamayan mesafeden, ikimizin geçmişinden, geleceğinden, saçma sapan tesadüfler, yanlış anlaşmalar ve gereksiz kıskançlıklar yüzünden aramızdaki viyadük derinleştikçe derinleşiyordu. İstemiyordum bunu! Seviyordum onu, bunu göremeyecek kadar kör olamazdı! İşin içine oyun kattıysam bunun sebebi ne zamandır onu beklediğimdendi! Yanımda uyuyup dokunmaya iznim olmayan kadın kollarımdaydı ama teslim olmuyordu! Bunun işkencesini daha ne kadar çekecektim? Yemin ederim çekmeyecektim. Ağlamaklı gözlerini kaçırıp banyoya yöneldiğinde oyundan vazgeçtim. Bileğinden yakalayıp onu kendime çektim ve onun da beklediği gibi dudaklarını ıslattım. Beni ret eden inlemesi dudaklarımı titretirken "Anne'yle dans ettim çünkü senin benden uzak kalıp karar vermen gerekiyordu." Diye mırıldandım dudaklarından ayrılmadan. Hafif aralık kirpiklerimin altından kaşlarını kırdığını ve düşündüğünü görebiliyordum. Yine de ikna olmuş gibi değildi. Ellerimi sırt dekoltesine kaydırıp onu kendime bastırırken bu kez ona esaslı bir öpücük verdim. Dudaklarını dudaklarımın arasında ezerek parmaklarımı dekoltesinden içeri kaydırdım. Belindeki hassas noktayı unutmuştum ama elbet onun unutması gibi bir durum söz konusu değildi. Parmaklarım tikine sürtünür sürtünmez hassasiyetle beli kıvrıldı ve bedeni kucağıma saklandı. Hareketine derin nefesi eşlik ediyordu. "Beni kıskandırmana hiç gerek yok." Dedi. Hiç beklemediğim bu itirafı içimi rahatlatmıştı. Sesinin tonu bu kadar makul bir seviyeye indiyse ve samimi bir itirafla karşıma dikildiyse bu, bana inandığını gösterirdi. "Ben zaten kıskanç bir kadınım." Gülümsememi yutup göğsünün üzerinden sallanan saçlarını omzunun ardına ittim. Dudaklarım boynuna kayarken ılık nefesimi tenine üflüyordum. "Korkma Eyşan." Diye fısıldadım. "Tamamiyle seninim." Donakaldı. Ona patronluk taslamam ya da efendim dedirtmem elbette arzularımı besliyordu ama arzularım yataktan çıktığı anda duygularım tamamen ona ait olduğumu söylüyordu bana. Gürültülü bir şekilde yutkundu. Üzerine gelerek adım adım yatağa ittim onu. Sevişmekten korkmasa da seksi başlatan taraf olmaktan çekindiğini görebiliyordum. Elleri gömleğimin üzerinden beni okşuyordu ama o kadar; onu yönlendirmemi bekliyordu. Aslında bu tavrına hayrandım. Tam anlamıyla yönetebileceğim bir kadına dönüşüyordu yatakta ama bu kez çileden çıkmasını istiyordum. Onu yatakta düşürüp yalamaya devam ettim. İki elimde bacaklarından baldırlarına doğru sürtünerek yukarı çıkarken eteğinin kumaşına takıldılar. Esnek bir kumaş olmadığı için eteği yukarı çekmeden bacaklarını ayıramıyor, arasına giremiyordum. "Belini kaldır." Dedim emreden bir tonla. Kasıklarıma sürtünerek belini kaldırdı ve kasıklarını ereksiyon halindeki penisime sürttü azmış bir kedi gibi. Oyuncak hala içindeydi ama yaşananlardan olsa gerek kasıklarındaki bana duyduğu arzunun ıslaklığı yok olmuştu. Yine de elimi kasıklarına yaklaştırdıkça hissettiğim sıcaklık beni memnun etti. Oyuncağın ucundan tutarak kendime çekince muhteşem bir ses çıkardı. Hafif acılı bir nefes alma nidası. Geri içine ittim. Kaşlarını çatarak bana baktığında oyuncağı tekrar asılıyordum. "Harvey?" Bir daha ittim içine. Damla şeklindeki şişkinlik ağzında gir çık yaparak oyun oynuyordu ahlaksızca. Her giriş çıkışta o muhteşem nefes alma nidası kulaklarımı doldurdu. Elbette her defasında sesi biraz daha kısılıyordu ama bu kez de kısılan sesine zevk eşlik etmeye başlıyordu. Zevkten inleyen kadının dudaklarına parmaklarımı ittim. Islak dilinde bir yudum lav vardı sanki. Bu kadar sıcaklık normal miydi? Sanmıyordum. Ona dokunduğum an değişen bu hali bana bir seks tanrıçasıyla birlikte oluyormuşum gibi hissettiriyordu. Varlığı tümüyle bedenine hazırlıyordu sanki beni. Parmaklarım ağzında git gel yaparken sertleştim. Dudaklarının arasındaki sanki parmaklarım değildi de tümüyle bendim. Dili parmaklarımın etrafında kayıyor, ıslaklığı canımı okuyordu. Emişindeki güç ruhumu ait olduğu yerden parmaklarıma çekiyordu. Bunu penisime yaptığını hayal ettikçe gözüm döndü. "Beni istediğini söyle." Dedim sert bir tonda. Diğer elimdeki oyuncağı ani bir hamleyle dibine kadar ittirip gözlerine baktım. Gözleri tamamen açılıp aniden nefesi kesilse de hiçbir şey söylemeden parmaklarımı emmeye devam etti. Dudaklarımı birbirine bastırarak diş biledim. Lanet dudaklarından beni arzuladığını söylediği tek bir cümle çıkmayacak mıydı? Parmaklarımı ağzından çekip iki yanağını yakaladım ve onu yatağa bastırırken tekrar soludum. "Beni istediğini söyle Eyşan!" Sadece adımı sayıkladı. Sesinden yükselen adım beni deli gibi tahrik etse de beklediğim bu değildi. Dudaklarına hızlı bir öpücük kondurur kondurmaz üzerinden kalktım ve fark ettiğini sanmadığım yatak kelepçelerine uzandım. Üzerinden kalkmamı beklemediğinden şaşkındı. Hatta gözlerinde hayal kırıklığı peyda olmuştu. Buna rağmen susması sinirimi bozuyordu ama bir şey demedim. Yapacaklarım onu zaten çileden çıkartacaktı. Bileklerini yatağa bağlayıp kıyafetinin boynunu bir tutan düğmesini açtım. Elbisesinin kollarını omuzlarından sıyırırken ensesinden boynuna, boynundan dekoltesine ıslak öpücükler sıralıyordum. Yine o soluksuz nefeslerinin arasından adımı söylemeye çalıştı. Beceriksiz harflerin arasından duyulan adım ve yakaran sesi o kadar tahrik ediciydi ki bir an için sabırsızca içine girmek istedim. "Söyle." Dedim tüm kontrolümle. Yutkunup başını çevirdi. Burnumu sertçe çekerken cebimden telefonumu çıkarttım ve içindeki vibratörü çalıştırdım. Önce çok yavaş ve ardından saniye saniye artan bir ritimle içine masaj yapıyordum. Telefonu tutmayan diğer elimle göğsüne sarıldım. Avcumu dolduran biçimli göğsünü tırnaklarımı batırarak sıktım ve dudaklarımı diğer göğsünün kahvesine kapatarak düğmesini emmeye başladım. Beli gerilerek yukarı kalktığında ağlamaklı bir ses çıkardı. Artık yalvarmayacaktım. Dilimi vücudundan ayırmadan santim santim aşağı kaydım ve tam klitorisinin üzerindeyken küçük bir ısırıkla üzerinden kalktım. Dolaba yöneldiğimi gören kadın merak ve dehşetle "Nereye?!" Diye sordu. Onu sadece yatağa bağlayıp baştan çıkartacağımı düşünüyor olamazdı. Nikolai'dan istediği tüm oyuncaklar dolaba istiflenmiş haldeydi. Önce kaydırmalı bacak serpme çubuğunu ardından ise ağız topunu alıp kemerimi açtım. Pantolonumu geren sertliği serbest bırakmanın zamanı gelmişti. Eyşan'a dönerken kemerimi çekip çıkarttım tek bir hamlede. Bu hareketim onda dehşet bir beklenti yarattı. Bacakları birbirine sürtünerek yatakta içeri gömülmüştü. Çubuğun kelepçelerini ayaklarına bağlarken ise çok daha beter bir şekilde beni azdırdı. Bileklerini birbirinden ayırırken kasıklarını parlatan sıvılarını gördüm. Beni içine almak için tamamiyle hazırdı. Kadınlığına diktiğim bakışlarımı izliyordu ve ben de üzerimdeki bakışlarından haberdardım. Bakışlarımı gözlerine kaldırdım ve tek hamlede çubuğu kaydırıp bacaklarını ikiye ayırdım. Nefes alamadı. Kirpikleri kırpılırken zar zor yutkunuyordu. Şimdi bir şey söylemezse uzun bir süre konuşmasına izin vermeyecektim. Fakat Eyşan konuşmamaya seçti. İçimdeki sadist saniye saniye iplerimi ele geçiriyordu. Alnından çenesine doğru yüzünü severken aniden pantolonumun arka cebine tıktığım ağız topunu çıkartıp Eyşan'ın dudaklarını mühürledim. Dediğim gibi, ilk seferinde dudaklarından soluyacağı her nidayı duymak, dokunuşlarına serbest bir alan tanımak istiyordum ama Eyşan'ın tüm yaptıklarından sonra biraz cezalandırılmaya ihtiyacı vardı. Sahte bir şefkatle saçlarını okşarken pantolonumu indirerek erkekliğimi çıkardım. Tüm gece boyunca erekte bir haldeydim zaten ama şimdi onu bu şekilde, neredeyse çıplakken ve bedeni çaresizce önüme serilmişken görmek beni demir gibi yaptı. Erkekliğimi okşayarak karşısına geçtim ve geniş geniş oturarak onu izlemeye başladım. Elbette bir diğer taraftan da içindeki oyuncağın hakkını veriyordum. Ben en azından kendime dokunabiliyordum. Oysa sadece tüm çaresizliğiyle beni izliyordu ve bu sırada kadınlığının dudaklarından sular akıyordu. Kelepçelerin ucundan sarkan parmaklarının çırpınışları, ayaklarının kıvranışları, belinin zaman zaman ansızın bükülüşleri muazzam tahrik ediciydi. Burnundan taşan solukları ise orgazma ne kadar yakın olduğunu anlatan haberci kuşlar gibi ötüp duruyordu ve o cıvıltıları ne zaman duysam parmağımı telefonun ekranından çekiyordum. Neredeyse ağlamak üzereydi ama beni hala tanıyamamış olmasının cezasını çekiyordu sadece. Nefesleri sıklaştığı bir aralıkta koltuktan kalkıp ayak ucuna geldim. Gözlerim toprak kahvesi gözlerindeydi; hafif dolu gözleri ve nemli kirpikleri iştahımı besliyordu resmen. Dudaklarına taşan salyaları ve ihtirastan kızaran yanakları beni zorluyordu. Ve dayanamadım. Bacak serpme çubuğunun altından geçip üzerine çıkarken içindeki oyuncağı çıkartıp kadınlığına baktım. Şişmiş dudaklarının ortasında açılan kırmızı ağzı zevk suyumu getirdi. Çoktan sırılsıklamdı ve yaklaştıkça ateş püsküren sıcaklığını hissediyordum. Yanıyordu! Erkekliğimin başını kadınlığının ağzına yerleştirip sürtünmeye başladım. İçine girmeden sadece ağzını zorluyordum. Her seferinde büyük bir heyecanla içeri girmemi ümit ediyor ve nefesini tutarak beni bekliyordu. Bir şans vermek istedim; belki bu sefer duymak istediklerimi söylerdi. Topu ağzından çekip dudaklarını severken "Söyle." Dedim sadece. Resmen erkekliğimin altında dans ediyordu! "Yalvarırım içime gir!" Diye soludu ağzını açar açmaz. Sadece biraz daha zorladım ağzını ama tamamen girmedim. Ağlamaklı sesindeki inlemeleri delirtiyordu beni! "Sik beni!" Tüm gece söylemesi gereken tek şey buydu işte. Dudaklarına düşerken omuzlarını kilitledim ve nemli ağzından içeri kaydım sert bir şekilde. Ağzımın içine doğru acılı bir nida kopartırken hıçkırıklarının arasından adımı sayıkladı birkaç defa. Siktir! Üzerime dar bir takım gibi her yanımı sarıyordu içi. Pütürlü ve nemli yapısı yakıcı ateşiyle birleşip bana sürtündükçe kendimi tutamadım; iniltilerim dudaklarımdan ağzına kayarken "Bu zevki ertelediğin her saniye için pişman edeceğim seni fahişe." Dedim şehvetle. - Not: ikisi de inadından ölecekti neredeyse ? ama kazanan Harvey oldu. Ya da... Sanırım ikisi birden mi kazandı desek. ??? Ama bakın benden söylemesi, bundan sonra açık seçik pozisyon falan yazacağım. Kelime sansürü KULLANMAYACAĞIM. O yüzden, terbiyesiz, ahlaksız, ıy, iğrenç falan dicekler varsa hikayeyi burada bıraksınlar.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD