Umut’un Anlatımıyla Babamın söyledikleriyle adeta donup kaldım. Bir gün ağalığı bana bırakacağını elbette biliyordum, ama bu kadar erken beklemiyordum. Kalbim göğsümde deli gibi çarpıyordu. Odanın ağır havası bir anda üzerime çökmüştü. “Baba, emin misin? Henüz erken değil mi?” dedim tedirgin bir ses tonuyla. Babam sandalyesine yaslanıp derin bir nefes aldı. Yüzündeki çizgiler, yılların yükünü ve aldığı kararın ciddiyetini gösteriyordu. “Değil oğlum,” dedi sakin ama kararlı bir sesle. “Zamanı geldi.” Bir an için gözlerimi yere indirdim. “Ben... yapabilir miyim bilmiyorum baba,” diye fısıldadım. Ağalığın sorumluluğu büyüktü, sadece toprak değil, insanların kaderi de omuzlarına yükleniyordu. O sırada dayım Azad, işaret parmağını bana doğru sallayıp kendinden emin bir şekilde konuştu: “

