Arzu’nun Anlatımıyla Sessiz geçen uzun bir yolculuğun ardından nihayet çiftlik evine ulaşmıştık. Umut arabayı park edip indi, arka kapıyı açarak Baran’ı kucağına aldı. Ben de arabadan indiğimde derin bir nefes alıp temiz havayı ciğerlerime çektim. Etraf ağaçlarla çevriliydi. Kuş sesleri, gökyüzünün o masmavi rengi, hafif rüzgârın tenime dokunuşu... Her şey sanki bizim gelişimiz için özenle hazırlanmış gibiydi. Herkes birbiri ardına arabalardan indi. Mert ve Zeynep yorgun bir sesle, “Biz biraz dinlenelim,” diyerek eve girdiler. Herkes arkalarından gülerek baktı. İnci yanıma gelip Baran’a baktı. “Umut baksın Baran’a, biz de yiyecekleri mutfağa yerleştirelim. Sonra ata binmeye gideceğiz,” dedi. Umut tek kaşını kaldırıp şaşkın bir ifadeyle sordu: “Ne demek ata bineceğiz?” “İşte ata binec

