yazardan... Akşamın karanlığı Karadere’nin üzerine bir yorgan gibi çökerken, rutubetli evin içindeki gaz lambasının titrek ışığı Mert’in kavanozdaki "ordusuyla" yaptığı stratejik planın üzerine vuruyordu. Demir, Kerem’den aldığı temiz sicil raporunun rahatlığıyla arkasına yaslanmış, masadaki soğumuş çayından bir yudum alırken Mert’in Ali için şimdiden bir "imaj çalışması" içine girmesini izliyordu. "Abi, düşünsene!" dedi Mert, elindeki eski bir gazete kağıdını rulo yapıp asfelye gibi sallayarak. "Ali Bey mühürü almış, üzerinde jilet gibi bir takım elbise, yanında o dünya tatlısı kızı... Köy meydanına bir giriyoruz, arkada mehter marşı mı çalsak yoksa daha modern bir şeyler mi? Ayol, Karadere halkı vizyon görsün, estetik görsün! O eski muhtarın göbeğinden ve ter kokusundan sonra Ali, resm

