yazardan... Fırtınanın Karadere üzerinde devleştiği, göğün yerle bir olduğu o meşum gecede, kapı aniden sarsılarak açıldı. İçeriye, üzerinde sırılsıklam olmuş cübbesi, elinde rüzgârdan ters dönmüş şemsiyesiyle Mert daldı. hemen yanındaki Resul ise herşeyi anlatmış, acil bir nikahımız var demişti. ama Mert, bu evin Süheyla'nın yaşadığı ev olduğunu bilmiyordu... Mert, köyün o bildiği neşeli, ağzı bozuk ama yüreği pek "şakacı imamıydı". Ancak eşikten içeri adımını attığı an, o her zamanki şuh tavrı, içerideki ağır tütün ve kan kokan havaya çarparak asılı kaldı. "Kim evleniyor ayol bu yağmurda! Ne aceleniz vardı yahu! Günler çuvala mı girdi bre kavatlar..." diye girdi söze, su damlayan şemsiyesini girişe fırlatırken. Ancak kafasını kaldırıp salona baktığında, neşesi kursağında mühürlendi.

