Mert kılıç ⚔️

885 Words
yazardan... soğuktu Ankara, yaz ayında bile çok soğuktu. etraftaki gürültü ve sesler genç adamın dikkatini asla dağıtmıyor, oturduğu büyük yemek masasından kendini soyutlandırmış uzağında kalan kocaman büyük cam bahçe kapısına bakıyordu. dışarısı büyük, meyve ağaçlarının süslediği kocaman bir bahçeye ev sahipliği yapıyordu. senenin ilk kayısıları birer birer gecenin karanlığında parlarken, içerideki kasvetli hava ise dinmek bilmiyordu... Mert kılıç, otuz iki yaşında, bir üsteğmen idi. bugün askerinden izin alıp, uzun bir göreve çıkacağının haberini vermek için ailesiyle kendilerine ait malikanede bir akşam yemeğine katılmıştı... ama ailesi onun gelişi asla takmıyor, gündelik yaşamlarındaki tartışmalarına devam ediyorlardı. Mert derin bir nefes alıp, ellerini kısa, kumral saçlarına götürüp ensesini ağır ağır kaşıdı. yengesi, ablaları abileri annesi ve babası asla yerinde durmuyor, birbirlerine laf atıp duruyorlardı. Mert önündeki çatalı alıp, sessizce yemeğinden bir parça alıp sessizce ağzına tıkıştırdı. yemek lezzetsiz, ortam oldukça gergindi. annesi yengesine bakıp, sofrada Mert geldiğindn beri dönen muhabbei kırkıncı kez dinlemek zorunda kaldı... " sana ne kızım... oğlum istediği kızla tek gecelik bir ilişki de yaşayabilir, bunu senin gözüne sokarak da yapabilir... senin ne hadine oğluma karışmak!" Mert'in ailesi son derece zengin, holdinglerin, şirketlerin ve benzeri yönetimlerin önde gelen isimlerinden olan kılıç ailesiydi... kılıç ailesi üyelerinin her biri kendi aile holdinglerinde kendilerine kariyer planlaması yapıp, aileden kopmamışken, aykırı davranan ailenin en küçüğü olan Mert kılıç olmuş, Kendi hayali olan askerliğe yönelmişti... ailesi her ne kadar bu seçimine karşı çıkıp, onu bu yoldan döndürmek isteselerde, Mert kılıç istediğini ailesinin rızası olmadan yapmış, ve nihayet bir üsteğmen olabilmişti. aldığı rütbeler, başarılar, tebrikler, ödülleri asla ailesi görmüyor, sürekli olarak Mert'i aileden dışlayıp, insan yerine koymuyorlardı. ama Mert bir kez bile kendi kararından pişman olmamış, kardeşleriyle taht oyunları oynayacağına, kendisine bambaşka bir yol çizmiş, asker olmuştu. onun için lüks, Sadece insani duyguları hissetmekti. onun için zenginlik içten yaşanılan bir mutluluktu. ama maddiyat olarak Zengin olan büyük ailesi, asla manevi olarak mutlu değillerdi. sürekli Kendi aralarında birbirlerini eleme derdinde, birbirlerinin kuyularını kazıyorladı... Mert büyük masadaki gerginliğe artık dayanamıyordu. " siz nasıl böyle oğlunuzu desteklersiniz Zümrüt hanım!'. Mert yengesine bir bakış atıp, usulca yanında oturan, ve sanki konu onunla ilgili değilmiş gibi yemeğine gömülen abisine baktı. abisi Şeref, isminin tam tersi bir şerefsizdi... asla karısına sadık değil sürekli hovarlarda takılıyordu. annesi Zümrüt hanım, ve babası Haldun bey büyük masanın başında bütün aile üyelerine sinsi bakışlar artarak yemeklerini yiyorlardı. Zümrüt hanım, elindeki çatalı havaya kaldırıp gelişi güzel sallayarak, Şerefin karsına tiksinçle baktı. " Eylem! sen ne zamandan beri benim kararlarıma karşı çıkıyorsun?!" Mert'in ablaları ve diğer abisi ise olaydan hiç haz almamış gibi, kaş altından birbirlerine eylemin çaresizliğini gösterip, kıkırdayarak gülüyorlardı. Eylem de saf değildi, ve bunu en iyi bilen tabiki kaynı Mert'i... Eylem de kocasını aldatıyor, kendince intikam alıyordu. ama kimse bilmiyordu... sadece Mert biliyor, ve bozuk olan aile düzenini daha da bozmak istemediği için susuyordu.. Mert artık bu konuşulanlara dayanamayıp, elindeki çatalı usulca tabağına bıraktı. sakince masadan kalkıp, ceketini sandalyeden alıp, üzerine geçirdi. herkes onun bu sakin hallerine ve masadan kalkmasını boş gözlerle izlerken, Mert hiç bir şey olmamış gibi masadan ayrılıp, kapıya doğru ilerledi. hizmetlerden biri gideceğini anlayıp, hemen arabanın anahtarını getirip Mert'e uzattı. bu evde yaşayan herkes iyi bilirdi ki, Mert ne zaman bu eve gelse, yarım saatten fazla kalamazdı. ve bunu en iyi bilenler ise çalışanlardı. Mert yaşlı kadının elinden anahtarı alıp, nazikçe tebessüm ederek " mersi şekerim" diyerek anahtarı aldı. yaşlı kadın hafifçe tebessüm ederek geri çekilirken, Mert kapıya yöneldi. tam o anda babası Haldun kılıç, masadan kalkıp sandalyesini sertçe arkasından itip, yere düşmesini sağladı. ortama yayılan soğuk sessizlik, Haldun beyin sesiyle bıçak gibi kesildi. " SENİ SAYGISIZ! YEMEĞİNİ BİTİRMEDEN NEREYE GİDİYORSUN?!" Mert, eli kapı kolunda kalmış bir şekilde öylece yerinde kala kaldı. " YİNE BİR HABER VERMEK İÇİN GELDİN... AMA BURNUN DİK ŞEKİLDE BİZİMLE KONUŞMADAN GİDİYORSUN!! LANET OLSUN SANA MERT!" Mert alışa gelmiş bu seremoninin her zamanki devamını getirerek, yavaşça arkasını dönüp, Güler yüzlü bir şekilde babasına baktı. babası onun ayaklarına kapanıp, geri gelmesini sabırla beklerken, Mert aksini yapıyor, inadına mesleğine tutunuyordu. mesleği ona yeni bir hayat sunmuş, yeni dostluklar vermişti. en önemlisi huzur ve neşe dolu olmasını sağlamıştı. babası onun bu sinir bozucu gülüşüne dayanamayıp, elini kaldırarak saydırmaya devam etti. " KAPIMA GELİP YEMEĞİMİ YİYEREK GİDEMEZSİN! " annesi ablaları ve abiler de ayağa kalkıp boş gözlerle kapıda bekleyen Mert'e baktılar. Mert ceketinin yakalarını düzelterek, " adios papa! ben en az bir yıl ortalıklarda yokum! uzun bir göreve çıkacağım!HAAA eğer ölürde şehit düşersem... sakın aile mezarlığına gömmek gibi bir salaklık yapmayın... beni Ankara'nın kutsal topraklarına Ekin... " diyerek ellerini iki yana açtı. " sizin o ne güdü belirsiz aile büyüklerinin yanında yatıp, genç bedenimi orada çürütmek istemiyorum... beni anlı şanlı Türk bayrağı altındaki meslektaşlarımın yanına gömün Family... okeyyy?" her birinin gözleri kocaman açılırken, Haldun bey, ve Zümrüt hanım kriz geçirmek. üzereydi... Mert ailesinin şoku atlatmanı beklemeden arkasını dönüp, kapıyı açtı. o an durup, omzunun üstünden ona bakan ailesine öldürücü vuruşu attı. " Eylem yenge.. dün gece bereber partilediğin siyahi, ve kaslı beyefendiler senden pek keyif almış olmalılar ki, seni dün ailemize ait olan gece kulübünde arayıp durdular... bence bu gecede onlara vermelis-" bu noktada durup, elini ağzına götürüp şaşırmış gibi kaşları havalanmıştı. ve yalandan" hay aksi... bak gördün mü herşeyi döktüm bak..." diyerek arkasına bakmadan evden çıkıp kapıyı çarparak çıktı... evden uzaklaşıp, arabasına doğru yürürken, arkasında kalan malikaneden yükselen kaos seslerini umursamdan arabasına binip Gaza bastı... ve Mert kılıç böylelikle aile bağlarının bu gece içine etmişti...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD