6.Bölüm🌼 [SALDIRI]

1516 Words
Artık bölümler daha sık gelecek. Umarım beğeniyorsunuzdur. Bölüm Şarkısı- Perdenin Arkasındakiler- Kalbinde birileri var. • • • Taksi kapısını kapattıktan sonra Toprak'ın evini tarif ettim sarjı tamamen bitmişti. Eve geldiğimizde taksiden indirdim Toprakların kapısını çaldım Doğan ağabey Kader abla ile birlikte bir davetteydiler kapıyı onların yardımcı Nur abla açtı Nur abla, Hafize abladan Berk'lerin yardımcısı Nermin abladan gençti. Nermin abla ve Hafize ablam bize bakıcı olarak başlamışlar biz büyüdükçe bize alıştıkları için evin yardımcıları olmuştular. Nermin ablanın eşi bir inşaat kazasında hayatını kaybediyor o sırada davası devlet tarafından Selin teyzeme veriliyor Selin teyzemin üçüncü davasıymış Berk'i doğurmuş üniversitesini yeni bitirmiş iş hayatına atılınca bir bakıcı arayışına tutulmuş. Kadının davasını kazandıktan sonra kadın boşluğa düşmüş bunu gören Selin teyzem Nermin teyzeyi yanına yatılı yardımcı olarak almış çocuklarını da burslu bir şekilde okutuyor zaten iki çocuğu da şuan iş güç sahibi annelerine çalışmasına gerek yok dense bile o Berk'i çok seviyor bu yüzden bırakamıyor. Hafize ablamın ise benden altı yedi yaş büyük bir oğlu var maalesef Hafize ablanın eşi şehit düştüğü için Hafize abla eşinin ailesinin ve kendi ailesinin yardımlarıyla beraber çocuğunu okutmak için iş arayışına giriyor ve annemle aynı apartmanda oturuyorlarmış ben maalesef yasak aşkın bir sonucu olduğum için benim anneannem (kendisini hiç görmedim) annem evlenince Hafize ablayı işe sokuyor. Hafize abla da beni büyütüyor ama şuan karşımda duran Nur abla Toprak amerikadan döndükten sonra işe başlıyor. Kader abla ve Doğan ağabey benim annem ve babama göre daha az gösterişli bir hayatı vardı. Benim annem beş günün dördünde babamla beraber davetteyken bu Toprak'ın ailesinde beş günün iki günüydü. Böyle olunca Kader abla eve haftalık birilerini çağırıp büyük temizliği yaptırıyordu diğer günler kendisi bir şekilde halledebiliyordu ama Toprak gelince ev hanesi çoğalmış ve geldiğinde küçük sayılabilecek bir yaş olduğu için belli saatlerde gelip giden bir çalışan almışlardı bu da Nur ablaydı. Selin teyzemin aslında hiç yardımcıya ihtiyacı yoktu onun hayatı ne annem ne de Kader abla gibiydi onun hayatı Alper amcamdı o nasıl istiyorsa öyle olacaktı oda kesinlikle Selin teyzemin yorulmasını istemiyordu davalar seni zaten yoruyor diyordu. Beni bu düşüncelerden sıyıran Nur ablanın "Toprakcım kocaman çocuk oldun bu kadar çocukça bir şekilde alkol alınır mı yavrucuğum?" Toprak ağzının içinde sadece "Seni seviyorum..." diyerek mırıldanıyordu. Ben zar zor Toprak'ı taşıyarak odasına çıkardım banyoya girip soğuk suyun altına Toprak'ı ittim. Nur abla mutfakta bir şeyler hazırlıyordu. Tahminimce kahveydi. Toprak biraz daha kendine gelmişti. Onu banyodan çıkarıp başına havlusunu sardım üstüne de bir banyo havlusunu attım. Hala tam ayılmış değildi. "Güzelim sen çık ben üstümü giyineyim." "Emin misin yardımcı olabilirim?" "Çok bile olmuşsun zaten." Üstünü göstererek söylemişti bunu tişörtü üstünde ıslak olduğu için kasları yarım gözüküyordu o üstünden tişörtü sıyırırken bende geçip odada bekledim. O sırada Nur abla odaya gelip "Kahvesini getirdim. Ben Toprak'ı bekliyordum çok bile geç kaldım Kaderler yarın dönecekler. Tekirdağ'daymış davet." "Sen çıkabilirsin Nur ablacım bende arkandan çıkarım zaten." "Tamam İren dikkat edin tamam mı?" Nur abla aşağı indi on-on beş dakika sonra kapının kapanma sesi duyuldu gitmişti. Bu sırada Toprak çıktı. Üzerinde sadece iç çamaşırı vardı ve saçlarını kurutmaya çalışıyordu. Kokuya bakılırsa ben çıktıktan sonra duşa girmişti. Az önce yarım belli olan vücudu şuanda karşımdaydı bu vücudu görmeye o kadar alışmıştım ki Toprak her zaman Berk'e göre daha kaslı bir vücuda sahipti. O gerçekten çok yakışıklıydı. Bu zamana kadar kimseye aşık olmamıştı Toprak. Olmasını da istemezdim o benim kahramanımdı. Başkasının ona sahip olması ona benden daha yakın olması benim kıskanmama yol açabilirdi. Ben bunları düşünürken "Annemler neredeymiş güzelim?" "Tekirdağ'da bir davettelermiş sanırım yatılı çünkü yarın geleceklerini söyledi Nur abla." "Kadıncağız beni bekledi o kadar." "Sen neden bu kadar içtin kafaya bir şey takmışsın belli ki" "Hatırlamıyorum güzelim ve şuan çok yorgunum." "Ben uyuycağım sen gidersin değil mi?" Başımı olumlu anlamda salladım. Ve oturduğum yerden kalktım. "Kahramanım sen hiç aşağı inme zaten fena gözüküyorsun sabah iyi bir ağrı kesici al. Ben giderim." Toprak itiraz edebilecek güçte değildi kendini öylece yatağa bıraktı. Bende yanağına kocaman bir öpücük kondurup alt kata doğru yöneldim. Ve büyük aptallık karakoldan çıktığım gibi buraya gelmiştim. Yanımda ne cüzdanım vardı ne telefonum. Telefonum olsa da olmuyor gerçi diye düşündüm çoktan kapıdan çıkmıştım Toprak sızmıştır zaten çok yorgun. Aslında aşırı uzak değildi yürüyerek gidebilirdim ama o zaman da bu saatte aşağı mahalleden geçmem gerekirdi. Bu da daha yeni kavga etmiş ben için tehlikeliydi. Kader ablayı beklesem çok geç olurdu. Berk'te beni bizim evde bekliyordu Berklere de gidemiyordum. Mecburen aşağı mahalleden geçecektim. Adımlarım o kadar hızlıydı ki başıma hiç bir iş almadan eve gitmek istiyordum. Bu yüzdendi acelem, bu yüzdendi hızım aşağı mahalleye adımımı atmıştım. Bir çıtırtı duydum. Kedi olduğunu düşünüp hızlıca yürümeye devam ettim. Bir yanımda duvar diğer yanımda ise apartman vardı apartmanın girişinde biri bana seslendi. Yüzünü seçemiyordum ve karanlıktı. "İren Soylu..." "Kimsiniz ve beni nerden tanıyorsunuz?" "Tanımıyorduk hatta mahalleye taşındığınızdan bile haberimiz yoktu ta ki bu gün Aras'ı kurtarana denk." Yanıma yaklaşmış sırtım duvardaydı. Yüzünü çok net görebiliyordum yüzü yara bere içindeydi bu gün Aras'ın kavgada yaptığı izlerdi. Aykut dedikleri adamdı bu sesi aşırı kalın ve korkutucuydu. "Sana güzel bir haberim var İren Soylu. Yakında tekrardan şöhret olacaksın. Gazetelerde ölü bulunduğun yazacak. Ailen baya bir üzülür ama manşetler haftasında unutur. Arkadaşların mı? Onlar zaten ölene kadar yanındalar öldükten sonra mezarına bile belki üç beş defa gelirler." Korkuyordum. Titremeye başlamıştım. Bir anda bıçağı çıkarttı. Yüzüme doğru tuttu. Bıçağın ucu yüzümü çiziyor ama kanatmıyordu yüzümün üzerinde gezdirip. "Yazık olacak denildiği kadar güzelmişsin." Konuşamıyordum. Ve çok korkuyordum. Bu gün anneme onu asla affetmeyeceğimi. Ondan nefret ettiğimi hatta keşke olmasaydın demiştim. Babam o beni her zaman koruyup kollamıştı. O bana her zaman yardım etmiş benim için uğraşmıştı onu çok seviyordum keşke şuanda da beni kurtarsaydı. Ona o kadar çok ihtiyacım vardı ki. Kahramanım ve gülüşü geldi aklıma o şuan benim bu halde olduğumu bilseydi kesinlikle kendini suçlardı ne kadar kötü halde olursam olayım. Seni bırakmamalıydım İren derdi. Ya Berk beni kaybetmekten ölesiye korkan kardeşim. Küçük şeytanı sanırım bu sefer kurtaramıyordu parçasını. Hayata veda ediyordu. Nefes alışverişlerim git gide hızlanıyordu bıçak aşağı boynuma doğru kaydı tişörtümün üstünde baskı yapmaya başlamıştı. "N-ne y-yapıyorsun sen?" "Önce tadına bakalım ondan sonra keser ve mahallenin dışında ki çöpün içine atarız küçük bir bilgi o çöp çok dolmaz o yüzden belediye o çöpe haftada bir kere geliyor ve bu gün geldi. Bir hafta boyunca kimse seni bulamayacak. Aras kendisi yüzünden bir kişinin ölmesinin vicdanı ile ölecek." "B-bana dokunma!" İttirmiştim ama hiç bir fayda etmemişti. O anda üstüme doğru atılıp bıçakla tişörtümü yırtmıştı içime giydiğim beyaz sütyenim ortaya çıkmıştı. "Siz zenginler daha güzel bir şey giymeyi bilmiyor musunuz?" "Bana dokunursan sonun gelir en yakın arkadaşlarımın ailesi avukat. Seni bulmadan içeri tıkmadan bırakmazlar." "Ah İren Soylu ah. Benim adamım çok benim işlediğim suçu üstlenip. Beni dışarı çıkartacak adamım çok. Tıpkı birazdan sana tecavüz edecek şu adamım olduğu gibi." İleride iri yapılı bir çocuk üstüme doğru gelmeye başlamıştı. Korkum şuan artmıştı bu adama karşı gelemeyecek kadar güçsüzdüm daha Aykut'u sendeletememiştim. Adam üstüme doğru gelirken tanıdık bir ses duyuldu. "Sarışın ben sana bu mahalleden geçme demedim mi? Hiç beni dinlemiyorsun alınıyorum. Bu gün kavgaya da gelme demiştim." Aras'ın sesiydi. Ama sadece oydu. "Bana dokunamayacağını ikimizde biliyoruz. Çünkü ikimizinde elinde feda edemeyeceği iki şey var. Senin kardeşinin porno fotoğrafları benim elimde. Eda ablada senin elinde. Eğer sen İren'i de alırsan ve ona zarar verirsen ilk işim Toprak mıdır nedir? Hah işte ona senin bütün bilgilerini vermek olur. Çünkü gözlerimle görüyorum hatta bak telefonumla da şahitliyorum İrencim poz ver. Hah şimdi oldu bu görüntülerden sonra hapse girmen çok zor olmaz en fazla sende Eda ablama zarar verirsin işte o zaman da ben Mert'i tutamam." Diğer adam beni kolumdan tutmuştu tişörtüm yırtıktı ama sütyenim göğüsümün büyük bir kısmını kapatıyordu. "Bir şartla bırakırım bu kızı." Aykut saçlarımdan sımsıkı tutup beni ileri doğru yürüttü. "Kardeşimi terk edeceksin." "Tamam ama unutma görüntüleri hala bende. Ve artık sevgilim olmadığı için yaymam da çok uzun sürmez." Sertçe beni Aras'a doğru itti. Canım acımıştı ben tişörtümün önünü kapatmaya çalışıyordum. Koluma Aras girdi beni çekiştirmeye başladı."Yürü sarışın. Sen bu Allah'ın cezası yerde ne yapıyorsun bana anlatsana..." Ben hala tişörtümü kapatmaya çalışıyordum halimi gören Aras sırtında ki kopşonluyu çıkartıp bana uzattı. Hava soğuk değildi verdiği kapşonlu da aşırı kalın değildi sigara ve erkek parfümü kokuyordu. Hiç düşünmeden giydim. "Özür dilerim böyle olsun istemezdim ama başka çarem yoktu üzerimde beş kuruş param yoktu kahramanımda sızmıştı Berk'te bizim evdeydi. Telefon desen zaten yok olsa Berk'i arardım. Elimde sadece ama sadece buraya yürümek dışında yapabileceğim hiç bir şey yoktu." "Sana en azından tuşlu bir telefon verebilirler değil mi? Madem seni bu kadar düşünüyorlar bunu da düşünebilirler." "Nereden bilsinler serseri böyle olacağını. Elif, kardeşim veya kahramanım yanımda oluyorlar bu seferlik tektim. Onda da başıma gelmeyen kalmadı. Teşekkür ederim beni kurtardığın için ayrıca sevgilinden ayrılmana sebep oldum." "Zaten ayrılacaktım." "O zaman niye bu gün kavga ederek canını tehlikeye attın." "Nisa için kavga etmedim Eda abla için ettim. Fark ettiysen zaten konuşan Mert'ti ablasına hakaret etti. Oda geçirdi yumruğu." "Ama Nisa onu sevdiğini sanıyordum." "Serseriler aşık olmaz sarışın. Aşık olurlarsa ölürler." "Bence kimse aşık olmaz. Ben bu gün anneme ona keşke annem olmasaydın dedim. Gerçekten keşke olmasaydı hiç bir zaman beni düşünmedi. Varsa yoksa kendisi ve hayatı. Şöhretide önemli mutlu bir ailemiz olabilirdi eğer annem babama karşı gelmeseydi." Aras bana sımsıkı sarıldı. • • •
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD