“Neden şimdi olmak zorundaydı ki? Ölmek istemiyorum... Şimdi değil, lütfen şimdi olmasın...” diye fısıldadı. Sesi titreyip çatallaşarak banyoda yankılandı. Sol eliyle lavabonun altındaki dolabı hızla açtı. Parmakları, temizlik malzemeleri arasında telaşla dolaştı; plastik şişeler devrildi, bir fırça yere düştü. Eline ilk gelen temiz havluyu kavradı. Dişlerini sıkarak, titreyen elleriyle havluyu karnındaki yaraya bastırdı. Sıcak kanın, pamuklu kumaşı anında ıslattığını hissetti. Havlunun ortasında koyu kırmızı bir leke hızla büyüyordu. Keskin metal kokusu genzini yaktı. Gözleri buğulandı, başı hafifçe döndü. Dizlerinin bağı çözüldü; havluyu bastırırken, ağzından çıkan bir iniltiyle birlikte kendini soğuk fayansların üzerine bıraktı. Dirseği yere çarptı, ama acının bir kısmı bile eski yara

