Anna kaşlarını çattı. “Otomatik sistem çalışmıyor,” dedi. Sol elini kaldırıp kabin duvarındaki manuel açma koluna uzandı. Gordan hemen onun yanına geçti. “Bırak ben hallederim.” Kolun altına girip bir kez bastırdı—ama metal yerinden oynamadı. Dişlerini sıkarak bu kez tüm ağırlığıyla bastı. Paslı mekanizma gıcırdayarak inledi, sonra ani bir gürültüyle kapı iki yana açıldı. Karşılarında loş ışıklarla aydınlatılmış, geniş ve dağınık bir depolama alanı belirdi. Raflar devrilmişti, plastik kutular yer yer patlamıştı. Zemin, kimyasal sıvılar ve kurumuş kan izleriyle kaplıydı. Havada yoğun bir dezenfektan kokusu ve çürük etin metalik kokusu birlikte asılıydı. Anna yere çömeldi, kutusunu tekrar aldı ve Gordan’a kısa bir bakış attı. “Gidelim.” İkili hızlı ama sessiz adımlarla ilerlemeye baş

