Yavaşça, o korkutucu sessizlik içinde, arka camdan bir silüet geçti. Bir kadın, ya da bir zamanlar insan olan bir şey, yere düşen bir polis memurunun kafasını, her zaman sahip olduğu nazik bir bakışla sımsıkı kavramıştı. Ama bu bakış, hayalet gibiydi. Gordan yutkunarak gözlerini yoluna odakladı. Duramazdı. Bir an bile kaybetse her şeyin sona ereceğini biliyordu. Hızla çevirdi direksiyonu. Yolu saran ve yakaladığı her şeyi yutan o çürümüş koku artık beynine yerleşmişti. Yolda ilerlerken, her adımda daha fazla ceset, daha fazla bilinçsiz varlık gördü. Şehir, bir zamanlar tuttuğu ellerin güvenliğini sağlayan bu polis ve güvenlik görevlilerinin korumasız kalmasına tanık oluyordu. Gordan’ın araçla ilerlerken gördüğü cesetler, her biri farklı bir dehşet izini bırakmıştı. Birinin bedeni, sanki

