34

838 Words
Elazia üzerini giyindikten sonra bir süre banyodaki buğulanmış aynaya baktı. Parmaklarıyla aynanın bir köşesini silmeye çalıştı ama cam hâlâ nemliydi; parmak izleriyle karışan buğunun ardından beliren yansıması flu, sanki ona ait değilmiş gibiydi. Kendi silik yansımasına bakarken, bedeninin titrediğini fark etti; çenesi kasılmış, omuzları belli belirsiz titriyordu. Üzerindeki kıyafetler temizdi ama içindeki karmaşa her zamanki gibi dağınıktı, hatta daha da derinleşmişti; temizliğin verdiği rahatlık, zihnindeki düzensizliğe çarparak paramparça olmuştu. Parmaklarını yumruk yaptı, boğumları gerildi; ellerinin gücünü hissetmeye çalıştı ama ne kadar güçlü görünmeye çalışsa da sınırdaydı, bir adım daha ve belki çözülüp ağlayacaktı. Derin bir nefes aldı, içi acıyla genişledi; ciğerlerine dolan hava, tıkanıklığı çözmek yerine daha çok bastırdı yutkunmalarını. Ardından elini kapıya uzattı, tereddütle—parmak uçları metal kolun soğuk yüzeyine değdiğinde duraksadı, zihni hızla olasılıklarla doldu. Kapıyı açmadan önce kulak kesildi; evin içindeki sessizlik uğuldayan bir boşluk gibiydi. Sadece kapının aşağısından Zoe’nin gölgesi görünüyordu. “Dışarı çıkacağım. Salona git ve orada dur. Üst kata odama girene kadar beklemeni istiyorum Zoe. Odama gittiğimde arayacağım.” Elazia’nın sesi soğuk ve keskinti, her kelimeyi adeta dikkatlice seçiyordu. Söylerken içinde beliren kararlılık, gergin havayı daha da ağırlaştırıyordu. Zoe, ablasının bu ciddi halini görünce tereddüt etti, ama gözlerindeki o korkusuz ifadeye boyun eğdi. Sessizce başını sallayarak salonun yolunu tuttu. Kapı eşiğine geldiğinde, ahşap sövelere yaslandı; o tahta parçaları adeta evin yaşanmışlığını fısıldıyordu. İçerideki sessizlik, yumuşak ama rahatsız edici bir baskı yaratıyordu. Nefesini tuttu, kalp atışları hızlandı. Ablasını beklerken, koridordaki en ufak sesi dinliyor, evin içinde dolanan gölgelerin arasında kaybolmuştu. Her nefes alışında, tüylerini diken diken eden o korku, etrafını sıkıştırıyordu. Elazia kapıyı usulca araladı ve dışarı adım attı. Koridor, uzun ve dar bir tünel gibiydi; duvarlarda solgun ışıklar titrek bir huzursuzluk yayıyordu. Her adımı, zeminde yankılanan sessiz bir tokat gibi, boşluğun içinde kayboluyordu. Hava, artık evin eski günlerdeki sıcaklığından çok uzaktı; tozun, nemin ve geçmişin kalıntılarının karıştığı buruk bir koku sardı her yanını. Yorgunluğun ve endişenin ağır izleri üzerindeydi. Merdivenlere yaklaşırken, aniden durdu. Holün sonunda, kapı sövesine yaslanmış, solgun yüzü korku ve bekleyişle çizgilenmiş Zoe duruyordu. Gözleri ablasının hareketlerini dikkatle takip ediyor, ama içindeki korku ve çaresizlik saklanamıyordu. İki kız kardeş, karşı karşıyaydılar. “Zoe?” diye fısıldadı. “Yaklaşmak yok. Tamam mı?” Zoe hemen konuşmadı, derin bir nefes aldı. “Aynı havayı soluyoruz zaten bulaşsaydı bana da bulaşırdı. Değil mi? Hatta bizde dönüşürdük.” Elazia sırtını duvara yasladı. “Belki de bağışıklık sistemini yavaşça ele geçiriyordur.” “Öyleyse.” Zoe başını çevirip ablasının gözlerine baktı. “Bana da bulaştı. Yani oksijen yoluyla.” “Hayır sanmıyorum. Öyle bir şey olursa etkilerini hissederdik. Ateş, bulantı ya da bilinç kaybı...” Elazia nemli saçlarını ensesinde topladı. “Bize saldıran şu insan olmayan insanlarda ısırık izleri görmüştüm. Muhtemelen öyle bulaşıyor. Isırık, çizik ya da temasla...” Elazia derin bir nefes daha aldı, ardından sessizce devam etti: “Yani, yakın temas şart. Bizim aramızda böyle bir şey olmadı. Ama dikkatli olmalıyım. Bir şey kaptıysam sana bulaştırmayı göze alamam..” Gözleri koridorun karanlığına takıldı, salondan gelen abajur ışığı ortamı yumuşatıyordu. “O yüzden aramızda en az beş metre olmalı” Zoe’nin yüzündeki kararsızlığı fark etti ve biraz daha uzaklaştı. “Beni duydun mu?” “Duydum.” dedi Zoe, kollarını gövdesinde birleştirirken. “Annem ve babam geldiğinde onlara sarılmayacak mısın?” Elazia hafifçe hayır anlamında başını salladı. “Kurtulmuşlarsa ki – Tanrı’dan tek istediğim bu- ama onlara sarılamam.” Zoe birkaç adım atacakmış gibi eğildi ama Elazia’nın bakışları hemen sonra durdurdu. “Ben özür dilerim Elazia.” dedi sessizce. “Gerçekten özür dilerim-“ “Hayır,” diye böldü Elazia. Sesi sertti. “O aşamayı çoktan geçtik Zoe! Sözümü dinleseydin şu an bu halde olmazdık. Özür dilemeyi kes!” Konuşmaları sona erdiğinde Elazia, Zoe’yi öylece donakalmış bir halde bırakarak, yerde kamp çantasının yanında duran tüfeği eline aldı. Elinin hafifçe titremesine rağmen, namluya hakim olan kavrayışı sarsılmazdı. Üst kata çıkarken, yarasının acımasına rağmen kararlılığından ödün vermeksizin hızlı ve kararlı adımlarla merdivenleri tırmandı. Her basamakta bedenine saplanan acıyı içinden bir çığlık gibi bastırıyor, yüzünü buruşturmadan ilerliyordu. Koridorun sessizliği, Zoe’nin üzerine çökmüştü adeta. İçini kaplayan boğuk bir ağırlıkla başını hafifçe eğdi, gözlerini kapattı ve bir kez daha derin bir nefes aldı. Nefesini içine çekerken, ciğerlerine dolan hava göğsünde paslı bir bıçak gibi sancıyla kesildi; içini saran anksiyete, bir kasırga gibi yükselerek tüm bedenine yayıldı, ciğerlerini daraltıp boğazını sıktı. Kalp atışları hızla artarken kulaklarında yankılanan uğultuyla birlikte dünya daralıyor, etrafındaki her şey puslu bir sis perdesine bürünüyordu. Parmak uçlarında başlayan titreme, avuçlarına doğru ilerlediğinde ellerini yumruk yaparak dizlerinin üzerinde sabit tutmaya çalıştı; tırnakları avuç içine gömülene kadar sıktı, o acıya tutunarak içindeki panik dalgasını bastırmaya uğraştı. Gözleri kararmaya yüz tutarken nefes almaya odaklandı ama her soluk, göğsünde yangın gibi yanıyor, onu içten içe eritiyordu. Yalnızca orada duruyordu. Tahtaların gıcırdayan sesi de kesildiğinde, geriye yalnızca duvar saatinin uzaktan gelen tıkırtısı ve evin içine sinmiş kasvet kalmıştı. Koridoru bir sessizlik çevreledi; o sessizlik sanki duvarlardan sızıyor, kapıların altından Zoe’ye doğru süzülüyordu. Ablasının yukarı kata çıkarken ki ince ama dimdik yürüyüşü, zihninde yavaşça uzayan bir siluet gibi belirdi. O an, Elazia’nın gölgesi sanki Zoe’yi hem korumuş hem de yalnız bırakmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD