Azap..

1686 Words
Tırnaklarımı, bütün gücümle onun avucunun içine geçirdim ama, herife tık yoktu. Sadece pis pis sırıttı. “Binlerce yıl uğraşsan canımı yakamazsın Ilgaz hanım.. senin buna gücün de, aklın da yetmez!” dedi. Karşımda böyle özgüven patlaması yaşamasına deli oldum. Benimle dalga geçtiğini, aklınca beni gömdüğünü sanan bu herife dünyayı dar etmek asli görevim olmuştu artık. Adeta beni çekiştirerek yeniden çıldırmış gibi horon tepenlerin yanına götürdüğü sırada, ne yapabilirim diye düşünüyordum. Bu duruma acil tarafından bir el atmam gerekiyordu. Gıcık gıcık sırıttığım kocamın, boşluğunu yakaladığım anda elinden kurtulduğum gibi, arkada hazır ve nazır bekleyen Dj’in yanına gittim. “Aç ulan bir halay!.. bıktım horondan!” “Üzgünüm abla.. yapamam. Bütün düğün boyunca horon müzikleri çalınacak emrini aldım İlker beyden.” Duyduklarım karşısında iyice gerildim. Etrafıma bakınmaya başladığımda gözüme kocamın o salak kuzeni İlker takıldı. Gözlerim belindeydi. Horon tepe tepe onun yanına gittim ve tereyağından kıl çeker gibi belindeki silahını kaptım. “Delirdin mi ya, oyuncak değil o bebe!” dedi ya bana dangalak, delilikte boyut atladım. Kalk gidelim diyen sinirimle dişlerimi öyle bir sıktım ki, az kalsın her biri kırılacaktı. Silahlar konusunda bir bok bilmediğimi sanıyordu salak. Polis kızıyım olum ben. Alayınızı tararım şimdi burda..Bebeymiş!.. langırt kılıklı herif!.. Bereket, emaneti elimden almak için herhangi bir harekette bulunmadı. Hemen silahı kontrol ettim. Şarjörü doluydu. Kurduğum silahı havaya kaldırdım ve peş peşe ateş ettim. Millet şaşırdı bir anda ve ortam sessizliğe gömüldü. “Halay zamanııı!” Öyle bir bağırdım ki, şaşkınlığın kucağındaki kalabalıktan hiç ses çıkmadı. İlker, gülümseyerek yanıma geldi ve hiç Dj’e bakmadan, “Gelini duydun.. patlat bir halay!” diye bağırdı. Eğilip kulağıma, “Bunun bir bedeli olacak biliyorsun değil mi?” dediğinde sırıttım. “Dikkat et.. bir sonraki mermi beyninin pekmezini akıtabilir,” diye yapıştırdım cevabı. Tatlı tatlı güldü ya, birden eski duygularım depreşti. Kendimden korkmaya başladım. Yardım istercesine bizimkilere bakıyordum ki, Ömür abla ve canları yanımda bitti. “Her şey yolunda mı Allah’ın manyağı kız? Silah sıkmak ne ya?” “Abla bu herif beni çok zorluyor, ne bok yiyeceğim bilmiyorum.” “Bulacağız bir çözüm. Sakinliğini koru ve sırıtmaya devam et deli!” “Hee.. oldu, tamam!” Otuz iki diş sırıtan bir gelin varsa o da benim. Doğu ve güneydoğu Anadolu halaylarını art arda oynarken kendimi ve yaşayacaklarımı bir süreliğine unuttum. Müziğin ve halayın ritmine bıraktım kendimi. Yanımdaki kocam olacak uyuz, bir süre sonra halaya ayak uyduramaz oldu ve elimi bırakarak ekipten ayrıldı. Rahatladım ama aynı anda garip bir boşluk hissine de kapıldım. Bir anlığına Defne ile göz göze geldiğimde, onun bana öpücük attığını gördüm ve gülümsedim. Sanki duygularımı anlamıştı ve olduğu yerden kopup hemen yanıma geldi. Elimi tuttu. “Yelkenleri suya indirme kız.. niye evlendiğini de unutma!” Söylediği sözlerle beni etkisi altına alan o tuhaf boşluk hissinden sıyrıldım. “Tamamdır dost!” Yeniden kendimizi halaya bıraktık. Emoş ve Ömür ablamlar gruptan ayrılarak karşı karşıya geldiler. Kendi etraflarında tur atıp, orta noktada buluştuklarında plan kurma peşinde olduklarını biliyordum. Ahh bir de ne konuştuklarını duyabilseydim.. Kocaman bir ampul kafamın üstünde patladı sanki. Gruptan ayrılıp bende onlar gibi pistin ortasına attım kendimi ve aynı hareketleri yapmaya başladım. Orta noktada buluştuğumuzda iki elim onların elleriyle çarpışıyordu. “Kız bana bak, sana vereceğimiz çerçeve görünümlü zınbırtıların her biri gizli kamera. Evin çeşitli yerlerine yerleştir. Özelliklede kayınpederin odasına.. Seninki de olurda sana yanaşmaya kalkarsa meşhur taktik devrede.. başım, kıçım, dişim ağrıyor diyecen!” “O iş bende Emoş ablam sorun değil de, bu herif ayarlarımla çok oynuyor.. onu ne yapacağız?” Ömür ablamın tey tey nidalarına bizde katıldık. Bildiğim kıçımdan ter akıyordu. Orta yerde buluştuğumuzda Ömür ablam, “Uyyhh!.. burdan manyak bir aşk çıkar kızım.. sen sonrasını düşün!” demesin mi bana?” “Yok abla!.. nefret ediyorum ondan” “Bizim seni korumamız lazım. Herif sana aşık olacak.. belli oldu. Bu iş bitene kadar onunla hırlaş. Gıcık olduğu ne varsa yap. Kaynananla da kapışmaya devam et. Alt tarafı altı ay kızım. Sabret!” Bir adım daha atacak halimiz kalmamıştı. İlker eliyle bana kesin artık işareti yapınca, başımla onu onayladım. Halayımız bitince, fırsat bu fırsat deyip, Ömür ablamlarla birlikte ailemin yanına gittik. Babamın yanına oturdum hemen. Beni kendisine çekip sarıldı ve yanağımdan öptü. “Ilgaz’ım çok dikkatli ol kızım. Aklım hep sende. Sana verdiğim gizli telefondan tehlikede hissettiğin anda yaz bana. İlker bile bilmesin o telefonu kızım.” “Tamam babam, merak etme sen.” Düğünün sonuna gelmiştik artık. Kısa süreli de olsa ailemle oturmak iyi gelmişti. İlker yanıma gelipte beni alınca ağlamamak için kendimi zor tuttum. Misafirler gitmeye başlamıştı ve son olarak aile resimleri çekildi. Hiç istemediğim o ayrılık vakti gelip çatmıştı. Zırıl zırıl ağlıyordum. Ailemle vedalaşmak çok zordu. Yeni evime doğru yola çıktığımda, elimi inatla tutmaya devam eden kocam olacak gıcığın avucundan çektim. Hiçbir şey demedi. Bakmadı bile. Bir sigara yaktı ve araladığı camdan dumanı dışarı soludu. Bir an dönüp bana baktığında göz göze geldik. Değişik bir bakış vardı bu kez gözlerinde ve elimi yeniden avucunun içine aldı. Bunu niye yapıyorsun ki? • • • İlk gecemizi bir otelin kral dairesinde geçirecektik ve ertesi günde balayına çıkacaktık. “İstemiyorum” dedim bir anda. Elimi elinden çektim ve kalbimi ele geren kızgınlığımla ona baktım. “İstemem otel motel!.. balayında yerin dibine batsın!.. söyle şöförüne direk eve gidelim.” Şöförle aramızdaki ses ve görüntü geçirmeyen camın sayesinde oynamama gerek yoktu. Bunun rahatlığı ile olduğum gibi davranabiliyordum. “Üstüne para verseler sana el sürmem!.. kendini fasulyeden nimet sanma! Bana göre hava hoş!.. madem çok istiyorsun, gidelim o zaman ma aile yaşayacağımız evimize güzel karıcığım.” Benim istediğim, onun dediği gibi de oldu. Bizi koca konağın kapısında görenler şoka uğradılar. Biz içeri girmeden haber kaynana hatuna ulaşmıştı bile. Artık alışık olduğum ters bakışları yüzümde gezindi önce ve ardından paşa oğluna sanki yıllardır hasret kalmış gibi sarıldı bir anda. “Ah penum datlu uşağum!.. anasundan uzak duramay can oğluum! Geç bakayum, geç içeru gara daşşakluum!” “Anneeee!” Yuuuh!.. manyak karı!.. bari benim yanımda böyle deme.. nasıl bir oğul sevme şeklidir bu ya!.. ohaaa yaneee!.. İlker’in utanç içinde bana baktığını görünce gözlerimi kaçırdım. Dikkatimi oldukça kabarık ve üzeri taşlarla kaplı gelinliğime verdim. Tarlatanımla birlikte tutup kaldırdığım gelinliğimle eve ilk adımımı attığımda, kayınpeder salondan çıktı. “Uyyy penum cizel celunum!.. hoş geldun da evune!” “Hoş puldum da babacuğum.. nasulsun baçalum?” “Eh senda gelunca daha iyu oldim daa!” İlker yanımıza gelip yine elime yapıştı. “Baba bize müsade, çok yorgunuz. Bu kızda helak oldu bugün. Kuafördü, düğündü, horondu, halaydı derken bitti vallahi. Balayını da şimdilik birkaç gün erteledik. Daha sonra gideceğiz.” “Musade sizundur uşağum. Hadi cidun odaniza. Allah rahatluk versun inşallah,” diyen kayınpeder, bir adım atmamızla İlker’in sırtından paat diye yükselen o güçlü sesi duydum. “Ya babaaa!” “Adettur da uşağuuum!..” Hay sizin adetinize baağ! Üstüne bir de silah patlataydınız!.. Sanki birileri içimi okumuş gibi dışardan bir anda silah sesleri yükselmeye başladı. Gerçekten neye uğradığımı şaşırdım. Ürkütüğümü fark eden İlker yine dalga geçme modundaydı. “Benim dünyama hoş geldin aşkım” dedi ya, bütün dişlerini eline vermeyi ne çok istedim. Odamıza çıkınca derin bir nefes aldım. Üstümdeki bin kiloluk gelinlikten kurtulmayı çok istiyordum. Odaya ait ebeveyn banyosuna girdim ve hemen kapıyı kilitledim. Geniş tezgâhlı lavabonun yanına gittim ve koca duvarı kaplayan aynadaki yansımama baktım. Gerçekten çok yorgun görünüyordum ve bir anda kafama unuttuğun bir şey dank etti. Bir hışımla banyoya girince üstüme pijamalarımı almayı akıl edememiştim. Hay Allah kahretsin ya!.. Mecburen kapıya yöneldim ve açtığım kapıdan bana İlker’in pijamalarımı uzattığını görünce kendi salaklığıma o biçim sinir oldum. “Bir daha eşyalarıma dokunma! Ver şunları!” “Rica ederim, ne demek!” Gözlerinin içine dik dik baktım ve o sinirimle elindeki pijamalarımı aldım. “Sana yağmurlu havada su yok be pis hain!.. birde teşekkür mü edecektim?” Kapıyı suratına lap diye kapadım. Hem ona, hem de bu saçma duruma sebep olduğum için, kendime çok kızgındım. Gittim, klozetin kapağını kapatıp üstüne oturdum. Öne doğru eğildiğimde fark ettim ki, minicik göğüslerim gelinliğin hafif dekolteli yakasından görünüyormuş. Pislik herif!.. boşuna değilmiş o bakışları!.. kökünüz kurusun inşallah hepinizin. Ne demişler, “En iyi koca, ölü koca.. tez vakitte geber inşallah!” Düşünüp duruyordum. Gelinliğimden kurtulmak için harekete geçmem gerekiyordu. Ayağa kalktım ve arkaya uzanıp o fermuarı yakalamaya çalıştım ama hak getire. “Iyyyy!.. delirecem şimdi baaaağ!” Onun yardım etmesi gerekiyordu ve istediğim son şey de buydu. “İçerde manyak gibi böğürüp durma! Gel kapıya yardım edeyim” dediğini duydum koca öküzün. Allah’ın belası gelinliğimle, olduğum yerde delirmiş gibi tepinmeye başladım. Ağlamak istiyordum. Sinirimden, hırsımdan çığlık ata ata ağlamak istiyordum. Ayaklarıma dolanan gelinliğimin eteklerine tekme sallaya sallaya kapıyı açtım ve bana pis pis sırıtarak bakan kocam olacak pislikle göz göze geldik. “Yemin olsun bu gece seni öldürürüm!.. kes lan sırıtmayı!” “Ciddi misin? Nasıl öldüreceksin beni, zevkten olabilir mi acaba?” Burnumun dibine kadar girip söylediği sözler karşısında resmen delirdim. Yüzünü yakaladığım gibi tüm öfkemle burnuna yapıştım ve deli gibi ısırdım. Can acısıyla beni itmese o kahrolası burnunu koparacaktım. “Yamyam mısın kızım sen ya? N’olcak şimdi? Nasıl kapatacağız bu diş izlerini? Bak kaşınma Ilgaaz! Allah belamı versin çok pis kaşırım seni!” “Merak etme!.. bir fondotene bakar hepsi.. kes kedi gibi viyaklamayı da, aç şu fermuarı!” Anında arkamı döndüm. Nihayet fermuarı biraz aşağı indirdiğinde, “Tamam!.. çek şimdi elini!” dedim ve hemen kapıyı kapadım. İki saate yakın banyodan çıkmadım. Makyaj temizliğiydi, duştu derken gecenin üçüne erişmişken, nihayet odaya giriş yaptım. Yapmaz olaydım. Birde ne göreyim, beyfendi yarı çıplak yatağa yatmış, bu da yetmemiş gibi hor hor uyumaya başlamış bile. “Uyan bee! Burda benimle uyuyamazsın!” Herifin kıçında pireler fink atıyordu. Kulağının dibinde bomba patlasa duymaz anasını satayım. Ne derin uykusu varmış ya! Anında yatağın etrafından dolaşıp, boşta kalan kısma oturdum ve bacaklarımı ona doğru uzattım. “Ya Bismillah!” Tüm gücümle onu itmeye çalıştım ama, öküz herif gram kıpırdamadı yerinden. Ölsem onunla aynı yatakta uyumazdım. Tek bir çözüm vardı. Yataktan kalktım ve onun ayak ucuna gittim. Çocuk arabası gibi ayaklarına asıldım ve onu çekmeye başladım. Gâvur ölüsü gibi mübarek! Kıpırdasana biraz baaağ!.. Delireceğim şimdi yaa! • • • Uğraş kızım, uğraş!.. daha çok uğraşırsın. Sen misin benim burnumu ısıran! Geceyi sana dar etmezsem bende İl.. off Allahım!.. altı ay nasıl dayanılır bu azaba? • • • • •
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD