bc

GÜNLERDEN ÇILGINTESİ

book_age18+
76
FOLLOW
1K
READ
family
HE
playboy
badboy
mafia
gangster
heir/heiress
sweet
kicking
bold
city
enimies to lovers
like
intro-logo
Blurb

Bir insan delicesine aşık olduğu birini elde etmek için ne kadar ileri gidebilir? Genç kız Platonik aşkından karşılık bulabilecek miydi? Aşka giden yolda her şey mübah mıydı? Bile bile lades olacak kadar sevmek çılgınlık değil de neydi? Ilgaz, adını aldığı dağ kadar güçlü çıkacak mı? Gelin birlikte tüm bu sorulara cevaplar bulalım. Bekleniyorsunuz ve benim çok sevgili sadık dostlarım. Sizleri de çok ama çok özledim. ❤️

chap-preview
Free preview
Ey aşk..
“Kızım sen manyak mısın ya? Herif mafyanın önde gideni, kendi camiasının yıldızı ve sen gönlünü kaptıra kaptıra bir mafya babasına kaptırdın! Sana gerçekten inanamıyorum!” Sesini, sanki uzay boşluğunda tüm özgürlüğü ve işvesi ile, salına salına gezinen başka bir gezegenden geliyormuş gibi duyduğum yedi yaş büyüğüm ablişime, boş gözlerle bakıyordum. Bilmem kaç karatlık pırlanta taşlı nişan yüzüğünün süslediği eliyle, hep yaptığı gibi durmadan alnını kaşımaya başladı. Ne zaman gerilse ya da köşeye sıkışmış hissetse, hep böyle yapar. "Biliyorum ya, biliyorum ben bu bakışları! Sen çoktan işi bitirmişsin kafanda, sıra icraata gelmiş! Yapma!.. sakın yapma Ilgaz! Kızım sen farkında değil misin? Herifin etrafında şuh kadınlar, o biçim manken gibi genç kızlar cirit atıyor! Hepsini de bir geceliğine becerip atıyor herif. Sana da yapacağı bu! Birinin, hem de kendisini artist sanan o herifin tek gecelik hevesi mi olmak istiyorsun?" Ah Selvi aah! Bir bilsen kalpçiğimde yanan aşk ateşini, birkaç saatlik bir buluşmaya bile razı olduğumu anlardın işte o zaman beni. Ablam olma şansızlığını bana yaşatan karındaşımla boş yere tartışmaya girmek istemediğim için ona hiç cevap vermedim. Ne kadar açıklama yaparsam yapayım, bayan mantık beni anlamayacaktı. "Tatlım duş alıp, çıkmam lazım. Hadi sende kalk ve sevgili nişanlın bay huysuzu ara. Birazdan mesajları döşemeye başlayacaktır," dedim ve ve sanki herif beni duymuş gibi ona özel o meşhur ve çok gıcık melodi sesi, Selvi'nin telefonundan yükselmeye başladı. Kardeşciğime bakarken yüzümde, "iti an, çomağı hazırla!" ifadesi büyük bir keyifle yerini almıştı bile. Ah şu sezgilerim! Bir günde beni yanıltsanız ne olurdu sanki!.. ve sen Ilgaz!.. ne yapıp edip, o herifi tavlayacaksın. Canını çok yakacak ama işte, ateşe koşan pervaneler gibi sende ona koşmak, onun ateşinde yanmak istiyorsun! Ve bunu da adının Ilgaz olduğunu bildiğin gibi biliyorsun. Selvi çok sevgili nişanlısına, "efendim aşkım," dediğinde yüzümü buruşturdum ve kusacakmış gibi yaptım. Bana parmak salladığını görünce, ona orta parmağımı gösterdim ve küçük hanımı kış bahçesinde yalnız bırakarak, ayaklarımı sürüyerek attığım adımlarımla odama doğru ilerlemeye başladım. Yedi-yirmi dört onu düşünmekten yorulmaya başlamıştım ama, yinede onsuz tek bir saniyem geçmiyordu. Platonik aşkı dibine kadar yaşıyordum. Üstelik bu dünyada Ilgaz Gürkân diye birinin yaşadığından hiç haberi olmayan birine aşıktım. Ne yani, bu Dünya'da platonik aşk yaşayan bir tek ben miyim ayol? Hah! Değilsin elbette Ilgaz'cımcum.. o herife senin gibi kim bilir kaç kişi aşıktır ama üzgünüm kızlar ve botokslu hatunlar!.. çekilin yoldan dan dan!.. assolistler en son çıkarmış ve artık benim de sahneye çıkma vaktim geldi. Ah bu herifi her düşündüğümde niye böyle adrenalin patlaması yaşıyorum ki ben? Telefonumdaki uygulama bu soruma acil olarak cevap verdi. Vay bee! Orda biri iç sesimi mi duyuyor ha? "Hımm... Regli mi olacağım yani? Hormonlardan diyorsun yani şekercim." Selvi'nin bilgiç bilgiç, "evet kesinlikle hormonlardan ve aşk denen şu meret de tamamen kimyasal bir olaydır, ömrü de altı aydır," dediğini duyar gibi oldum. Narin mi narin bedenimi sıcak suyun altına bıraktığımda, yeniden doğuyormuş gibi hissettim. Şelale başlıklı duştan tenime temas eden her bir su damlası, kaskatı kesilen bedenimi rahatlatıyordu. Kendimi bu kadar kastığımın hiç farkında değildim ama, bunun nedenini biliyorum. Adının her harfini sevdiğim o adamdı sebebim. Ah İlker ahh! Yaktın yandırdın beni, zalım aldattın beni. Nerden de geldi aklıma bu türkü şimdi. Yandım cidden. Şimdi bütün gün söyler dururum ben bunu. Bornozumun yumuşaklığı ve mis gibi kokusu, her zamanki gibi yine beni mest ederken, en sevdiğim şeyi yaptım ve birkaç dakikalık keyif için yatağıma uzandım. Bakmamam lazım biliyorum ama, dayanamadım işte. İlker Güvener’in i********: hesabına tıkladım. "Ah Allahım, herife bak ya bir içim su! Bu kadar yakışıklı olduğun için senden nefret ediyorum koopek!" Yeni model mafya babamız, bilindik türlerin tersine kendisini gizleme gereğini hiç duymuyordu. Her gün yeni resimler yüklüyordu. Üstelik, öyle koyu renk takım elbiseler falan da pek tarzı değildi. Yaz mevsiminin büyük bir coşku ile kapıları tıklattığı şu günlerde, açık renkteki çeşit çeşit ve tiril tiril keten kumaştan bol kesim gömlek ve pantalonlar, beyimizin tercihiydi. Iğzına sıçtığımının yakışıklısına en çok limon küfü renk yakışıyordu. Şlooopss bee şloopss!.. hayali salyalarımı sildim. Ah Allah'ım!.. kaç günde yarattın bu kulunu ve niye böylesi tatlıcığım yarattın.?.. bana da yazık ya!.. burda dibim düştü beeeaağ! "Şu endama bak, ah o kıyafeti taşımaya bak ki ne bak! Çuval giyse yakışır aslanıma beeeaağğ..Yerim seni ben beeeaaağğ! Gözlükler de yakıyor şerefsizin! Off Allahım ya, n'olur onu bana yazmış ol.. isterse çok ağlatsın beni!.. hiç ama hiç umrumda değil! Yeter ki benim olsun yeeeaaağ! ❤️ "Sana uyduğuma inanamıyorum Ilgaz! Adamlar onları takip ettiğimizi anlarlarsa beni hadım ederler kızım!" Şom ağızlının vücut bulmuş hali bu herif! İki araba öndeki takip ettiğimiz sultan paşam İlker ve şurekasının aracının üç kapısı birden açıldı ve aman Allah'ım, tüm haşmeti ile sevdiğim piç aracından indi. Adamları da onu hemen bir adım ardından takip ediyordu. Sağdan soldan yükselen korna seslerine, adamları ellerinde hazır tuttukları silahları ile havaya ateş ederek karşılık verince, anında korna sesleri kesildi. Neredeyiz ayol biz? Teksas’ın gobeğine mi düştük yoksam? Herif git gide hızlanan adımlarıyla geldi ve bizim aracın yanında durdu. İlker’im aşkım bidenem, şöför camını kıvırdığı işaret parmağı ile iki kez tıklattı. Kankam camı iki parmak kadar indirdiğinde çok eminim ki altına kaçırmak üzereydi. "Aç kapıyı!" Ah Allah'ım!.. Hayatımda duyduğum en güzel ses bu. "Biz bir şey yapmadık ki," dedi benim salak! "Aç ulaan!" Vooov! Şimdi de en ürkünç sesti duyduğum ama, ben ürkmek yerine heyecandan gebermek üzereydim. Kankamın, İlker’den yana kapıldığı korku belasına kapının otomotik kilidini devreden çıkarmasıyla, şöför kapısının açılması bir oldu. İki saniye önce yanımdaki koltukta oturan Furkan, tereyağından kıl çeker gibi araçtan dışarıya çıkarılmıştı. Sonra onu kaputun üstüne yatırılmış olarak gördüm. Ah Allahım, işemese bari! Aracın içini sidik kokutacak geri döndüğünde.. şey, tabii dönebilirse. "Niye takip ediyorsun tatlım sen beni, gazeteci misin?" Tatlım!.. Nasıl kibar bir soru sorma şeklidir bu? "Ha.. ha.. hayır!.. ben ke.. kendi yo.. yolumdayım efendim. Sizi takip etmiyorum ki?" Kokunca ya da heyecanlanınca felaket şekilde devreye giren kekemeliği ile yaklaşık kırk saniyede verdiği cevap karşısında, garibim bir anda İlker’in burnunun dibine kadar çekildi. Artık devreye girmeliydim çünkü, ilker’in silahının namlusu, benim kankanın toplarıyla aşk yaşamaya başlamıştı. Mazallah, daha çok öfkelenip harbiden çocuğu hadım edebilirdi. Aracın kapısını açtım ve araçtan indim. Delirmiş olmalıyım ama ortalığın daha fazla karışmasına izin veremezdim. Sütun gibi bacaklarımı sergileyen mini, dar eteğimin müsade ettiği kadar küçük adımlarla İlker beyciğimin yanına gittim. "Müsade ederseniz yetişmemiz gereken bir doğum günü partisi var ve siz bizi engelliyorsunuz." Gayet rahat bir tavırla söylediklerim karşısında derin bir iç çeken heriften gözlerimi alamıyordum. Ona ilk kez bu kadar yakın olmak, rihter ölçeği ile dokuz onda dokuzla içimi titretmişti. Heyecan ve korkunun girift olduğu duygularımı bastırmak çok zordu ama başarabildim. Bir anlığına bana baktı ama farkındayım beni görmüyordu bile. Ne yani ya, hiç mi ilgisini çekmedim? Yuh olsun bana!.. Furkan'ı bırakırken hızla geriye doğru itmesiyle gözleri beni buldu ve, "nice senelere küçük hanım!" dedi. Allahım Allahıı!.. öldüm ve cennete gittim ben!.. Başka hiçbir şey demeden geldiği gibi çekti gitti ve onun ardından bakışlarım Furkan'ı buldu. "İyi misin kanka ya?" "Senin Allah belanı versin!.. bir de iyi misin diye soruyorsun ya! sıçtım lan korkudan ben burda!.." “Aman ne işe,ne de sıç! Hiç sidik, bok kokusu çekemem şimdi." “Allah seni bildiği gibi yapsın full manyak!” Yavru kopek bakışı attığım Furkan can, dayanamadı tabii yine. “Bakma şöylee!” “Nasuuul?” * * * * *

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Gönül Hattı

read
55.3K
bc

Taht Uğruna

read
1.3K
bc

Buzdan Kalpler +18

read
21.3K
bc

LEONARD

read
3.1K
bc

Aşk Nöbeti

read
11.2K
bc

𝘼𝙎𝘼𝙇𝙀𝙏𝙄̇𝙉 𝘽𝙀𝘿𝙀𝙇𝙄̇

read
4.1K
bc

Operasyon Kış Kuşu

read
7.7K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook