bc

Gölge ve Güneş

book_age18+
144
FOLLOW
1.5K
READ
dark
forbidden
drama
bxg
highschool
childhood crush
war
musclebear
love at the first sight
like
intro-logo
Blurb

Bazı insanlar güneş gibi doğar.Bazıları ise gölge gibi gelir; sessiz, sert ve dokunduğu her şeyi karanlıkta bırakır.Ahlas, kendini hiçbir zaman güneş sanmadı.O, hep gölgeydi.Bir emirle hareket eden, bir görevle yaşayan, bir savaşla nefes alan bir adam.Mahalleye döndüğünde ilk fark ettiği şey, her şeyin küçük görünmesiydi.Çocukluğunda koştuğu sokaklar daralmış, kavga ettiği köşe bakkalı yaşlanmış, kahvehanedeki adamlar aynı masalarda çürümüştü.Sadece kendisi büyümüştü.Ya da belki sadece yorulmuştu.

chap-preview
Free preview
Asi ☀️
Bazı insanlar güneş gibi doğar. Bazıları ise gölge gibi gelir; sessiz, sert ve dokunduğu her şeyi karanlıkta bırakır. Ahlas, kendini hiçbir zaman güneş sanmadı. O, hep gölgeydi. Bir emirle hareket eden, bir görevle yaşayan, bir savaşla nefes alan bir adam. Mahalleye döndüğünde ilk fark ettiği şey, her şeyin küçük görünmesiydi. Çocukluğunda koştuğu sokaklar daralmış, kavga ettiği köşe bakkalı yaşlanmış, kahvehanedeki adamlar aynı masalarda çürümüştü. Sadece kendisi büyümüştü. Ya da belki sadece yorulmuştu. Arabasını yavaşça sokağın başında durdurdu. Kontak kapalıydı ama motorun sesi hâlâ kulaklarında uğulduyordu. Görev dönüşleri hep böyleydi; sessizlik bile gürültülü gelirdi insana. Tam arabadan inecekken kaldırıma baktı. Bir kız yürüyordu. Güneş, saçlarına vuruyordu. Sarı değil… altın gibi. Rüzgâr estiğinde omuzlarına düşüyor, arkasından sessizce sürükleniyordu. Elinde kahve, kulağında kulaklık vardı. Dünyaya ait değilmiş gibi yürüyordu. Ahlas bakışlarını çekemedi. Çünkü o yürüyüş… ona tanıdık geldi. Kız bir an durdu, kulaklığını çıkardı ve arabaya baktı. Mavi gözleriyle. Ahlas’ın nefesi kesildi. Zamanın içinden bir an kopmuş gibiydi. Asi. Çocukluğunun Asi’si. Murat’ın küçük kız kardeşi. Peşlerinden koşan, dizleri yara bere içinde kalan, sürekli “Ahlas abi!” diye bağıran kız. Ama bu kız… O kız değildi. Kız arabayı tanımadı, tanıması da mümkün değildi. Yoluna devam etti, köşeyi dönüp gözden kayboldu. Ahlas aynadan bakmayı bırakamadı. Kalbi hızlı atmıyordu. Ama içinde garip bir boşluk oluşmuştu. Zaman ona dokunmuştu. Zaman bana ne yaptı bilmiyorum. Kapı açıldı. Murat dışarı çıktı, gülerek ona doğru yürüdü. “Ahlas! Ulan sen misin lan?” Ahlas arabadan indi, eski dostuna sarıldı. Murat’ın sırtına sertçe vurdu, askeri refleksle. “Benim.” “Yıllar oldu be. Mahalle seni konuşuyor, tim komutanı olmuşsun.” Ahlas gülümsedi ama gözü yine sokağın ucuna kaydı. “Asi miydi az önce geçen?” Murat kahkaha attı. “Kim olacak? Bizim kız. Büyüdü tabii. Üniversite son sınıf artık.” Ahlas başını salladı. “Büyümüş.” Murat kapıyı açtı. “Girelim. Seni görünce sevinir. Küçüklüğünden beri seni örnek alır.” Ahlas durdu. Bir an için girmek istemedi. Çünkü bazı kapılar açıldığında geçmiş de içeri girerdi. Ve bazı geçmişler… insanın bugünüyle çatışırdı. Ahlas, Murat’ın evine adım attığında her şey tanıdık ama yabancıydı. Koridordaki eski halı, duvardaki çocukluk fotoğrafları, salondaki ağır koltuklar… Hepsi aynıydı ama o, aynı değildi. Botlarını kapının yanında çıkardı, refleksle etrafa göz gezdirdi. Askerlik alışkanlığıydı; bir mekâna girince ilk yaptığı şey güvenliği kontrol etmekti. Murat salona geçti. “Çay koyayım, sen de otur,” dedi. “Yoldan gelmişsindir.” Ahlas başını salladı, koltuğun kenarına oturdu. Sessizlik rahatsız ediciydi. Görevden dönünce hep böyle olurdu; ev sessizliği cepheden daha ağır gelirdi. Tam o sırada mutfaktan ayak sesleri geldi. Ahlas başını kaldırdı. Kapı aralandı. Elinde iki çay bardağıyla bir kız çıktı mutfaktan. Bir an için nefes almayı unuttu. Sarışın saçları arkadan gevşekçe toplanmıştı, birkaç tutam yüzüne düşmüştü. Üzerinde açık renk bir tişört ve ince bir hırka vardı. Ev haliydi ama tuhaf bir şekilde zarifti. Gözleri yere bakıyordu, çayı dökmemeye çalışıyordu. Sonra başını kaldırdı. Mavi gözleri Ahlas’la buluştu. Zaman durdu. Ahlas’ın zihni, yıllar öncesine savruldu. Dizleri yara bere içindeki küçük Asi, elinde misketle peşlerinden koşan Asi, sokakta bağıran Asi… Ama karşısındaki kız… O kız değildi. Bu, Murat’ın küçük kız kardeşi değil. Bu… başka biri. Asi hafifçe gülümsedi. “Hoş geldin Ahlas abi.” Ses tonu yumuşaktı. Ama kelime aynıydı. Abi. Ahlas, yüz kaslarını kontrol etti. Asker disiplininde, duygularını saklamayı öğrenmişti. Şaşkınlığını belli etmedi. Sadece ayağa kalktı. “Hoş bulduk Asi ,” dedi. Sesi düz, kontrollüydü. Ama içi aynı değildi. Asi çayları sehpanın üzerine koydu. “Yolun nasıl geçti?” “İyiydi.” Kısa cevap. Her zamanki gibi. Murat güldü. “Ulan adam görev raporu veriyor sanki.” Asi hafifçe omuz silkti. “Değişmiş.” Ahlas bir an ona baktı. “Zaman değiştirir.” Asi kaşlarını kaldırdı. “Beni de mi değiştirmiş?” Ahlas bir saniye fazla baktı. Sonra bakışlarını kaçırdı. “Büyütmüş,” dedi sadece. Asi dudaklarını büzdü. “Büyümek değişmek sayılır.” Ahlas cevap vermedi. Çünkü büyümenin bazı sonuçları hakkında konuşmak istemiyordu.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
27.0K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
55.8K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
545.7K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
86.6K
bc

AŞKLA BERDEL

read
91.3K
bc

HÜKÜM

read
230.1K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
35.3K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook